UYARILAR - GÖZLEMLER

" Devlet gemiye, halk da suya benzer . Gemiyi taşıyan sudur; ama gemiyi batıran da sudur. " Böyle uyarıyor yüzyıllar öncesinden Konfüçyüs.           Atatürk de , kurduğu devletin geleceği i&ccedi...

" Devlet gemiye, halk da suya benzer . Gemiyi taşıyan sudur; ama gemiyi batıran da sudur. " Böyle uyarıyor yüzyıllar öncesinden Konfüçyüs.

          Atatürk de , kurduğu devletin geleceği için " GENÇLİĞE HİTABE " de

Uyarılarının ötesinde, zaman içinde şöyle diyor :

          " Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküş vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür."

          " Ulusal Egemenlik öyle bir ışıktır ki , onun karşısında zincirler erir,taç ve tahtlar batar, mahvolur."

          " Milli Egemenlik ulusun namusudur, onurudur."

          " Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir."

          " Sarık ve cüppeyle artık dünyada başarılı olmanın olanağı yoktur. Yaptığımız görkemli devrimlerle uygar bir ulus olduğumuzu  cihana ispat ettik."

          " Egemenlik kayıtsız, koşulsuz MİLLETİNDİR. Millet egemenliğini TBMM aracılığıyla kullanır."

          " Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey , yüksek kültürde ve yüksek erdemde dünya birinciliğini tutmaktır."

 

          Diğer yandan Yüce Tanrı Kur'an'ı  "OKU" (ıkra) diye başlatır. Bir çok ayette akıl ve düşünceyi öne alarak , " Siz hiç düşünmüyor musunuz?  / Hala aklınızı kullanmayacak mısınız ? / Yaptığınız çirkinliği görmüyor musunuz? / Akıl erdiremiyor musunuz ? /  Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız ? / size kullanasınız akıl verdik . "   Uyarıları hep insanların erdemli, kişilikli, doğru karar vermeleri içindi. İslamda Tanrı, düşünmeyi, akıl erdirmeyi önerirken siz kalkar kendi kişiliğinizi birinin emrine verirseniz, insan olmanın özelliklerinden ayrılmış olmaz mısınız?

            Düşünmek, akıl yürütmek Tanrı buyruğudur.  Biz böyle bildiğimiz için ortaya koyulan sorunları önce sorgular, sonra karar veririz.

 

           Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan itibaren " Ne mutlu Türk'üm diyene " sözüyle bütünleşerek güven birliği içinde var olmuş , ilerleme yolunda çok da mesafe kaydetmiştir. Ancak günümüzde bu onurlu ülkenin önünü kesmek isteyen " dahili ve harici bedbahtlar " türedi. Yıllardan beri " YENİ TÜRKİYE" aymazlığında kamuyu yanıltma çabaları sürüyor. 

           Bir ülkenin yönetiminde erkli olanlar, bilincin zirvesinde olması gerekirken, sistem ( rejim ) değişikliği için kolları sıvarlar, seçildiklerinde yaptıkları yemine ihanet içine girerlerse, o ülkede istikrar , güven, başarı olur mu? Mevcut Anayasa yok sayılarak davranış sergilemek akılla bağdaşır mı ?

           Bağdaştırmak isteyenlerin sözlerinden örnekleri üzülerek vermek benim akıl ve vicdan borcumdur. Bir bakar mısınız :

 

          Tarih 23 Mart ; tüm halkı birleştirmek için görevlimiz, " Ağababaları  TEK ADAM gibi yalanlarla halkı kandırıyorlar ! " deme gafletine düşer mi ?

          Başdanışman  ünvanlı biri öneriyor zaman önce, " TÜRKSÜZ, ATATÜRKSÜZ BİR ANAYASA  GEREKLİ". Aynı danışman şimdiki hengamede 

          " Sessiz değil, halkımız gümbür gümbür bir devrim yapıyor farkında mısınız ? Halk kendi devletini kurmak için adım atıyor. 16 Nisan kutlu olsun !"

Adalet Bakanı ise, " Yüz yıllık münakaşa bitiyor! " diyerek başka bir daldan hücum ediyor!

           Yüksek erkli kendini Sevgili Peygamberimizin saklandığı mağaradaki gibi , aynı şekilde korunduğunu ima ederek halkla dalda geçiyor.  

          Dalga geçmeyi bilerek vurguluyorum ; zira Yüce Yaratan kutsal kitabımızda insanlara sesleniyor ve uyarıyor. 

           " Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız ? "

           " Hiç düşünmüyor musunuz ? "

           " ....yaptığınız çirkinliği anlamıyor musunuz ? "

           " Hala aklınızı kullanamayacak mısınız ? "

           " Akıl erdiremiyor musunuz ? "

           " Biz size kullanasınız diye akıl verdik."

           " Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız ? "

 

           Tanrı, kutsal kitabımız KUR'AN' nın bir çok yerinde aklın kullanılmasını öğütler. Bizim aklıevveller insanlarımızı SAF olarak görmekten artık vazgeçmeliler. Anlayan ve yorumlayan bir ulus var karar verecek olan. 

           Halkın önüne çıkanlar, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ni anlatırken, NE YARAR GETİRECEĞİNİ, toplumun hangi sorununu çözeceğini anlatmak durumunda değiller mi ?  Niçin onaylamaları gerekir, bunda inandırıcı söylemlerle halka arz etmeleri gerekmez mi?  Öyle ya bir sistem değişecek, ülke belki de değişik badirelere sürüklenecek. Bu durumda halk bilgilendirilmez mi ?

           Yetkililer, aydınlatma yerine , " HAYIR" diyenlere saldırmayı , onları suçlamayı tanıtma sayıyor!  Her gün devletin bütün olanakları ile halkın duygu dünyasına saldırıyor, tek taraflı bir algı yaratmayı DEMOKRASİ sayıyor ! 

          

          Tek taraflı hücum , halkı bıktırdı. Düşünmez sandıkları Türk Halkı artık karar aşamasında. Önünde iki yol var : Biri  Atatürk'ün aydınlık yolu, TÜRKİYE CUMHURİYETİNE oylarıyla sahip çıkarak , emperyalistlerin  dayattığı oyunu bozmak; ikincisi sonu belirsiz bir yolun bilinmezliğinde yürümek istemek. Karar Türk halkının. Verdiği oylarla ya uygar dünyada aydınlığa yürümek , ya da çocuklarının, torunlarının da geleceğini karanlığın içine atmak.

           İslamiyet danışmayı, dayanışmayı emreder.  Peygamberimiz " istişareyi" öne alır. Cuma toplantıları da toplumun sorunlarını çözmek için değil midir ?  " İlim Çin'de de olsa arayınız" diyen bir peygamberin dinini yaşayan bizler tüm yetkileri bir kişiye verebilir miyiz ?  

          " AKLINIZI KULLANIN " diyen  YARATANA son  pişmanlık için  verecek cevabımız olmalı ve düşünmeyi öne alarak davranmalı , kimseye aklımızı ipotek etmemeliyiz.  " Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz" 

İnanışı , kula kul olmamanın öncü anahtarıdır. 

           Oylarınız sağduyulu, hayırlı olsun. (13.4.2017)

Yorumlar

tüm yorumlar