A Y D I N L I Ğ A K E L E P Ç E Mİ ?

Cehalet üzerine  egemenlik kurmaya çalışanların  sonu , yaşanan zaman boyunca acınası olmuştur. Bunun için kutsal dinler hep aklı öne almış, insanın insana davranışlarında aklın izini öğütlemiştir. Yaratıcı,  dinin  ...

Cehalet üzerine  egemenlik kurmaya çalışanların  sonu , yaşanan zaman boyunca acınası olmuştur. Bunun için kutsal dinler hep aklı öne almış, insanın insana davranışlarında aklın izini öğütlemiştir. Yaratıcı,  dinin  yozlaşması olmasaydı, yeni kurallarla YENİ BİR DİN gönderir miydi ? 

           Cahiliye dönemlerinde  insan egolarının egemenliği ,  kendi kız çocuklarını dahi taşlayarak öldürmeye kadar varır. Melekleşenler olduğu gibi canavarlaşan insanlar da vardır.  Bilinir ki aklın yolu terkedilince açmazlar insanın başına felaketler getirir. Hani, halkımız  " Boş başaklar başını dik tutar " der ya.  İnsan da bilgiden , aklın izinden uzaksa boş başaklar gibi sapla samandan başka bir şey olamaz. Oysa toplumlar, her doğan günle yeni bir geleceğe uyanmak ister. 

            Yeni bir geleceğe uyanmak , ancak bilimin , deneyimin öncülüğünde gerçekleşir.  Bu bakış, " Devlet Erki " için söyleniyorsa konu yaşamsal olur. Devletler ancak ufkun ögesini gören ellerle varlığını yüceltir. Bu da ancak " çokseslilik "le gerçekleşir.

           Osmanlı'nın çöküşe geçmesi Batı'nın Rönesans'ı ve Reformu yaratmalarının verdiği üstünlükle olmuştur. Bilim ve teknoloji üstün silahlar üretirken, bizde " keçeye pala sallamak "  geleneği sürmüştü. Yenilgilerimiz karşısında  "dua seansları " ne yazık ki etkili olmamıştır. Zira dinimiz de " Bir günü bir gününe eşit olanlar ziyandadır " der. Siz eşit koşullarda garışı sürdürmezseniz , " motor gücüne mağlup olursunuz ."

           

           Zamanı tersten okumaya çalışırsanız karşınıza  aşamacağınız bir dağ, altında ezileceğiniz bir çığ çıkar. Zamanın kazanımlarını görmezden gelerek hala kılıç - kalkana yönünüzü çevirirseniz ufalanır yitersiniz. Dünya jandarmaların  karşılarında her zaman bir MUSTAFA KEMAL bulunduramazsınız. O'nu , Yaratan , Türk ulusuna bir LİDER,  salt Türklüğü değil, İSLAMİYETİ DE KURTARMA  yetisiyle donatmıştır. O'na ulaşmak artık olanaksızdır.

           

          Batı'nın  Doğu'yu ezme ve sömürmesi hiç bitmedi. Osmanlının Yükselme dönemi hariç elleri hep doğunun cebinde oldu. Günümüzde bu hırsızlık azgınlaşarak sürüyor.Arap ülkeleri (ki onlar henüz ÜLKE OLMA  özelliğine ulamış değil) ABD  başta olmak üzere parsellenmiştir. Yöresel ortaklarla " ORTADOĞU  SÖMÜRÜLMEKTEDİR." Enerji kaynaklarını kurdukları  (1948) İsrail  yetmiyormuş gibi ona destek olacak bir de KÜRDİSTAN kurarak garantiye almak istemekteler.

       

          Batı, kurulmasını engelleyemedikleri TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ  ZAYIFLATIP YIKMAK İÇİN  kuruluşundan itibaren iç karışıklıklar çıkarmaktan geri kalmadılar. Biz bir taraftan NATO üyesiyiz. Nato'nun kuruluş amaçları  dışında nasıl olur da  Türkiye aleyhine davranış sergiler?  İncirlik  gibi üslerden, PKK, PYD terör örgütlerine ağır silahlar verir?  

          Ülkeler cehalete teslim edilirse GÜÇLÜNÜN ELİNDE oyuncak olur. Cehaletin egemen olduğu ülkelere kan ve kırım gelir. 

           Kabul edilmesi zor ama, Türkiye Demokrasinin yanlış ellerde bırakılmasıyla  cehalete kapı aralamıştır. 1950'den itibaren ATATÜRK DEVRİMLERİNİN önü kesilmeye başlanmış, Osmanlı'nın son dönem hastalığına yakalanmıştır. 

          Atatürk, " Hayatta en hakiki mürşit ilimdir ," dediği halde, zamanın Başbakanı TBMM'de " Siz isterseniz  " HİLAFETİ GETİREBİLİRSİNİZ(!)  demekle devrimlerden dönüşün yolunu açtı. Neler mi yozlaşmanın işaretleriydi ?

            Cumhuriyetin temel kazanımı eğitim hamlesiydi. Zira , 600 yıllık İmparatorluktan %7'dir.  Demokrat Parti, iktidar olunca önce KÖY ENSTİTÜLERİNİ KAPATTI. Aydınlanmanın önü kesildi. Peşinden ANAYASA DİLİ ESKİYE DÖNDÜRÜLDÜ.  Böylece dilde sadeleşmenin önü kesildi.  Özellikle DP iktidarı giderek demokrasiden de uzaklaşarak TAHKİKAT KOMİSYONU kurarak, TBMM'nin yetkisini on beş (15) kişilik bir kurula devretti. " VATAN CEPHESİ " kurarak yurttaşları ikiye ayırdı. 

           Sonraki iktidarlar, oy uğruna demokrasiyi budamaya devam ettiler. Ve 2000'li yıllara gelindiğinde ülkeyi içten içe kemiren cemaatler erki kullananları kuşatmayı başardılar. DEVLET ERKİNİ gizli ortaklıklarla , paralel kullanmaya başladılar.  Amaçları Türkiye'nin kazanımlarını yok etmek.  Öncelikle ULUSAL BÜTÜNLÜĞÜ zayıflarmak, insanların ortak VATAN BİLİNCİNİ YOK ETMEK.  Yurttaşları toplum bilincinden soyutlamak. Bunun için de : Ulusal onur günlerini kaldırmak.

           " 23 Nisan Ulusak Egemenlik ve Çocuk Bayramı,

           19 Mayıs Atatürk'ü anma ve Gençlik ve Spor Bayramı,

           30 Ağustos Zafer Bayramı , VE

           29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ...

         Bu Bayramlar boşuna kaldırılmadı. Şer güçlerin amacı " ULUSAL BÜTÜNLÜĞÜ YOK ETMEKTİ." Bir bakıma bu son 15 yılda eğitimdeki yozlaşmalarla kimlik bunalımında hedeflerinde çok yol aldılar. Artık bir kısım gençlerimiz , " SECCADEMİ SEDDİĞİM YER VATANIMDIR," deme noktasına geldi. O gençler bilmezler ki vatanı olmayanın seccade serecek yerleri de olamaz.

       

          Geldiğimiz noktada Türkiyenin KÜLTÜREL - SANATSAL KİMLİĞİ de yol edilmek istenmektedir. " Sanatın içine tükürenler " şimdi de yeni bir yasa çabasındalar. Söylemlere bakılırsa çok yakında  Cumhuriyetimizin kimliğini oluşturan çağdaş kurumlar kökten kapatılmak yolunda.  Neler mi kapatılmak isteniyor.

         "  DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, DEVLET SENFONİ ORKESTRALARI, DEVLET HALK DANSLARI TOPLULUĞU, DEVLET ÇOK SESLİ KOROLARI başta olmak üzere ( 52 ) elli iki Sanat Kurumunun kapatılması gündemde. 

 

          " Sanattan yoksun bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."

           Atatürk böyle başlamıştı çağdaş yolculuğa. Şimdi geriye gidişin yolunu açanlar da Modern Türkiye'nin çöküşünü böyle hazırlıyorlar . Eğitimde ayrılan bir ödeneğe bakmak ülkenin nereye götürülmek istendiğinin kanıtı olmaya yeter.

           2017 - 2019 yılları Yatırım Bütçesi :

           Fen Liselerine ayrılan miktar ---------   : 109. 666. 000 tl,

           İmam Hatip Liselerine ayrılan  --------: 1.723. 0000.000 tl.

Yazıyla yazarsal Fen Liselerine yüz dokuz milyon 666 bin lrayken, İmam Hatip Liselerine 1 milyar, 723 milyon tl'dir. Bu kafayla dünya ekonomisine, kültürüne ne , sanatına ne katılabilinir ?

            TBMM'nin içinde görevde bulunan VEKİLLERİMİZ, getirilen ve bunun gibi getirilecek yasa tekliflerini nasıl onaylıyorsunuz? Sizler eğer bu yasa için de olur verecek olursanız, bırakınız muhalefet çocuklarını, KENDİ ÇOCUKLARINIZ BİLE SİZİ LANETLE ANACAKLAR. Sizler ülkemizi aydınlığa taşıyacak bürokratlar, sesinizi çıkarmaz, ülkeyi karanlığa götüren yasalara itiraz etmezseniz gelecekte BİLİM HAİNLİĞİ ile anılacak kamu vicdanında yargılanacaksınız.

             Kişiler fani Devlet bakidir. Tüm erkliler , BAKİ OLAN DEVLETE ihanet ederseniz tarih sizi zalim olarak yaftalayacaktır. Bunun bilincini yaşayan ruha , kararlılığa sahip misiniz , yoksa sizler YARATAN'dan başkalarına mı kulsunuz, demek zorunda kalır düşünen yurttaşlar. (30.6.2017)

 

Yorumlar

tüm yorumlar