DÜŞÜNCEYE HAKİM OLMAK

Düşünce, kendi değer yargıları içinde hayatın yargılanıp yorumlandığı ve zihinlerde  şekillendiği yerdir. Düşünce dünyası da sınır tanımayan bilinmezliği ile sonsuzluklar dünyasıdır. Ve biz istesek de istemesek de düş&...

Düşünce, kendi değer yargıları içinde hayatın yargılanıp yorumlandığı ve zihinlerde  şekillendiği yerdir. Düşünce dünyası da sınır tanımayan bilinmezliği ile sonsuzluklar dünyasıdır. Ve biz istesek de istemesek de düşüncelerimiz sınırsız ve sonsuz olarak bağımsız biçimde akıp gidecektir. Düşüncelerini iyi ve doğru yönde kullanabilen insan, baktığını görebilmenin ve hayatın gizemindeki egzotik hazzın farkına varabilen kişidir. Tabi bu birikimlerin gerçeklerle, iyiliklerle ve güzelliklerle dolu olması bir yetişme, eğitim ve kültür meselesidir. İyi düşünebilen bilgili ve birikimli bir insan,  sorumluluk yüklenmeyi de bilen insandır. Çünkü bu bilginin ve olgunluğun gereğidir.

Eğer herhangi bir konuda bir bilgiye sahipseniz  o konunun sorumluluğunu da taşımak durumundasınız. Bilgi arttıkça sorumluluk da bir o kadar artacaktır. Bu bir yerde insan olmanın da en büyük hasletlerindendir. Ancak böyle bir insan daima pozitif duygular içinde olumlu kararlar üretir. Fakat doğru kararlar hayata geçirilmezse, yani ortaya koyduğumuz olumlu düşünceleri kullanmazsak, onlara sahiplenmezsek, olumsuz düşüncelerin yok edici bombardımanında kaybolup gitmeye mahkum olurlar.

Şayet bir insana, daha küçük yaşlardan itibaren ne kadar çok gerçekçi, doğru ve olumlu yönlendirme ve bilgilendirme yapılırsa, sorumluk duygusu aşılanırsa, o kişinin gelişen olgun düşüncelerinden kendinin ve toplumun faydalanması da o oranda fazla olacaktır. Düşünmenin olgunluğuna erişememiş insanlar da doğal olarak kulaktan dolma, yalan yanlış bilgilerle donanıp hep bunlara bağlı kalacaklarından kendilerine özgü düşünce akışlarından uzak birer kukla olmaktan öteye gidemeyeceklerdir.     
  Duyduklarımızı, gördüklerimizi nasıl algılıyorsak o doğrultuda düşünürüz, o doğrultuda çözüm bulmaya çalışırız. Tabi bulduğumuz çözümler ne kadar işe yarar bilinmez. Bütün bunlara paralel olarak da iyi ve doğruyu düşünebilmek, mutlaka iyi bir gözlem ve iyi bir algılama gerektirir. İnsanlar genellikle gördüklerini ya da duyduklarını farklı algılarlar. Çünkü düşünce, yaşadığımız, gördüğümüz ya da duyduğumuz olaylar üzerinde derhal yorum üretmeye başlar. Ve yaptığı yorumlarla ya kendini ya da başka bir düşünceyi baskı altına alabilir de zaman zaman.

Ne var ki geçmişte kalan düşüncelerimizin sonuçlarını artık değiştiremeyiz. Onlar, o anlarda getirdikleri sonuçları ile artık geçmişteki yerlerini almışlardır. İyi ya da kötü iz bırakmış, ya da hayatımızın bir parçası olmuşlardır.  Ama ne olursa olsun birer tecrübe olarak girmişlerdir hayatımıza. Ancak bütün bunlar onları tekrar düşünmemize, yeniden yorumlamamıza, yeniden yargılamamıza engel değildir. Önemli olan şudur ki, düşüncelerimizin esiri değil efendisi olmak ve gerektiğinde onlara yön verebilmektir.

Yorumlar

tüm yorumlar