Onlar dönmeyi düşünmediler..!

  Yıl 1915.. Mart'ın 18'i.. Bugün Türk milletinin en şanlı günlerinden biri.. Mukaddes toprakların kazanılmasının, Çanakkale zaferinin 102. yılı.. Böyle yiğit, kahraman ve şerefli ecdâdın torunu olmaktan onurlu ve gururluyum...

  Yıl 1915.. Mart'ın 18'i.. Bugün Türk milletinin en şanlı günlerinden biri.. Mukaddes toprakların kazanılmasının, Çanakkale zaferinin 102. yılı.. Böyle yiğit, kahraman ve şerefli ecdâdın torunu olmaktan onurlu ve gururluyum. Sancağımızı ilelebet dalgalandırmak için var gücümüzle çalışacağız. Bu vatanı vatan yapan, ebediyete iştirâk eden başta ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü ve aziz şehitlerimizi şükran, minnet ve rahmetle anıyorum. Ruhları şâd, mekânları cennet, makamları kut'lu olsun. Çanakkale ruhunu yaşamak, yaşatmak temennisiyle.. 

 

"Varlığım Türk varlığına armağan olsun!

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!"

 

Kıymetli dostum, Edebiyat sevdalısı bir gönlün Şeyma Akpınar'ın Çanakkale Şehitlerimize yazmış olduğu yazıyı paylaşmak istiyorum.. 

 

Kahraman Türk Askerleri,

   Bir destan yazdınız Çanakkale'de. Dillerden düşmedi yüzyıllarca. Yoktan var ettiğiniz bir başarıydı sizinki. Ayağınızda yırtık çarıklar, sırtınızda yamalı gömleğinizle yarı aç yarı tok kahramanca çarpıştınız. Her biriniz körpe birer fidandınız.

   Yaralandınız. Yaranızdan kan fışkırırken yılmadınız, var gücünüzle düşmana hücum ettiniz. Silahınızda mermi yoktu belki, hiçbir şekilde eşit değildiniz. Ancak gönlünüzdeki vatan sevgisi her şeyden üstündü. Sonsuz bir hoşgörüye sahiptiniz. Yaralı bir Anzak askerine elinizi uzatıp yarasını saracak kadar sonsuz...

   Düşman omzundaki silahtan, arkasındaki toptan alıyordu gücünü. Sizinse göğsünüzdeki iman gücü ve analarınızın dilinden düşürmediği dualardan başka güvenecek hiçbir şeyiniz yoktu. İki yüz yetmiş altı kiloluk mermiyi sırtlayıp namluya nasıl sürerdin ki Koca Seyit, yüreğinde vatan sevgisi, ardında anaların duası olmadan ?

   Sizler, "Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum." diyen komutanın kararlı askerleriydiniz. 

   Anaların bağrından gönüllü çıkıp cepheye koşan kınalı kuzular, Yahya Çavuşlar ! Sizin vatanınızdı Çanakkale, vatanın şah damarıydınız !

   Yağmur çiseliyordu Çanakkale'de. Ancak bu kadar işlerdi bir yanık Anadolu türküsü insanın yüreğine. Allah Allah nidaları karıştı top sesine, mermi sesine... Şartları eşit olmayan bu savaşta sizin kanınız suladı Çanakkale'nin toprağını. Yer, gök, deniz Çanakkale'ye ağladı. Ardınızdan, hakkınızı helal edin yazan mektuplar kaldı sadece. Tabur hekimlerine ve tabur imamlarına emanet edilmiş yürek yakan, buram buram özlem kokan mektuplar.

   Yüzbaşı Mehmet Tevfik sen değil miydin mektubunda, ölürsem borçlarımı ödeyin diyen ? Peki sen Üsteğmen Zahid, eşine vasiyet etmemiş miydin ardımdan yüksek sesle ağlamayın diye ? Şehadet şerbetini içeceğini bildiğinden mi çamaşır istememiştin anacığından Hasan Ethem ?

   Sizlerden gelen her duygu yüklü mektup bilin ki bir ocağa değil bir vatana yollanmıştı. O vatan ki sizi, şefkatle kucakladı bağrına aldı. Sevginiz her sevgiden üstündü ki galip geldi, kavuştunuz. Bilin ki ardınızdan borçlarınız da ödendi, ağıtlar da sessizce gözlerden gönüllere aktı. Kadınlarınız ah etmedi, kadınlarınız söylenmedi. Sabrın, sevginin en büyük timsali oldu her biri. Analarınız gurur duydu koç yiğitleriyle. Vatan sağ olsun nidalarıyla inledi yurdun dört bucağı. Cepheden yayılan Allah Allah sesleriyle inledi her yan. Siz savaştıkça biz savaştık. Siz kazandıkça biz kazandık. Zafer ancak bu kadar anlamı zirvede olabilirdi. 

   Bir sis perdesi aralandı bir asır sonra. O boşluktan  baktık geçmişe ve bunları gördük. Karanlığın içinden doğan güneşi, zaferi mutluluğu, hüznü, hasreti gördük. Geçmişten geleceğe uzanan ışığı gördük. Gözlerimiz kamaştı ışığınızdan. Sonra düşündük. Sonra üzüldük. Sonra vicdan azabıyla yandık. Bir asır geçmiş dedik. 

   Geçmişin penceresinden gördüklerimizle bugünün gerçeklerini karşılaştırdık. Siz neler yaptınız, biz neler yapıyoruz sorusu dikildi karşımıza. Cevap bulamadık layığıyla dillendirecek. Gösterilen bunca gayret, yapılan bunda fedakarlık, kazanılan bunca zafere karşılık bir asır sonra biz borcumuzu ödemenin hangi aşamasındayız ? Canlarınızla kazanılan, kanlarınızla sulanan, özünüzle dirilen bu vatan için biz neler yapıyoruz ? Verecek doğru dürüst cevap bulamamanın ezikliği altında kahroluyoruz. Size layık olabildik mi, elbette ki hayır. 

   Çanakkale'de​ bir destan yazan ecdadım ! Geç kalmış sayılmayız. Damarlarında asil Türk kanı olduktan sonra bu millet, kafasına koyduğu her şeyi yapacak gücü kendinde bulacaktır. 1915'te nasıl başardıysa, bundan böyle yine aynı başarıyı yakalayacaktır. 

   Emanetiniz, yeni nesil olarak söz veriyoruz ki, emanetimizdir. Ruhunuz şad, mekanınız cennet, gönlünüz rahat olsun. Huzurla uyuyun kutsal mekanınızda. Hakkınızı canı gönülden helal eyleyin..

 

Yorumlar

tüm yorumlar