ANLAYANA AŞK OLSUN

ANLAYANA AŞK OLSUN ( Cahit Külebi ile Yolculuk )                                    &nb...

ANLAYANA AŞK OLSUN

( Cahit Külebi ile Yolculuk )                                                            

Cahit Külebi, eğitim ve edebiyatımızda  , Cumhuriyet Kuşağının şiirsel anlamda izi, çağdaş söyleyişin yüzü, Halk Edebiyatı ile temada birleşerek okunuşta kolaylık sağlayarak belleklerde kolayca yer eden bir yurt sevdalısıdır. Şiirlerinde Anadolu kokar, insanımız kokar,Atatürk ve Cumhuriyetin çağdaş yüzü kokar.

              Nevit Kodallı’nın bestelediği “ Atatürk’e, birlikte savaşanlara ve Çocuklarına “ şiiri

“ATATÜRK ORATORYOSU” olarak 1953 10 Kasım’ında , Etnografya Müzesinden alınarak, ebedi istirahatgahı olan ANITKABİR’e nakli akşamında, Devlet Tiyatrosu sanatçılarının sunduğu ve biz öğrencilere radyodan dinletilen şiirsel şöleni unutamam.

             Cahit Külebi’nin bir zamanlar her gencin ezberinde olan “ Hikaye “ şiirinden bir ara alırsam, O’nun hem Türkçe ustalığını, hem de duygusal zenginliğinin içine sizi biraz olsun çekmeyi umarım başarabilirim. Biraz girin şiirin içine ve Cahit Külebi’ye koşun . Onda size ait çok özel duygular var. Hem yurt için , hem gölünüz için. Evet, Hikaye’den bölümler :

 

           Senin dudakların pembe

           Ellerin beyaz,

           Al tut ellerimi bebek

           Tut biraz!…

 

           Benim doğduğum köylerde

           Ceviz ağaçları yoktu

           Ben bu yüzden serinliğe hasretim

           Okşa biraz!

 

           Benim doğduğum köylerde

           Kuzey rüzgarları eserdi

           Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır

           Öp biraz !

 

           Cahit Ülebi, gençliğinde, “  İnsan kalbi kıyısız deniz / Yapraksız ağaç / Mahzun semanın yıldızları / her seven götürse no’lur / Bir mendil kiraz gibi kızları “ derken , yaşlılık günlerinde ise şiir O’nda şöyle hüzüne dönüşür ‘Çiçekle Konuşma’sında :

          “ Artık ne penceem var seni koyacak / Ne masam / Sevgilim de yok bu şehirde / çiçek / Seni alıp ne yapsam “

 

            Şimdi de sıra bana geldi. Onun tüm şiirlerini okuyanlar “ Anlayana Aşk Olsun “  başlığımı daha net anlayacaklar. Okumamış olanlar da bi zahmet Külebi şiirlerini okuyuversinler artık.

 

 

           Hey, Külebi Cahit

           Cebesi Köprüsü hala yerinde

           Yalnızlıklarla dolu korkulukları

           Cebeci Köprüsü yüksek

         Altından trenler geçiyor yine

          Trenler suskun

         Yosun tutmuş rayların sağı – solu

         İnsanlar selamsız – yorgun

 

        Ne yeşili getiren var

        Ne “Türk Mavisi”nde yıkanankar

        Doğduğun köylerde ceviz ağaçları  mahzun

        Kirazlarla – kızları  sorma hiç

        Çimenlere kuşlar konmuyor artık

                 “ Gel biraz konuşalım diyorum

                            Gelmiyorsun “

 

Bindiğin o koca koca kamyonlar var ya

Devasa oldular şimdi – silah taşıyorlar

          Komşularımızda insanlar

          İnsanlar şaşkın yaşıyorlar

 

Dolaştığın Anadolu’da kitaplar okunurdu

Şimdilerde parmak uçlarında dünya

         Sanal sevişmelerde Gençlik

         Kitaplar rüya !

 

Yine tranvaylar dolusu innsan

          Laleli karmakarışık

          Yaşlanmış tanıdığın çocuklar

          Aradım Gençliğini – kaybolmuş !

 

Yaşlanmış kalanlar da – yaşlı Çınarlar

Görmez geçerler – bakmaz geçerler

         İğne atsan düşmez yere

         Ne yerler, ne içirler !

De bana diyorum – susuyorsun “

 

O ıssız bucaksız köylerde

Gökte yıldız kadar köylerimizde

          Yok artık Öğretmenler

          Çekip aldılar

          Her sabah koşup gelen çocuklardan

          Senin “akıl” denilen servetini

          Köyleri yaptılar “Bayrak Yetimi”

 

          Çocuklar mı – sorma hiç

          Ellerine birer oyuncak verdiler

                  Aşkı çarmıha gerdiler

         Senin anlayacağın “ bacanak “

         Ne Kirazlarda tat

       Ne, kızlarda hayat

       Her şey bayat be Usta.

 

Buğday tarlalarında aykırı tohumlar

Gölgesi cömert ceviz ağaçların

        Andız fidanların  pür melal

               Sen gideliboynu bükük- yorgun

 

Koyacak balkon bulamadığın çiçekler

          Acemi ellerde

          Yerli tohumlar kuşların kanatlarında

          Konacak yer arar – Tokat koyaklarında

                 Kanatlar küskün – toprakta hüzün

 

Ben bu yüzden böyle naçar kalmışım”

           “ Gül biraz “ dediğin köylerde

            Dudaklar hala çatlaktır – biliyor musun?

           

            Derelerde alabalıklar yok

            Sular “ HES”lerin dudaklarında

            Bıraktığın gigi değil  şimdi köylüler

                   Kimi bilmiş – kimi ezilmiş

                   Yalnızlığın içindeler

 

“Edirne’den – Ardahan’a “ uzanan yolda

Yıldızeli’nde bıçak gibi rüzgar

Sivas yollarında kağnılar “yok

Şoförlerin dillerinde taze küfürler

Zehirli çiçekler gibi albenili

İnsanlar şeytanın süt kardeşi” demiştin

Onlar hepten şeytanlaştı

        Artık açıkça sövebilirsiniz

        Edebin de tadı kaçtı

 

Sevince deKarac’oğlandın – unutmadık

 “Küçük haberci bulutkar”da akın

         Ülkemin bereketine dolsun

   Kızlar mı – Oğlanlar mı aşka yakın

         ANLAYANA AŞK OLSUN

 

         ŞİİR, ulusların canlı belleğidir. Şairler sayesinde bölgeler arası duygusal yaklaşım sağlanır. Ruhlarda oluşan alkım yurt genelinde olumlu bir esinti yarattığı içindir ki sevgi egemenliği içinde insanlar güven ve huzurda mutlu yaşarlar. Biz, günümüzde geçmişimizi destansı masallarda, destanlarda , atasözleri ve kalıplaşmış sözlerde arıyorsak, uyaklı anlatımlarla geçmişi günümüze taşımışsak Atalarımıza bizi ulaştıran ozanlarımıza, aşıklarımıza gönül borcumuz var.

          Şiirin güçü diğer anlatımların ilerisinde olmayı sürdürecektir. Günümüzde okunurluğu az da olsa ,geleceğe daha çok şiirsel anlatımlarla halk yaşamı iletilir. Çünkü şiir , az sözle çok geniş anlam bütünlüğü taşır. Yunus’u , Dadaloğlu’nu, Karacaoğlan’ı ve diğer halk değerlerini bugünün belleğinde yaşatan şiirsel anlatımdan başka nedir ki ?

 

          Okumaya şiirle başlayabilirsek, belki farkında olmadan kitaplarla da dostluk kurabiliriz . Hele şiirle başlayın bir. Pişman olmayacaksınız. Gün gelecek, okumadan geçen zamanlarını yeniden kazanmak için sizler de yolculuklarda, pilajlarda okumanın tadını yakalayacaksınız. HADİ KOLAY GELSİN.

Yorumlar

tüm yorumlar