DUYGUSUZ DUYGULAR

Bazen kendi içimize öyle bir gömülürüz ki... Hırslar, hevesler koparır bir anda o en muhteşem duygularımızda olanlardan bile... Hayatımızda onlara anlık yerimiz bile olmaz da hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ederiz ya....

Bazen kendi içimize öyle bir gömülürüz ki... Hırslar, hevesler koparır bir anda o en muhteşem duygularımızda olanlardan bile... Hayatımızda onlara anlık yerimiz bile olmaz da hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ederiz ya... Egolarımıza yenik düşüp de bunu da bir türlü kabullenmediğimiz anlar hani... Üstüne bir de aşktan, sevgiden, gönül birliğinden söz edilmez mi… Oysa kalpler birbirinin aynasıdır... Hani, karşımızdaki için " neden şunu şöyle yapmıyor" diye düşündüğümüzde, " ben yapıyor muyum ki " diyebilsek; ya da " neden bunu böyle yapıyor" diye sitem ettiğimizde " ben yapmıyorum sanki " diye şak diye kendi yüzümüze cevabımızı yapıştırsak... Hani empati der durur ya insanlar, ya da anlayıştan falan bahsederler… Ama bir çoğunda eser miktarda bile rastlanmaz... Çünkü önce idrak gerek… Bakmayın çok insanın empatikelimesini dilinden düşürmediğine... Birçoğu, çevreye "kişisel gelişim nutku" ya da " iyi, güzel insan" gösterişinden ibaret... Şunu unutmamak lazım: Söylediğin sözü sen uygulamıyorsan, karşındakine etki edemezsin. Ne güzel sözdür: Lisan-ı hal, lisan-ı kal’den entaktır…Yalansız, dolansız samimi ilişkiler; kim istemez ki… Ama kaç kişi becerebilir ki… 
****** ****** ******
Her zaman söylenir ya, eleştirmeyi severiz ancak eleştirilmeyi sevmeyiz diye... Ne gariptir bu sözleri söylerken bile insanın kendinde bunları kabullenmiş olması... Yapıcı olmaktan falan da söz edilir sırası gelince... İnsanlar kendi içlerindeki bu garip çelişkileri çözmedikçe, ya da kendi gerçeklerini kabullenmedikçe istedikleri kadar kişisel gelişimden, doğruluktan, sevgiden söz etsinler... Mümkün müdür bunlar, bu kısır döngünün girdabından kendimizi kurtarmadıkça... Hani empati ? 
****** ****** ******
Hep aşktan söz edilir de, gerçekten yaşama cesaretini gösterebilen ? Tabi birçok kişi kahramanca ortaya çıkar... Ama hangi aşk ? Aşkı gerçek anlamıyla yaşamaya kim takat getirebilir ki... O yüzden destanlaşmıyor çok kez aşk sanılan tutku ve menfaat duyguları... Büyük heveslerle başlayan birçok şey çürük temeller üzerine kuruluyor... Çok şey heves etme seviyesinde kalıyor. Oysa sadece heves etmek yetmiyor,  gönülden istemek ve yaşamak gerek... O da cesaret ister, fedakarlık ister, kendini adamayı ister... İster ister de, daha empatiyi beceremezken sevgi nasıl becerilecek ?  Nasıl olur bu istekler... 
****** ****** ******
"Hayatın eksiği var, hayat eksik hayatta" diyor ya üstad Necip Fazıl... Hayatlarımız, şarkılar kadar billur, sevgiler kadar sıcak değil aslında. Zaten sevgi, bu günkü hayatlarda ne kadar yer tutuyor oda meçhul... Dedik ya, empati olmayınca, fedakarlık olmayınca... Sevgiler, Aşklar sadece şiirlerde, şarkılarda olmamalı... İnsanı insan yapan değerleri gönülden istemek ve yaşayabilmek gerek. Her şeyi çok çabuk tüketiyoruz derken, aslında kendimizi tüketiyoruz... Hırslara kurban ediyoruz en değer verdiğimiz şeyleri çok zaman ama, keşke fark edebilsek, idrak edebilsek... 
****** ****** ******
Hırsların içinde var olan "her şeye rağmen" düşüncesi aslında yok eder hedeflerimizi, onca fedakarlığa katlanmışken. Amaçladığımıza ulaştığımızda ise, o yolda yok ettiklerimiz yüzünden, yerinde bulamayız o hayal ettiğimiz hazzı, mutluluğu... Hedefe doğru yol alırken çok şey kaybettirir hırslar. Ama yine de kurtaramayız kendimizi onun kıskacından. Oysa "azim" denen; sevgi, sebat vesadakatle, doğru yolda hedefe kenetlenme duygusunu; yaşadığımız güzelliklere sevdiklerimizi ortak etme, onlarla paylaşma duygusunu unuturuz çoğu kez... EMPATİ diyorduk değil mi ? Öyleyse bir daha söyleyelim ama lütfen bu kez ne söyleyeceğimizi idrak ederek...

Yorumlar

tüm yorumlar