Yalancı Dolma TÜRKİYE – ABD İLİŞKİLERİ

Osmanlı döneminde iki ülkede başlayan ilişkilerde hep ABD lehine gelişmeler olmuş,  Türk toprakarında özellikle eğitim alanında ileri adımarla Türk düşmanlığı azınlıklarda gerçeklik kazanmıştı. Cumhuriyet kurulduğunda ABD’...

Osmanlı döneminde iki ülkede başlayan ilişkilerde hep ABD lehine gelişmeler olmuş,  Türk toprakarında özellikle eğitim alanında ileri adımarla Türk düşmanlığı azınlıklarda gerçeklik kazanmıştı. Cumhuriyet kurulduğunda ABD’nin Osmanlı topraklarında yedi (7) Üniversitesi ile 450’den fazla çeşitli kademelerde okulu vardı.

 

            ABD ile Cumhuriyetimizin ilk ilişkisi Lozan’da başlar. Lozan Konferansına gözlemci sıfatıyla katılan Amerika ile 13.6.1923’te

  “ Dostluk ve Ticaret Antlaşması” imzaladık.

Bu tarihten itibaren inişli – çıkışlı giden ilişkimiz asla geniş bir güvenirlik vermedi bize.

          1950’den sonra teslimiyet derecesinde ABD ile sürdürülen ilişkide MARŞAL YARDIMI ile de ordumuz ABD üretimine bağlandı. Ne zaman ki Kıbrıs’ta Rumların Türk’lere saldırmasında müdahele edeceğimiz açıklandığında ABD Başkanı Conhson:

         “ Bizim verdiğimiz silar ve donatı ile müdahele edemezsiniz” deyince, Türk yetkilileri işin vehametıni anlar ve dönemin Başbakanı İnönü de yanıt olarak yazdığı mektubunda:

        “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de orada yerini alır”  diyerek, üçüncü dünya ülkeleri ile ilişkilerin kurulmasına daha fazla eğilim başlar.

         O günden sonra da ABD her olayda dost görünerek düşmanlığını sergilemiştir. Milenyumla başlayan,  İkiz Kuleleri  feda ettikten sonra Dönemin  Başkanı ( Baba) Bush İslama karşı nefretini kusarak ; “Haçlı seferlerini başlatıyorum” dedikten sonra  hazırladıkları lokmayı açık ettiler. Ortaya attıkları BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi) ile “ 22 ülkenin sınırları değilecek(!)dediler . Güya bu bölgeye Demokrasi (i) etireceklerdi.

          Uzun etmeyelim. Afganintan’ı içinden çıkılmaz hale getirdiler. Tunus’tan – Afganistan’a uzayan coğrafyada Libya, Mısır , Irak Demokrasi kıyımına uğrayarak milyonlarca insanın öldürülmesi bir yana tarihi ve kültürüyle yok edilen İslam ülkeleri. Şimdilerde Suriye demokrasi cenderesinde…ülke perişan . Bu yıkımın gerekçesi NATO toplantılarında , Türk Subayların da bulunduğu bir ortamda masaya

ABD’li Subayların serdiği ORTADOĞU HARİTASI  tüm gizli sırları açık eder. Bu haritada bizim Doğu ve Güneydoğu Bölgemiz de dahil, İran, Irak, Suriye ve Türkiye topraklarından koparılacak ve KÜRDİSTAN  devleti kuracaklar. Bu projenin Eşbaşkanı da ne yazık ki bizim yöneticimizdi. Bunun yıkım olduğunu çok geç anlayan bizimkiler ABD’nin hazırladığı Ortadoğu bataklığına  aldatılarak düştüler. Şimdi her gün içimiz burkularak gelen haberlerdeki acılarla yaşamak durumunda kalıyoruz.

 

         Oysa her şeyin bir bilimi vardır. Fiziğin , Matematiğin bilimi olduğu gibi, sosyolojinim, siyasetin, savaşın da bir bilimi vardır. Bilimin ürettiklerinden uzak kalanlar, “ Boş başaklar gibi başlarını dik tutmak “ isterlerken, boşlukta kayıp gittiklerini fark edemezler. “ Bilgi kuvvettir.” Sağlam bilgi kişiyi hedefe ulaştırır. Çünkü bilimin işi , sürekli ararken yanlışa giden yolu sezer, bulur ve onları tıkar. Bilim sağlam basar ayaklarını.  

           Bilim kişiyi alçakgönüllü yapar. İki de bir yanılgılara düşmez. Düşünceleri süzer ve sonuca giden yolu önerir , uygulayanları başarıya ulaştırır. Sesin yükselişi sahibini yalnızlaştırır ve başarısızlığa sürükler. Bernard Shaw der ki

Düşüncenin bittiği yerde  kaba kuvvet başlar.”

Kaba kuvvetin ilerisi silahlı çatışmadır ki bu da savaştır.

         Bilim , değerler zincirinin sağlam halkasıdır.

Savaşa giden yolları tıkamak bilimle yürüyen devlet adamlarının başarısıdır. Ömrünün yarısı savaş alanlarında geçen Dünya Lideri Atatürk:

“ milletin hayatı tehlikede olmadıkça savaş bir cinayettir,”  dememiş miydi …

          Ülke yönetmek , ulusal bütünlüğe giden yolda düşünce yoğunluğunu elde etmelerine bağlıdır. Elde edilen başarı da kamuya mal edilirse, erkli alkışlanır; kendini öne çıkaranlar halk belleğinde yer edemezler.

        

         Bu noktada yine sıtratejik ortak ABD’ye dönmek durumundayız. Onlar , yüz yıllık projelerinin peşinde. Sevr’i uygulamak ve Türkiye’yi parçalamak …Bu kararlarından hiç sapmadılar ki. Atatürk’ün , EĞİTİM BİRLİĞİ YASASI  kapattığı  tüm Azınlık okullarıyla ABD okulları da kapatıldığı için, bunun acısını, önce Barış Gönüllüleri adıyla ülkemizde görev verdikleri ajan-prokovatörle ayrılık tohumları ektiler ve insanlarımızı etnik bölünmelere yönelttiler.  PKK’nın temelini atan ABD, bugün de terör örgütlerine açıktan ağır silahlar vererek bize karşı kullandırmakta olduğunu cümle alem biliyor.Yıllardır, bizim yöneticiler de tavşan kovalanakta. Neden bir ulusal duruş sergilenmez?

         Ülkemizin içinde Terör örgütü müstahkem mevkiler kazanırken, valilere “ dokunmayın(!),”

Askerlere “ kışlanızdan çıkmayın(!),”  Türk Bayrağı indirilirken polislere “  seyirci kalın(!) diyenler yıllar sonda , “ ALDATILDIK(!) demediler mi ? Bu yolları önerenler ABD değil miydi ?

Ayıyla yatağa girmenin sonunu düşünmeyenler olanlardan  seyredenleri sorumku tutabilir mi ?

 

            Bugün ABD, Kürdistanı kurma sevdasının son aşamasında. Ordumuz devletin BEKA sorunu olunca sınır ötesi eylemde. Elbette destekliyor ve başarılı olacağına da inanıyoruz. Ancak ABD’nin planını bozmak karşı atılıma bağlıdır. Bu coğrafyada komşular birleşir ve yabancıları  ötelerse ki; bizim SURİYE, İRAN , IRAK ve kuzey komşumuz RUSYA ile  birlikte olmamızı gerektirir başarıya gitmek. Bir Türkiye’nin ABD planını bozması zordur. Acilen Suriye ile barışmamız zorunludur, Suriyenin toprak bütünlüğü bizim de bütünlüğümüzün garantisidir. Suriye ve Irak parçalanmamalı.Devlet aklı öne çıkmalı, bireysel düşmanlıklar ulusal yaklaşımlarda gündemde olamaz. Olursa devlet kaybeder ve birey de ezilir

         ABD silah satar, sonra sırtüstü yatar. Ezilen bölge insanları, çözülen bölge devletleri. Akıl tüm tarafklara BİRLEŞİN, GÜCÜMÜZ EMPERYALİSTLERE DERS OLSUN.

Yorumlar

tüm yorumlar