KIPIR KIPIR BİR KARADENİZLİ

Bedri Rahmi’yle PARAMPARÇA “ Ağaç bütün / Işık bütün / Meyve bütün / Benim dünyam paramparça // Büyük bir ayna kurulmuş / Kıtılıp yere dökülmüş / Kainat içine düş...

Bedri Rahmi’yle PARAMPARÇA

“ Ağaç bütün / Işık bütün / Meyve bütün / Benim dünyam paramparça // Büyük bir ayna kurulmuş / Kıtılıp yere dökülmüş / Kainat içine düşmüş / Düşmüş ama paramparça // Yaprak yaprak yapıştırdım / Diyar diyar dolaştırdım / Bir alevdir tutuşturdum / Yandım ama paramparça “

           1972 yılında  İstanbul’da atölyesi yanarken, resimlerinin  de yandığını gören Bedri rahmi içindeki çocuğun gözyaşlarını tutamaz çaresiz çöker.  Zamanının seçkin sanatçısı Eyüboğlu salt resim dalında değil, özellikle şiir sanatında  , düz yazıda da Karadeniz’in dalgalı, hareketli dünyasını sanatına yansıtmıştı. Özellikle Türk Halk söylemlerinden yararlanırken, ikilemelere çokça yer verdiği görülür. Şiir tarzı kendine özgüdür. Söylemleri atomun çekirdeği gibidir. Yaşamın içinde, halkın derdindedir. Günümüz şiirseverleri  1911 Görele doğumlu sanatçıyı incelemeli, gençler onu tanımalıdır.

 

        Samsun “ Şiir – Sanat akşamları”nda sanata, özellikle şiire yatkın dostlarımız genellikle hep kendi şiirlerini sunarlar. Kaç yıldır izlerim ; arada basamakları yükseltenler olmakla birlikte , yerimizde saydığımızı görünce üzüntülerimi bildirirken sıkıldığımı hissederim.

           Heveslilere zaman zaman değişik tatlar getirmelerini önerdiğim olur. Bizim öncemizde , Cumhuriyetimizin ilk heyecanlarında üretilenler, o günlerin güzelliklerini verirken sanatın olduğu kadar, anadilimiz Türkçe’nin de  örgüsüne görkemli örnekleri olduğunu bilmemiz gerektiğini öneririm. Türkçe’nin şairlerini , yazarlarını, diğer sanat dallarındaki seçkinleri tanımış olmanın onurunu salık veririm. Ve derim ki dostlar:

           Ya geçmişi aşacaksınız, ya da halka ulaşacaksınız. Yazdığımız temalarda çok seçkinler olduğunu dönüp bakınca görebiliriz ancak. Geçmişi aşmak çok zordur. Zira , bir sözcüğün uyumunu bulabilmek için yıllarca şiirlerini mayalanmaya bırakan sanatçıları olan bir ulusun bireyleriyiz. Yahya Kemal’e ölümünden kısa bir zaman önce , “ Yeni bir eseriniz var mı ?” diye soran gazeteciye verdiği yanıt (1957- Kasım) :

           “ 44 yıldır olgunlaştırmaya çalıştığım bir şiirim var; yakında neşrediciğim !” olmuştu.  Geşmişimizde altın örneklerimiz var. Onları geçemezsek, halkın sorunlarını dile getirmekle belki sanatsal kaygılar ikinci planda kalır , diye düşünürüm. Hem, Türkçe’nin güzelliklerini anlar, anlarken de kendimizi geliştirmiş oluruz.

 

           Şiirlerinde , halkın söylemine ulaşan birinin içtenliğini yaşayarak tanımaya başlayalım onu.

           “ Kirazın derisinin altında kiraz / Narın içinde nar / Benim yüreğimde boylu boyunca/ Memleketim var./ Canıma ciğerime işlemiş / Canıma ciğerime / Sapına kadar “

diyen, ancak bir türkünün albenisine ulaşamadığını da  düşünen bir Bedri Rahmi’ye dönelim .

 

           “ Hey hey yine de hey hey / Salınsın türküler bir uçtan uca / Evelallah hepsinde varım / onlar kadar sahici / Onlar kadar gerçek,/ İnsancasına, erkekcesine / Bana bir bardak su dercesine /  Bir türkü söylemeden gidersem yanarım /... Ah bu türküler köy türküleri /... Dilimizin tuzu biberi / …Altlarında imza yok ama / İçlerinde yürek var / Cennet misali  sevişen / Cehennemler gibi dövüşen …”  diyen köy türkülerinin içinde olmak.

 

          Sanatın hangi dalında olursa olsun, önceki örnekleri gereği gibi özümsemeden, algılamadan kendimizce bir şeyler üretmeye yönelirsek yanılgılarımız zamanımızı törpüler.

Sonradan silip atacaklarımız bize seçkin görünse de onların bir heves olduğunu , öncekileri incelemeden algılamamız zor olur. Sanata , sanatı ve sanatçıları incelemekle ulaşabiliriz.

Denemelerimizde  aşk şiiri dediklerimize Bedri Rahmi’nin SİTEM şiirini okuyunca nasıl bakarız dersiniz:

          “ Önde zeytin ağaçları arkasında yar

                      Sene 1946

                      Mevsim

                      Sonbahar

            Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim

                      Dalları neyleyim

            Yar yoluna dökülmedik dilleri neyleyim

                      Yar yar

            Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar

            Değirmen misali döner başım

            Sevda değil bu bir hışım

            Gel gör beni darmadağın

            Tel tel çözülüp kalmışım

                     Yar yar

            Camımın çekirdeğinde diken

            Gözümün bebeğinde sitem var “

 

           Bir zamanların Gençliği, okul çağlarında tanınmış şairlerimizin şiirlerinden oluşan seçkiler tutar, bunların bir çoğunu da ezberlerlerdi. Liseli gençlerimizde şiir estetik bir ruh oluşturuyor, sevgilerini de bu özenle iletiyorlardı. Günümüzdeki eğitim programları artık ne estetiğe bakıyor,  ne de Ulusal  kazanımları amaçlıyor. İdeolojik bakış eğitimde düşünce ve sanatı yok saydığı için kimliksiz bir kuşak yetişiyor. Yöneticiler düşüncenin gelişimi ve eğitilen kuşağın ulusal duyguda ön almalarını istemiyorlar ki seçkin , çağdaş , laik örnekler yerine bağnazlığı öğütleyen metinlere yol açıyor.

 

           Laikliği eğitimden atarsanız, geriye yetim bir toplum kalır. Bilimin yolu tıkanmış olur.

Böyle bir sistemle ülkeler arasındaki yerimizi çivilemiş oluruz ki bu Eğitimde sonunculuktur.

           Bu türlü davranışlar Bedri Rahmi’n dilinde iğne iğne olur, batırır. Nasıl mı? Alın size O’nun “  En Az Üç Dil Bileceksin “ şiiri:

 

           “ En azından üç dil bileceksin

              En azından üç dilde

             Ana avrat dümdüz gideceksin

             En azından üç dil bileceksin

             En azından üç dille düşünüp rüya göreceksin

             En azından üç dil

                  Birisi ana dilin

                        Elin ayağın kadar senin

                             Ana sütümgibi tatlı

                                  Ana sütü gibi bedava

 

          Nenniler, masallar, küfürler de caba

          Öteki diller yedi kat yabancı

          Her kelime aslan ağzında

          Her kelimeyi dişinle tırnağınla

          Kök sökercesine söküp çıkaracaksın

          Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek

          Her kelimede bir kat daha artacaksın

 

          En azıdan üç dil bileceksin

          En azından üç dille

          Canımın içi demesini

          Canım ağzıma geldi demesini

          Nerden ince ise ordan kopsun demesini

          Atın  ölümü arpadan olsun demesini

          Ölmüş eşek kurttan korkmaz demesini

           Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini

           İnsanın insanı sömürmesi

         Rezilliğin dik alası demesini

           Ne demesi be

           Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin

 

          En azından üç dil bileceksin

          En azından üç dilde

               Ana avrat dümdüz gideceksin

               En azından üç dil

               Çünkü sen ne tarih, ne coğrafya

                Ne şu ne busun

         Oğlum  Mernuş

         Sen otobüsü kaçırmış bir Ulusun çocuğusun .”

 

      Bedri Rahmi’nin şiirlerine bakınca tam bir özgürlük görürsünüz. “ Yaradana Mektuplar”  şiirlerinde O’nun inceliği, yakınlığı ,  içtenliğine gönlünüzü kaptırırsınız. Şiirlerinde kimi zaman delifişek,kimi zaman toprak- yaprak, incecik su zerrelerinden rengarenk alkım,bağlarda yeşil yapraklar arasında simsiyah salkım; kimi zaman Karacaoğlan, Tanrı’yla şakalaşacak denli de Yunus’tur.

 

         New York tanımlamasına  bakın hele :

 

        “ 5 – 10 tane mısır al mısır /  Her birinin ötesini berisini ısır  /   Hiçbirini sonuna kadar yeme /  Sonra bu mısırları milyon defa büyüt / Tut karanlığın içine at / Her birini içinden güzelce aydınlat / Al sana New York geceleri “

 

         Demem o ki, Samsun Şiir Akşaşamlarında biraz da ustalara bakalım. Onların aşka, yurda ve yurttaşa bakışları nasıl, içlerine girelim. Herkes sever de

Bedri Rahmi gibi anlatamaz karısına sevgisinin boyutunu.

      

         “ Kara dutum çatal karam / Çingenem / Nar tanem nur tanem / Bir tanem /  Ağaç isem dalımsın salkım – saçak / Petek isem balım ol ağulum /

Günahım ol vebalim ol  //  Dili  mercan dişi mercan dizi mercan / Yoluna bir can koyduğum / Gökte ararken yerde bulduğum /  KARADUTUM /  Çatal karam çingenem / Daha nem olacaksın bir tanem / Gülen ayvam ağlayan narımsın / Kadınım kısrağım KARIMSIN “

Okuyalım şairlerimizi. Gençlerimize okutalım şiir saatleri düzenleyerek.

Yorumlar

tüm yorumlar