NEYE NİYET NEYE KISMET KARARLAR

Bugün yaşadıklarımız dünkü tercihlerimizin sonucudur. Yarın yaşayacaklarımız da bugünkü tercihlerimizin sonucu olacaktır.    Hayat inanç, tercihler ve kararlardan ibarettir. Yaşadığımız tüm hayat serüveninde kat ettiğ...

Bugün yaşadıklarımız dünkü tercihlerimizin sonucudur. Yarın yaşayacaklarımız da bugünkü tercihlerimizin sonucu olacaktır.
   Hayat inanç, tercihler ve kararlardan ibarettir. Yaşadığımız tüm hayat serüveninde kat ettiğimiz yol hep bu üçlü üzerine kuruludur.  Aldığımız eğitim, yaşadığımız olaylar, inançlarımız, hayat felsefemiz hep inandığımız değerlerle yaptığımız tercihler ve o doğrultuda verdiğimiz kararlar hayatın neresinde nasıl yer alacağımızı belirler. Tabi hangi konuda olursa olsun karar vermeden önce istişare etmek de mutlak olmalıdır ki bu konuda yol gösterici çok güzel sözler de vardır:

Akıllı kişiler kararlarını aceleyle değil, düşünüp taşınarak verirler. JEREMY TAYLOR 

Başlamadan önce iyi düşün; ama bir kere başlayınca hemen bitirmeye bak. SALLUST 

Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak da korkudan kurtarır. KONFÜÇYÜS 

Bir girişimde bulunacaksanız, kararsızlık kapılarını kapatın. NIETZSCHE 

Bir insan hakkında verdiği cevaplardan çok, sorduğu sorularla daha iyi karara varırsın. VOLTAIRE 

Bir konu hakkında karar vermeden önce başkalarının da öğütlerine kulak vermek gerekir. DALE CARNEGIE 

Görünüşe göre karar verme. LA FONTAINE 

İnançlar ve kat i kararlar:
"Güneşi sağ elime, ay’ı sol elime verseniz dahi, davamdan vazgeçmem. HZ. MUHAMMED (Aleyhissalâtü vesselam) 

Ve daha birçok söz bulmak, söylemek mümkün.
İstişare en önemli basamak.  Zaten dinimizin tavsiyesi de bu yönde.
Hayatta herşey bir kez yaşanıyor benzerleri olsa da; vereceğimiz kararları lokal değerlendirmeden hareketle hayatın muhtemel bütününü de düşünerek ve istişare ederek almak, doğrulara çok daha yakın olmamızı sağlayacaktır.
Sürekli seçimler yapmağa mecbur olmak hayatın en büyük paradoksu belki ancak hayatın sürprizlerine de hazır olmalı. Su mecraında akar.

Ve bir Hikaye

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?” demiş. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.

İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. “Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”

Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyara gidip özür dilemişler. “Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.”

Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden “Bu ihtiyar sahiden saf” diye geçirmişler. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. “Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.

“O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz”

Birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…”
“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu kimse bilemez.”
Çünki yarınlar bilinmezlerle doludur.  Hayatın sürprizleri nefes aldığımız sürece de bitmeyecektir.
Hayatın küçük bir dilimine bakıp istişare etmeden tamamı hakkında karar vermek  olumsuz sürprizlerin de sebebi olacaktır.

Hayat, sadece bilmek değil, yapabiilmektir...

Yorumlar

tüm yorumlar