AVRUPALI TÜRKLER ve REFERANDUM SÜRECİ

„İnsan  doğduğu yerde değil doyduğu yerde yaşar ve ona göre yaşadığı yerde politika yapar“ TÜRKİYE BİZİM ANAVATANIMIZ!.. ANCAK doyduğumuz  ve yaşadığımız BATI AVRUPA toprakları da 2. VATANIMIZ!.. Başka bir deyimle BABAVATAN’ımı...

AVRUPALI TÜRKLER ve REFERANDUM SÜRECİ

„İnsan  doğduğu yerde değil doyduğu yerde yaşar ve ona göre yaşadığı yerde politika yapar“

TÜRKİYE BİZİM ANAVATANIMIZ!.. ANCAK doyduğumuz  ve yaşadığımız BATI AVRUPA toprakları da 2. VATANIMIZ!.. Başka bir deyimle BABAVATAN’ımız…

Elbette bir haksızlık varsa GÜÇLÜ'nün değil MAZLUMUN yanındayız!.. ANCAAAKK; Avrupalı Türkler'e verilen seçme hakkı kapsamında 4. kez oy kullanacağız ve ortalık TOZ-DUMAN oldu!.. Endişem o dur ki olmaya da devam edecek.    Yurtdışındaki Türk  vatandaşlarına seçme hakkı verileli  yaklaşık iki buçuk yıl oldu ve benim gözlemim  şu dur ki; Türkiye’deki seçimler nedeniyle Avrupa’daki  insanımız hızla GRUPLAŞIP-KUTUPLAŞIYOR!.. Bu durum  Avrupa'da yaşayan biz TÜRKLER'in geleceği açısından bu çok büyük bir TEHLİKE!.. Elin oğlu'da seçim yapıyor ama kimse farkında olmuyor. Nedir bu GÜRÜLTÜ-PATIRDI anlamak mümkün değil!.. Madem ki biz AVRUPALI TÜRKLER'iz o zaman en azından şu seçim sürecinde onlardan birşeyler öğrendiğimizi göstermeli ya da kanıtlamalıyız!.. Tıpkı AVRUPALILAR  gibi sessiz sedasız sandık başına giderek OY'umuzu kullanmalıyız!.. Böyle PROVAKASYONLARA gelmemeli ve müsade etmemeliyiz!..

Seçim nedeniyle BATI AVRUPA'yı; Ankara, Van, Mersin ya da Edirne gibi görmemeli ve ORALARA ÇEVİRMEMELİYİZ!.. Çevirmek isteyenlere de müsade ve itibar  etmemeliyiz!..

BEYLER-BAYANLAR!..

„SEÇİM BİTECEK  ve TÜRKİYE’DEN BURAYA GELEN POLİTİKACILAR TEKRAR TÜRKİYE'YE GERİ  DÖNECEK ve BİZ BURADA ALMANLARLA-HOLLANDALILARLA BİRLİKTE YAŞAMAYA DEVAM EDECEĞİZ!..“

Bu yüzden hareketlerimize, düşüncelerimize, söylemlerimize ve yazdıklarımıza LÜTFEN DİKKAT edelim!..

„Doğru konuşanı dokuz köyden kovarlar“ diye bir terim vardır. Bazı kesimlerin hoşuna gitmese de biz doğruları söylemeye ve yazmaya devam edeceğiz.  

Avrupa’ya  GÖÇ edeli tam 55 yıl oldu. Bu 55 yıllık süre içinde TÜRKİYE’den gelenler bize ne verdiler?!

El-Cevap: Kocaman bir HİÇ!..

Ya biz?!

Çok şeyler verdik! 

NELER VERDİK ve KARŞILIĞINDA NE ALDIK?

İsterseniz bilgi dağarcığınızı tazelemek açısından birkaç tanesini hatırlatayım.

ÜLKEMİZ 70’li yıllarda tabiri caizse 70 Cent’e muhtaçken bizler AVRUPALI TÜRKLER olarak, Türkiye’dekilerin tabiriyle ALAMANCI ya da GURBETÇİLER olarak ülkemize döviz yağdırdık ve namert’e muhtaç etmedik. Helal-I hoş olsun!.. Gerektiğinde yine yaparız.

Daha sonra sözde işçi şirketlerine  yatırım yaparak dolandırıldık.  Ardından YEŞİL SERMAYE denilen İslami Holdinglere kapıldık. Yine TOKAT’landık ve Devlet yetkilileri bize sahip çıkmadılar. Üstelik bir de; “Verirken bize mi sordunuz?” diye fırça çektiler. Yeşil sermayenin Avrupalı Türklere çıkardığı fatura 40 MİLYAR DOLAR.

Daha sonra DENİZ FENERİ olayı patlak verdi. Alman tarafı olayı teşhis edip, üzerine düşeni yaptı. Türk tarafı ise yolsuzluğu ört-bas etti.  Bu yolsuzluğun maliyeti de yaklaşık 40 milyon Euro.  Her iki olayda da mağdur olan insan sayısı yaklaşık 800 BİN kişi.

Ve daha bir sürü mağduriyet!..

Yetmedi şimdi de REY istemeye geliyorlar. İsterlerken yaşadığımız ülkenin yetkilileriyle de polemiğe ve sürtüşmeye giriyorlar.  Seçim bitecek sandıktan EVET ya da HAYIR  çıkacak. TÜRKİYE’dekiler bizden istediklerini alacaklar ancak geride bıraktıkları ENKAZ’ın faturası önce bize sonra da TÜRKİYE’ye çıkacak.  Çok geriye gitmeye gerek yok.  TÜRKİYE ile RUSYA arasında çıkan KRİZ’I hatırlayın.  Kim zararlı çıktı?.. Faturayı kim ödedi?

ÖNCE ALMANYA Almanya;  Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ve turist çektiği ülke.  Türkiye'den Almanya'ya geçtiğimiz yıl 13 milyar 163 milyon dolar ihracat yapıldı. Bu ülkeden Türkiye'nin yaptığı ithalat ise 21 milyar 352 milyon dolar olarak gerçekleşti.Ve ALMANYA’da  yaklaşık 3 MİLYON TÜRK yaşıyor. Binlercesi kalıcı olduğunu düşünerek emlak aldı, ev-bark sahibi oldu  ve  iş kurdular. Şimdi bir EVET-HAYIR için bunları baltalamaya değer mi? GELELİM  HOLLANDA’YA

 Türkiye'nin 2015 yılında  HOLLANDA’ya yaptığı ihracat rakamları  yaklaşık 2.9 milyar dolar olarak gerçekleşti. TÜİK verilerine göre, bu 2.9 milyar dolarlık ihracat ürünleri arasında giyim eşyası ve aksesuarları başı çekerken, kara ulaşım araçları, tekstil elyafı ve mamulleri de en çok ihracatı gerçekleştiren ürünler arasında yer aldı.

İki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi ise 6.1 milyar dolar olarak gerçekleşti.Açıklanan  bilgilere göre, Türkiye'nin 2015 yılında Hollanda'dan yaklaşık 3.2 milyar dolarlık ithalat yaptığı öğrenildi. Ayrıca 2015 yılında Türkiye'ye gelen Hollandalı turist sayısının 1.2 milyon kişi olduğu öğrenildi.

Avrupa’nın ana limanı ve lojistik merkezi konumunda olan Hollanda’dan gelen turist sayısının da bu krizden etkilenip etkilenmeyeceği merak konusu. Ve HOLLANDA’da yaklaşık 500 bin TÜRK  yaşıyor. Onlarda burada kalıcı olduklarını düşünerek yatırım yaptılar, iş kurdular ve geleceklerini HOLLANDA’da görerek plan proğram yaptılar.

Bir REFERANDUM için bunca sürtüşmeye acaba değer mi yorumu size bırakıyorum…

 

AVRUPALI TÜRKLER YAŞADIĞI ÜLKENİN SİYASETİNİ YAPMALI

Veee bir NOKTA daha!... Elbette TÜRKİYE'nin siyasetiyle ilgileneceğiz. Bırakın TÜRKİYE'yi DÜNYA siyasetiyle ilgilenmemiz gerekir!.. Ancaaaak bizim asıl yapmamız gereken siyaset yaşadığımız BATI AVRUPA SİYASETİ olmalıdır!.. Gerek mahalli, gerek eyalet gerekse Federal düzeyde AVRUPA SİYASETİNE ilgi duymalı ve yapmalıyız!.. Eğer biz İSTİKAMETİMİZİ tamamen TÜRKİYE'ye çevirirsek. Kİ öyle görünüyor ve öyle oldu.  BATI AVRUPA ARENASI boş kalacaktır!... Birileri de gelir ve  bizim dolduramadığımız ya da doldurmadığımız o boşluğu doldurur ve  biz sadece BAKA KALIRIZ!.. Şu andaki ORTAM (Avrupa'da politika yapma açısından) bizi azından 10 yıl geriye götürecektir!..

Beni demedi demeyin!..

Zaman zaman bana gerek YEREL gerekse EYALET düzeyinde politikaya ilgi duyan ve yapmaya çaba gösteren  arkadaşlarımızdan şöyle bir yakınma geliyor; „Bizim Türk ve  ilaveten Sunni kesim olarak bilinçli-organize  şekilde  bölücü gruplar ve başka  dini inançlara mensup kişiler tarafından önümüz kesiliyor. Almanlar ya da Hollandalılar bizden çok onlara şans tanıyorlar“  diyorlar.

Be kardeşim sen MÜCADELE etmek yerine  TÜRK siyaseti daha RENKLİ ve GÜRÜLTÜLÜ-HEYECANLI  diye istikametini oraya çevirsen elbette birileri o   boşluğu dolduracaktır!..

SONUÇ: Eğer gerçekten ben TÜRKÜM ve ülkem TÜRKİYE’yi çok seviyorum ama AVRUPA’da yaşamaya devam edeceğim, benim geleceğim burada diyorsan o zaman yapman gereken SİYASET yaşadığın ülkelerin siyaseti olmalıdır VESSELAM!..

 

 

Yorumlar

tüm yorumlar