MEB: “ MÜFREDATIYLA “ Ulus için Eğitilmeli

          “ Türk Milletinin yeteneği ve kesin kararı uygarlık yolunda , durmadan, yılmadan ilerlemektir. ( 1924) “ Bu devletin Kurucu Lideri  Mustafa Kemal ATATÜRK böyle başlamıştı işe 1924 yıl...

          “ Türk Milletinin yeteneği ve kesin kararı uygarlık yolunda , durmadan, yılmadan ilerlemektir. ( 1924) “ Bu devletin Kurucu Lideri  Mustafa Kemal ATATÜRK böyle başlamıştı işe 1924 yılında. Ve şöyle devam etmişti 1925’te ‘ “ Biz dünya Uygarlık ailesi içinde bulunuyoruz. Uygarlığın bütün gereklerini uygulayacağız.”

 

 

           Türk Cumhuriyeti’ni uygar dünya ile buluşturmak için öncelikle ülkede Eğitim birliği yasasını çıkararak  Türk Eğitimini devletin denetimine almış ve eğitimi zorunlu kılmıştı. Bir yandan okullaşma sağlarken, diğer yandan da özenle Çağın Öğretmenini yetiştirme araştırmaları başlamış, Osmanlıdan kalan %7 okur – yazarlığı kısa sürede % 20’leri üzerine çıkarma mucizesini yaratan lider olmuştu.

           

           Eğitim sorumlu ve çok sorunlu bir uğraştır. İnsanlarınızı doğduğu ile bırakırsanız yolunu bulamayan canlılar halinde kalır. Onu ele alır, ehil ellerde yoğurursanız , gün olur uzayı deler.

Bunun için Atatürk, “ Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir , fendir “ diyerek gelecekte izlenecek yolu da tesbit ederek genel rotamızı çizmişti.

 

         Herkes  bilir ki,Türkiye bir Hukuk devletidir. Yasalar da böyle der. Anayasa da yetkilere sınır çizer. Güçler ayrılığının güç kaynaklarını belirtir. Der ki Anayasamız, “ Türkiye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. “  Bu niteliklerin değiştirilmesi için çalışma bir yana , böyle bir teklif dahi yapılamaz hükmünü de devlet kütüğüne kaydetmiştir. Sosyal devlet Eşit Yurttaşlık getirir. Özellikle eğitimde devlet eliyle “ fırsat eşitliğini “ öne alır.

 

          Esaslar bunlar olduğu halde, ailelerin eğitime ayırdıkları paylar arasında günümüzde uçurum oluşmuştur. En zengin 2 milyon aile ile , toplumun en yoksul 2 milyon ailesi arasındaki fark 78 kattır. Bu şunu getirmiştir. “ Zengin çocuğunu okutsun, yoksul adam den de …

          Eğitim devletin temel görevlerinin başında gelir. Günümüzde neden devlet ulus eğitimini özele terketme çabası içine girer. Parası olan çocuğuna istediği eğitimi versin, parası olmayan da okutulanların altında ezilsin. İstenen bu olmasa , böyle bir aymazlığa izin verilir mi ?

          

 

           Bu olumsuzluklar bir yana , giderek Eğitim çürümeye terkedilmekte, her yıl birer birer

Ulusal oluşumlar programlardan çıkarılmaktadır. Okullaşmalarda adeta zorlayarak çocuklarımız İHL’elere zorlanmaktadır. İmam hatip eğitimlerinin başarısı ortada. Yüksek Öğretime ancak  % 17  öğrenci gönderebildi. Özellikle fen bilimlerinde 40 soruda 2 netle durum ortada.

           Durum bu olduğu halde MEB yeni bir “ MÜFREDAT “ hazırlamış !..

          

           Eğitim Programlarından bilerek ve isteyerek bu ulusa , bu KUTLU DEVLETE ihanet etmenin bütün yollarını sergilemektedirler. Öncekilerin üstüne, yeni becerileri (!) Atatürkçülük konusu yok denecek hale düşürülmüş. 5. Sınıf Sosyal Bilgiler kitabından Atatürk çıkarılmış, 5., 6. Ve 7. Sınıf kitaplarında toplam 6 sayfa yer verilmiş, Öğretmenler isterse yeri gelinde söz eder yasak savmasına sığınmışlar ve ancak Atatürkçülük’e 8. Sınıfta yer verilmiştir. Bilinir ki temel alışkanlıklar ilk beş sınıfta kazanılır. “ Atını alan Üsküdar’I geçtikten sonra” , sekizinci sınıfta ergenliğipe de girecek gence yeniden ne verebilirsiniz.

            Bilinir ki ulusal değerler çocuğun Anaokuluna girişiyle başlar. İlk izlenimler kolay silinmez. Burada bir anımdan söz etmek isterim. Yıl 1970, Samsun İHL’de Türkçe Öğretmeniyim. O yıllarda bu okullar öyle popüler değil! Öğrenci kaydetmak biraz da okul yönetiminin gayretine bağlı. İHL Müdürü M.S.U. Yakın köylerden birine gider.  Doğal olarak girişte özenle hazırlanmış Atatürk  ve Cumhuriyet Köşesi var.  Karşılanır, çay – kahve sohbeti sırasında konuk Müdür, söze girer :

 

             “Şimdi anladım işimizin neden bu kadar zor olduğunu ,” deyince, ilkokul Müdürü;

             “ Çektiğiniz zorluklar nedendir Müdür Bey ?” Deyince de gördüğünün yankısını açıklar.

             “ Siz 7 yaşındaki çocukların kafasına 5 yıl boyunca soktuklarınızı biz 7 yılda ZOR SİLİYORUZ ! “ okul salonuna girice Atatürk var, İstiklal Marşı var, Gençliğe Hitabe var. Daha da ilerisi, Kurtuluş Savaşı ile ilgili tablolar var.  Anlayacağımız, ULUSAL BİRLİĞİN TEMEL TAŞLARI var.

              Son yılların eğitimine bakınca görülen Bakanın söyleminin aksine Türk Eğitimi bir ihanetin kuşatmasındadır. Bunu yapanların elini tutan yok da kendi iradeleriyle yapıyorlarsa bu kez görülen ulussal ihanet olur. Başta devletin bağlayıcı Anayasası çiğnenmiş olur. Anayasamızda eşitlik ilkesi  varken bunu tanımayanlar, yeni Müfredatın ders kitaplarında şimdilik sözü gündemde olan  şu tesbitler yapılmıştır :

 

           “ Kocaya itaat ibadettir. ( Lise din Kültürü ve Ahlak kitabında.)

           “ Boşanma hakkı erkeğe aittir “        “                  “           “

           “ Küçük yaşta evlilik gelenektir..

 

          Beşinci sınıflardan Atatürk’ü  çıkarmakla, okullarda Halkoyunlarını yasaklamakla, Bayramlarımızı ötelemekle,  Kurtuluş Savaşı’na takılmak ve yoktur böyle bir savaş sonucunu doğuran eğitilmişler yetiştirmekle çağdaş bir görünüm kazandıramazsınız.

 

         Bakan “ En çağdaş Müfredatı yaptık (!)” derken , sayısı yüzleri bulan Üniversitelerimizin dünya sıralamasındaki yerine bir bakıyor mu?  Bakan, yemin ettiği Anayasa hükümlerine uyduğunu ve bunun gereği olan Müfredatı yaptığına yürekten inanıyor mu? Bakan, okullarda taşımacılık yapan firmalar arasında , okul bahçelerinde silahlı arbedeye tutuşmalarını halledebilmiş mi?  Bakan, bu müfredatla halkımızın karışıp kaynaşacağını sağlayacak eğitimin gerçekleştirileceğine inanıyor mu?  Ulusal bütünlük,sevgide ve saygıda bütünleşme bu müfredatla gerçekleştirilebilir  mi?

           Sormak gerek. Öğrenci yurtlarını tarikat ve cemaatlere teslim ederek mi çağdaş bir nesil yetiştirilecek? O yurtlarda eğitilenlerin Cumhuriyet düşmanı  olduğu kanıtlandığı halde , siz, neden, hala yurtları Devlet sistemi içine almıyorsunuz? Eğitimde sanatı neden öteliyorsunuz? El becerileri derslerini neden kaldırıyorsunuz? Sormak gerek;  Devletin Kurucularını unutturma çabaları, insanları kamplara bölme çabaları size ve Türk Ulusuna ne kazandırabilecek? Bunların sırasına ve esasına bakarsanız hepsi ayrı ayrı , ülke insanına mutluluk değil , ezinçler getirir. Bir tarafsız tepeden bakabilirseniz Türk Eğitiminin çıkmaz içinde olduğunu görmeniz mümkün. Bu mümkünler içinde şunları da görürsünüz tepeden bakınca.

           Bugün okula gitmesi gereken 19.205 bin çocuktan, 4.330.504’nün okula hiç gidemediğini, İlköğretimde derslik açığının 218.366 olduğunu, OECDülkelerinde derslik başına öğrenci sayısı 16- 20 arasındayken bizde 34 – 35 arasındadır; hatta kimi kentlerde dersliklerde 60 – 70  öğrenci ders yapar.

          Öğretmen açığı daha da acıtıcı. İlköğretimde 263. 088, Ortaöğretimde 112. 184 olduğu istatistiklerde kayıtlıdır. Eğitimin temel direği Öğretmen  bu denli noksan olunca, bunun için yeterli kaynak da varken neden DEVLET ÖĞRETMEN ATAMALARI YAPMAZ da Ücretli Öğretmen garabetinde eğitimi çıkmaza sürükler ?

          

          Eğitim, ulusların geleceği, çocuklarının aydınlık kapısıdır. Onu çağın gerisine yönlendirir, kafalarını pozitif  bilime yönlendirmez, skolastik durağanlığın içine hapsederseniz ondan düşünceye dayalı bir başarı beklemeniz hayal olur. Katillik salt insan öldürmekle olmaz, düşünceyi katledenler de katildir. Her kim düşüncenin önünü keserse aydınlığın katitili olur.

Zamana egemen olmak isteyenler, insan eşitsizliğine dayanan Müfredatlar değil, bilimin kuşkuculuğunu öne alan programlarla çocuklarını eğitirler.

          

          Sergilenen tüm olumsuzluklara karşın eğitimimizde  özverili, duyarlı , yurt ve insan özlemiyle dolu olan Öğretmenlerimize çocuklarımızı güvenerek teslim edeceğiz. Onların insan sevgisi yüreğimizi ferahlatıyor. Onlar biliyorlar ki ülkeler kolay kazanılmaz. Toprak, kan ve can pahasına VATAN yapılmıştır. Bu iki uknum insan olanın kutsalı olduğu kadar, yaşamsalıdır da. Çocuklarımızın beyinlerinde Cumhuriyet ve ATATÜK ÇİÇEĞİ açması yaşlı bir Öğretmen okarak vazgeçilmez dileğimdir. (6.9.2017)

 

 

Yorumlar

tüm yorumlar