REKLAM DEĞİL HİZMET YAP!..

“Yaptığın veya yapacağın hizmetin reklamını sen değil başkaları yapsın. Kendi reklamını yapmakla hizmet yapmış olmuyorsun” “Tekrar  Milletvekili  veya  Belediye Başkanı  seçilmenin yolu reklamdan değil yapılan ve iz bıraka...

“Yaptığın veya yapacağın hizmetin reklamını sen değil başkaları yapsın. Kendi reklamını yapmakla hizmet yapmış olmuyorsun”

“Tekrar  Milletvekili  veya  Belediye Başkanı  seçilmenin yolu reklamdan değil yapılan ve iz bırakan  icraatlardan geçer” (t€k)

Oldum olası her nerede bulunuyor veya yaşıyorsam   şehir içi veya dışında gördüğüm reklam billboardları, tabela, pano, afişler vs vs  ilgimi çeker ve üşenmeden hepsini incelerim. Böylelikle nerede ne olmuş veya olacak haberim oluyor.

Ayrıca gazetecilik uğraşımın yanında biraz da reklamcılık işiyle de meşgul oluyorum.  Sanırım bu yüzden REKLAMLAR alakamı çeker ve  çok iyi takip ederim.

Ancak TÜRKİYE’deki yerel yönetimler (Belediyeler)  reklamcılığında CILK’ını çıkarıyorlar ve çıkarmakta da ısrar ediyorlar.

Her  memleket ziyaretlerimde  şehir giriş-çıkış  ve merkezlerdeki  reklam billboardları, üst geçitlerdeki reklamlar veya yazıları ilgiyle okur ve takip ederim.  Gerek Giresun merkez bilhassa da TİREBOLU Belediyesinin REKLAMCILIK anlayışına PES diyorum!..

Şehir giriş çıkışlarında  Belediye Başkanlarının kocaman fotoğrafları ve  isimleriyle “hoşgeldiniz-güle güle” yazıları, yine şehir merkezlerinde devasa billboardlar veya panolarla bazı  kutlama mesajları vs  gibi abartıya kaçan reklamları görmek beni inanın hem üzüyor hem de şaşırtıyor.

Galiba birçok Belediye Başkanı bilhassa da Tirebolu Belediye Başkanı  bu tür reklamlarla icraat yaptıklarını sanıyorlar!.. Sanırsınız ki;  o şehiri kuran ya da kurtaran birer kahraman onlar!..

Tövbe haşa ben demiyorum!..

Yapılan reklamlara bakarsanız böyle bir anlam çıkarabilirsiniz.

Böyle bir REKLAM ya da tanıtım ne zaman yapılabilinir ya da normal karşılanabilir derseniz? Elbette ki seçim öncesi normaldir. Ammaa görev süreleri içerisinde; “İş yapmadan reklam yapan” idarecilere karşıyım!..

Onlara tavsiyem gelsinler Avrupa’da Belediyecilik nasıl yapılıyor görsünler. Ve en önemlisi de şehir giriş-çıkışlarında veya merkezlerinde Belediye Başkanlarının ismi-cismi var mı? Okunuyor mu?..

Belediyelerin resmi internet sayfalarında bile başkanların  fotoğrafı  ve ismi abartılı değil. Peki ya biz de nasıl?!..

Avrupa’da yaşayanlar veya buralara  yolu düşenler  şöyle alıcı bir gözle çevreyi  incelerlerse ne demek istediğimi anlarlar.

Bu dediklerim genelde tüm Avrupa ülkeleri ve şehirleri için geçerli. Ama Türkiye’ye gelindiğinde olay tamamen değişiyor. Varsa yoksa  hayatımız REKLAM veya görsellik...

İşimiz-gücümüz  REKLAM ama İCRAAT YOK!..

Bu kadar da olmaz ki canım!..

Yıllarca önce bizzat tanık olduğum bir olayı anlatayım.

Hani geçenlerde Almanya’da saldırıya uğrayan ve  Türk dönerciler tarafından kurtarılan Altena Belediye Başkanı Dr. Andreas Hollstein var ya işte onun makamında geçen bir olayı anlatacağım.

İç Anadolu Bölgesinden  gelen bir Belediye Başkanı Altena’daki hemşehrilerini ziyaret ettikten sonra Dr. Andreas  Hollstein’ı da ziyaret edip tanışmak ister. Beni de davet ettiler ziyareti haber olarak değerlendirmek için.  Hoş-beş’ten sonra Türkiye’den gelen  başkan Altena Belediyesi’ndeki sadeliği gördükten sonra; benim özel makam aracım, özel şoförüm, sekreterim, korumam vs. Vs. Var diye sıraladıkça Dr. Andreas Hollstein şaşkınlığını gizleyemedi!..

Türkiye’de makam aracı konusu zaten başlı başına bir olay. Hazır iş bitiren, sorun çözen büyüklerimiz varken bu konuya da el atsalar ve çözüm üretip ülkemizin sırtındaki kambur veya yükten kurtulsak inanın ki ülkemiz rahat bir nefes alacak.

İster büyük şehir  ister sıradan küçük bir şehir Belediye Başkanı olsun Avrupa’da hiç bir ayrıcalığı ve lüksü yoktur!.. Peki ya biz de?!.

Herşeyin abartılısı ve aşırısı bizde mevcut. Peki ülke veya şehir olarak kim daha iyi durumda?

Peki bunca lüksün, bunca şatafatın bunca reklamın faturasını kim ödüyor?!

İşte bu yüzden merak ediyorum;

Türkiye genelindeki, Giresun ve bilhassa da Tirebolu Belediyesinin reklam bütçeleri ne kadar? Bunlar zaruri bir tanıtım mı?

 Belediye Başkanlarının fotoğraflı reklamlarının faturasını kim ödüyor? Kendi ceplerinden mi yoksa Belediyenin bütçesinden mi ödeniyor bunca gereksiz tanıtım hizmetleri?..

Ve bu başkanlar REKLAM yapmakla kendilerini HİZMET mi yapmış sanıyorlar?

Beyler ve Bayanlar;

ABARTILI olmamak kaydıyla REKLAM’a evet ama SAVURGANLIĞA ve AŞIRILIĞA HAYIR!..

PEKİ ÇÖZÜM NEDİR?!..

Eleştiriyi herkes yapar!..

Önemli olan eleştirinin akabinde çözüm üretmektir!..

Seçimlerden sonra Belediye Başkanları billboardları ve üst geçitleri kendi şahsi reklamları için kullanmamalıdır. Buralar üretime yani halka açık olmaldır!..

Bu reklam billboardları veya panoları her Belediyenin bünyesinde bulunan Kültür ve Turizm Müdürlüğüne devredilmeli. İşletmeciliğini bu birim yaparak belediyelerin bütçesine de katkı sağlayabilirler.

Ya da  tamamen bağımsız bir eğitim, kültür ve turizm derneği bu işi organize etmeli diye düşünüyorum.

Billboard ve panolar;  büyük, orta ve küçük işletmelere cuzi bir ücret karşılığında kiralanmalı.

Ve  halkın ortak menfaatleri  için faaliyet gösteren STK’lara da dönüşümlü olarak  reklam yapma imkanı tanınmalıdır.

Eğer Belediye Başkanı da kendi şahsi  reklam yapmak istiyorsa  bunun bir karşılığı olmaldır!.. Başkanlığını yaptıkları şehirler onlara babalarından miras kalmadı. Halk onları hizmet etsin diye oraya emaneten seçti. İşte bu yüzden diyorum ki;

“REKLAM DEĞİL HİZMET YAP!”

Yorumlar

tüm yorumlar