Alınacak KARAR – Sanatsa…

Karar, istenen bir sonuca ulaşmak için insanların kesin tesbitidir. Bir durum belirlenince onu elde etmek, ulaşmal için çaba harcanır. Elde edildiğinde kazanılan başarıdır. Her başarının temelinde kararlılık ve emek vardır. Emek doğru kararlara h...

Karar, istenen bir sonuca ulaşmak için insanların kesin tesbitidir. Bir durum belirlenince onu elde etmek, ulaşmal için çaba harcanır. Elde edildiğinde kazanılan başarıdır.

Her başarının temelinde kararlılık ve emek vardır. Emek doğru kararlara harcanırsa elde edilen hem bireyin , hem de toplumun kazancıdır. Bireyler , kurguladıkları projeleri dayanışmaya, ortak çalışmaya yöneltirlerse  o zaman kazanç mutluluğa uzanır.   

 

           Hele de bu bileşke ortak yaşanılan bir KENTse , kararlar alınırken , kentte yaşayan insanların fiziksel ve ruhsal durumları öne alınmadan sonucu görmek olanaksızdır. Kent yöneticileri, kentin ilerisine ait işlem yaparken kentin yaşamını sürekli kılacak , geliştirecek kararlar alırlarsa huzur kentin ufkunu sarar. Bu bakımdan kentleşme,geçmişten    gelen kentsel  dokuyu bozmadan geleceğe adım atılmalıdır. Önceyi  bozmak, geleceği de yok etmek demektir.

         Öncelik nerelerde aranmalıdır ?  Mimari doku mu, sanatsal ve düşünsel yapı mı, sosyal kaynaşım mı , ekonomik altyapı ve üretim mi olmadıdır?    Yoksa bütün bunları büyük bir uyum içinde birlikte mi yapmalıdır ? Akıl, bütün bunların bir bütün içinde ele alınmasını önerir.

         Bizde seçilmişler salt kendi görüşlerine yer vererek , sonuçta atıl projeler ürettikleri için ucube görünümlerle karşılaşırız. Düşünce boyutları kendi  ölçüsünde olanlar, son Ankara örneğinde olduğu gibi kentin yörelerini dinazorlarla donatırlar!  Halkın iki (2) milyar lirasının çöpe gittiğini görmek , ilkelliğin göstergesi sayılmaz mı ?  Kamu hakkı son derece özenle korunmalıdır. Hele  bizim gibi , bir türlü kalkınmanın önsezisini yakalayamayan ülkeler kılı kırk yarma titizliğinde olmalıyken, hala önceliği olmayanlara kaydak ayırma aymalığını sürdürürse hem kentlerimiz kaba , hoyrat kalır, hem de insanlarımız estetikten uzak, birbirlerinin yabancısı olurlar.

 

          Kentler kurumlarıyla yaşarlar. Sivil toplum örgütleri kentlerin canlı belleğidir. Yöneticiler kararlar alırken bu örgütleri görmezden gelir, “  aynı paydalarda değiliz “ havasında direnirse , başarısızlık baştan sabitlenir . Bilinmelidir ki renklerin armonisini yakalayamayanlar karada kalırlar.  Sivil toplum örgütleri yaşadıkları toplumu daha ileri taşımak için çırpınırlar. Mimarlar Odasını, Sanat Kurumlarını , Düşünce Kuruluşlarını dikkate almayan kent yöneticileri  kentleri  mutsuz yaparlar.

          Kentler, kapılarından içieri girenlere gülümsemelidir.  Gelenlerin gözleri  bundan ötesi var mı demelidir. Kent güzellemesi vardır, ama Viyana meydanlarında bağdaş kurup oturmanın ayrı bir doyumsuzluğu mıhlar insanı kentin estetiğine.   Avrupa kentlerini de kıskandıracak bir Eskişehir’imiz var. İstenirse yapılıyor ama çağdaş bakışla, düşünenlerin önerilerine önem  vermeyenlerin elinde boğuluyor kentler. Yöneticiler, önce Viyana’yı, sonra da Eskişehir’’i  gördükten sonra  yaşadıkları kentleri alıcı gözüyle görsünler.

 

         Bir yandan mimari dokusunda estetiğe yönelirken, diğer yandan da o dokuyu Sanatsal zenginlik ile beslemezseniz yapılanlar insandan uzak kalır. Kentler sanatı ile yaşar dedik. Sanattan uzak bir kentin yöneticileri kör ve sağırdır. Uygulamaları kentte yaşayan inanlara zarar vermekle kalmaz, çağdaşları arasında da unutulanlar arasında kaybolur.

         Yıllardır bu kentin geleceği için çırpınan sanatçıları var. Yazarları – çizerleri var.

         Samsun’da , yöneticilerden SANATA VE SANATÇILARA hizmet alanları ister dururuz.

Sanatçılar, yaşadıkları toplumun öncüleridir. Günün erklileri geleceğe ancak , sanata ve kültüre katkıları ölçüsünde yaşarlar. Yöneticiler zamanın değirmeninde un Ufak olup giderken sanatçıları halkın derin hafızası yaşatır. Bir Yunus’u, bir Karacaoğlan’ı, bir Aşık Veysel’i  yaşatırken, halkı ezenlerin esamesi bile okunmuyor.

         Sanata ve sanatçıların üretmelerine zemin hazırlayın diyen isteklerimiz ne yazık ki taşa söylenmiş sayılıyor. Verilen sözler de tutulmuyor. Örneğin Samsun – Kadıköy Mahallesinde bir PAŞA KONAĞI vardı. Belediye bir güzel onardı. Bahçesi ve müştemilatı ile sanatsal ve kültürel çalışmalara uygun bir mekan haline getirildi. Sonra da sokak başlarına:

 

          “  MAHALLE YAŞAM EVİ “ gibi bir levha astılar. Bunu yapan ve yazan da Samsun BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’ydi. Umutla açılışını bekledik. Mahalle insanları için hobi kurslarından tutun, “Şiir Geceleri”ne, Tiyatro çalışmalarına, okuma ve yazma kurslarına, milli oyunlara kadar türlü etkinlikler hayal ederken  bir gün baktık ki bir tabela asılmış giriş kapısının üstüne !

            “  K A D E M ! “   Açılımına baktık. “ Kadın ve Demokrasi derneği”.

 

              Aynı Mahallenin aynı semtinde oturuyorum. Açılışından bu güne kapısının açıldığını görmedim.  Bu da birilerinin hatırı için kentin insanlarına kıymak değil midir ?  Halk arasında, “ TÜR-GEV” e kardeş gelen “ KADEM” diye SÖYLENMEKTEN ÖTE GİDİLEMİYOR! 

 

            “ Samsun Kültür – Sanat platformu Derneği, SAMSUNLU SANATÇILAR DERNEĞİ,   Samsun Eğitim Derneği”nin Yönetim Kurulu üyesiyim. SAMSUN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ’nin de etkin bir üyesiyim. Kent yöneticilerinden isteğimiz, kişisel çıkar değil, gönüllü SANATSEVERE , kent adına üretim yapmak için MEKAN HAZIRLAMALARI.  Bu istek , aslında onların  yapmaları zorunlu görevleridir. Kaç yıl oldu,sağır sultanlara dert yanıyoruz sanki.

 

          Gereksiz yerlere çokça kaynak bulunduğu halde gerekli olan KÜLTÜR VE SANATA neden kaynak ayrılmaz ki. Yoksa cahillik bu kentte de mi pirim yapıyor. Değilse, sanata neden sıcak bakmazsınız ? Önerdik. Eski Modern Pazar yerinin EN ALT BÖLÜMÜNE  çok amaçlı bir KÜLTÜR SİTESİ  yapılır ve arabalık da yeraltına istenirse iki katlı da koyulabilir. 

           Hazır, kullanılmayan binalar da var; öneriyoruz ama çoğunca isteklerimizi iletmek için istediğimiz  GÖRÜŞME bile dikkate alınarak karşılık verilmiyor.  İçinde bulunduğumuz Derneklerin hiçbiri SİYASİ değil.  Bizim isteklerimiz SAMSUN KÜLTÜR VE SANATI için.

 

           Doğrudur. Sanatçılar toplumun öncüleridir. Öncülüğün bir takım aykırılıkları da olacaktır elbet. Belki  kimilerine ters de gelebilecektir. Unutulmamalıdır ki bugün aykırı görülenler yarınki yaşam alanınnın tam ortası olabiliyor.

 

          Kent yöneticileri uzun soluklu yaşama arzuluyorlarsa, yaşadıkları, yönettikleri kentin KÜLTÜR ve SANATINA YATIRIM  yapmalıdırlar. Hayır -hak sözlerle anılmak halkı geleceğe bilimle- eğitimle taşımakla olur.

           Sanatı çocuklarının , gençlerinin ilgisine sunanlar, aynı zamanda olaysız, karışıp kaynaşmış bir kent içinde bulunmanın da hazzına ulaşırlar eğer sanatsal bir ruh taşıyorlarsa.

          “ BAKİ KALAN BU KUBBEDE HOŞ BİR SEDADIR.”  Unutulmasın.(29.11.2017)

Yorumlar

tüm yorumlar