AKLI ÖNE ALMAK

Kenetlenmek Zamanı AKLI ÖNE ALMAK Yapılan seri hatalar yüzünden ülkemiz son on beş yılda türlü yanlışlıklar yaşadı.Hani önce süt ekşidi , yoğurt tutmadı, peynirse hiç olmaz derler ya onun misali. Halkın yönetimi...

Kenetlenmek Zamanı

AKLI ÖNE ALMAK

Yapılan seri hatalar yüzünden ülkemiz son on beş yılda türlü yanlışlıklar yaşadı.Hani önce süt ekşidi , yoğurt tutmadı, peynirse hiç olmaz derler ya onun misali. Halkın yönetimi teslim ettiği acemi erkliler de görev yapıyorum derken her önüne gelene çabuk inandılar.

Gösterilen muzun kabuklarında kaydıklarını gördüklerinde , yere düşmenin acısı içinde , her seferinde “ Tüh, yanıldık (!)” dediler.

            Aldanmak saflıktan mıdır, acemilikten midir düşünülür ama ; “ bir pehlivanın sırtı yere geldiğinde “ Yenilmedim, göbeğim güneş görmedi “ deme lüksü kalmıyor artık. Söylemler, eylemlerle ters gelişince , şaşkınlık içinde    “yanılmayacağım  diye tutulan danışmanlar da uykucu , uyutucu çıkınca aldatılmak yine kaçınılmaz oluyor. Bunun altında ezilmemek için durumu lehine çevirmeye yönelik ağır söylemleri, gündem değiştirmeleri deniyor. Oysa , Bernard Shaw “  Düşüncenin bittiği yerde kaba kuvvet başlar” demektedir.

Bir kez ipin ucu kaybedilince yumağı çözmek her uç aramada zorlaşıyor.

          

            Umarı yok mu aldatılmanın ? Olmaz olur mu;  danışma ve dayanışma.

Her şeyden önce oturduğun odaya yeni bir pencere açabilmekte…pencerenin yönünü güneşe çevirebilmekte. Güneşe açılan pencerelerle gözlerden önce zihinler açılır ve yeni bir algılama durumu doğar. Hep aynı uykuculardan olan çevren, “Yedi Uyuyanlar”ın uyandıklarındaki şaşkınlıkları içinde ayıltır da seni, onları bir iyi irdelersin ışıklanan dünyanla. Önemli olan pencerenin yönünü karanlığa değil de aydınlığa yöneltme düşüncesine ulaşabilmekte.

          

           Yapılan seri hatalar ülkemize neler yaşattı. Satırbaşlarından bir kaçını anımsatalım  önce. Günümüze gelirken, bütünleşelim derken , önceki aldatılmaları  da aklımızdan sıyırmadan bir kenara not ederek :

  • Ordumuzun DNA’sı işe oynandı.Bozulmasına göz göz yumuldu. Bilerek

Paralel yapı dediklerinin yıkımına terk edildi. ( Bu aldatılmak mıdır? )

  • Hukuk zedelendi. Yargı yasadan – vicdandan uzaklaştırıldı.
  • emperlalizmin önerisiydi. Karma ekonomi , piyasaya terkedildi . Üreten fabrikalar satıldı, kapatıldı sonra. Tarım , hayvancılık ötelendi, AVM’ler mantar gibi çoğalarak, üretmeden Tüketen bir toplum  haline getirildik.
  • Eğitim dibe vurdu. Ülkeler arasında eğitim kurumlarımız ve

Çocuklarımız başarıda sonlarda anılır oldu.  Üniversite açıyoruz diye yapılan yanlış tercihler bir kuşağı harcadı, harcıyor. Zira, mezun gençlerimiz mesleksiz diploma sahibiler.

          Devletin temel kurumlarına olan güven sarsıldı. Disiplinsiz bir toplum meydana geldi. Yasalar baştan tanınmayınca halk da kendini emanet edecek bir sistemsizlikle yoruldu. Köyler boşaldı , yığıntı bir kentleşmeyle iyice bunaldık.Üniversiteler, bilim üretme, düşünce belirtme yerine “ Dut yemiş bülbül gibi “  yutkunamaz durumdalar. Kimi konuşan Proflar da şaşkınlıkla

Bize cahil adamlar lazım! Okumuşlar söz dinlemiyor; cahilleri yönetmek daha kolay …” aymazlıkları içinde bocalar oldular.

 

           Seri hatalar yüzünden komşularımızla papaz olduk. Sonunda bir komşu ülkeden 4 – 5 milyon sığınmacıyla karşılaştık. Suriye ile düşman edenler , sonunda bize karşı da cephe aldılar ; BOP  neredeyse sırtımızda COP oluverdi.

Doğaldır ki “ Kurt dumanlı havayı sever” örneği terör örgütleri mısır patlar gibi.

Sınırımızda patlamaktan öte, dost görünen ABD desteğinde devlet olmaya yöneldiler. NATO ortağı ABD ile şimdi karşı karşıya geldik.  Stratejik ortak ABD,terör örgütü PKK’ya binlerce TIR dolusu silah vererek donattı onları

            Bu arada yanıldığımız çok acı bir durum daha var. Müslüman kardeşlerimiz bizi arkadan hançerlemeyi sürdürerek 22 Arap ülkesi bildirileriyle karşımızda yer aldılar.  Acının acısı FİLİSTİN de aralarında.

 

         Anladık. Bizim samimi davranışlarımız  onların ihanetlerine vesile oldu.

Dış siyasetimiz döküldü. Dünyada yapayalnız kaldık demeyeceğim ;  zira Azerbaycan ile  Pakistan yanımızda.  Böyle mi olmalıydı ? Soru bu .Devlet işleri yanılgıları asla kabul etmez.  Ancak bütün bunları bilerek, bu badirenin sonunda ANAYASAL ÇİZGİDE BULUŞMAK UMUDUYLA KENETLENMEK ZORUNDAYIZ.

           Gün birlik olma günüdür. Elbette sınırımızda meydana gelen çeteyi, birlikte olanları bertaraf etmek ulusal güvenliğimiz için zorunludur. Atılan adımlar ulusumuz içindir. Birimiz hepimiz  içindir ankayışıyla tek yumruk olarak Ordumuzun yanındayız. Bu parti işi değildir. Ulusal konularda  birlik olmak bizim Töresel zenginliğimizdir.

          

         Ancak bir noktayı vurgulamadan geçemeyiz. Devleti yönetenler ayrışmayı terk ederek, Birlikte olmanın gereğini yapmak sorumluluğundadır. Her gün başka bir gündemle ayrıştırıcı söylem ve eylemler birliğimizi zedeliyor . Neden kavgacı bir üslup seçilir? Türk Milleti bunu asla hak etmiyor. Her kötü söz, aşağılayıcı sözün  halkın derin vicdanında yaralar açtığını da mı görmüyorsunuz ?

           Kavgayı salt insanlarla yapmıyorsunuz. Yaptığınız kavga çoğu zaman DEVLETİN ASLI ile oluyor.Kuruluş ilkelerini, Kuruluş antlaşmaları sizi neden rahatsız eder ki . Devletin bir yöneticisi, devleti koruyup kollaması gerekirken onunla kavga etmesi hangi aklın göstergesidir?  Bir zaman sonra , bu konuda da bizi yanılttılar deme durumunda kalacağınız kesindir. Zira bu topraklarda bağımsız yaşamak ancak Atatürk ilkeleriyle mümkündür.  Bir Kanada, bir Norveç, ya da bir  Yeni Zelanda değil burası . Yaşadığımız topraklar ANADOLU.

TARİH BURADA BAŞLADI, BURADA YAZILDI – YAZILIYOR.

        

            Burada yaşamayı hak edenler yaşar. Bunun bedeli de bilimde, sanatta,siyasette daima önde ve tetikte olmaktır.  Kavgayı bırakın, kucaklaşmaya bakın. EGEMENLİK MİLLETİNDİR.  Sizler bu bilinç içinde olmak zorundasınız. Aksi halde tarihin karanlığında kaybolursunuz. UNUTMAYINIZ.

 

           Türk Gençleri yolumuz yüce Atatürk yolu

           Anadolu Yurdumuz – Yurdumuz ANA - DOLU

Yorumlar

tüm yorumlar