Hayale ÖYKÜNMEK

Yaşamda belli aralıklarla toplum dengeleri git – gellerle sarsılır. Buna bir bakıma iç depremler de denilebilir. Alışkanlıklar öne geçer, başkalarına öykünmek daha kolayına  gelir insanların. Eğer devletin Eğitim programları skola...

Yaşamda belli aralıklarla toplum dengeleri git – gellerle sarsılır. Buna bir bakıma iç depremler de denilebilir. Alışkanlıklar öne geçer, başkalarına öykünmek daha kolayına  gelir insanların. Eğer devletin Eğitim programları skolastik bir iz sürüyorsa , düşünce yerine taşıyıcı bir anlayaış  uygulanıyorsa öykünme daha da öne çıkar.

            Düşünmek, kendini sorgulamak, yaşadığı dönemi yargılamak ve yenilerde yol almak ancak uygulanan sisteme bağlıdır.  Sistem ezberi gerektiriyorsa  bireyler ancak taşıyıcı ( portör ) olur. Bu uygulamada yenilere ulaşma yerine , başkalarının üretimine koşulur. Hal böyle olunca, üreten uluslar, taşıyıcı ulusları her yönüyle sömürmeyi hak eder.

           Cumhuriyet, Kuruluş Yıllarında çok yönlü bir atılım vardı. Eğitim, Ekonomi, Siyaset , Sanat alanlarında uzun zamanların kaybını kapatka projesi olarak işe başlamış, yazın alanında da ulusal heyecan yaratılmıştı. Her yönden birlik – bütünlük adına ULUSAL İMECE ile yol alınıyordu. Eğitimde çağı yakalama  adına hem anadilde, hem de uluslararası alanda bilim  ve sanata değer veriliyor, gençler bu heyecanla eğitiliyordu.

 

          Cumhuriyetin ilk 50 yılında eğitim alan gençlerin çoğunluğu ülke sevdalısıdır. Derslerin yanında sosyal alanda da kendilerini ulus kavramında birliğe ve estetiğe ulaştırma çabası örneklik oluşturuyor , halkımız da okuyanları destekliyor  kültür birikiminde her birey üstüne düşeni yapıyordu.

 

          Zaman aşındırdı. Zamanı kullanamayanlar yanlış ideolojilerle eğitimde Cumhuriyet değerlerini törpülemeye başladılar. Bu, 1950’den sonra günümüze kadar sürdü. Önce Köy Ensitülerini,  sonra da Öğretmen Okullarını kapatarak, ülkeyi araştırıcı, düşünmeyi geliştirici uygulamayı terkederek, ezbere dayanan bir anlayışı getirdiler. Bunun için  İmam-Hatip uygulamasını yaygınlaştırdılar.

           Bu  uygulamayı savunanların Dindar  olduklarını asla düşünmüyorum. Dini duyguları kullanarak yıllardır halkımızın saf duygularını sömürdüler ve sürdürüyorlar.

Bir yetkili, korumalarını cami çevresinde nöbete tutarak kendisi namaz kılıyor ve o korumalar  ibadet edemiyorsa bunun sorumlusu dşndar olamaz. İbadet herkesin sorumluluğu değil mi ? İnsanların ibadetlarini özgürce yapmaları için gerekli huzuru sağlamak da yöneticilerin görevi değil mi? Bu konuda diyanetten açıklama beklemek hakkımız değil mi ?

            

              Öykünmek toplumlara bir şey kazandırmaz. Araştırıcı bir uygulama gerek . Ancak, görülen o ki erkliler diğer alanlarda olduğu gibi eğitimi deçıkmaza soktular. Gençlerimiz üniversite okurken de karamsar. Bitirdiğinde iş alanı olacak yatırımlardan uzak bir anlatüyış

              Ülkemizi AVM cenneti  yapmak  gençlerimizi kurtarır mı? Üniversite diploması alan gençler bulabilirlerse AVM’lerde kasiyerliği bile öpüp başlarına koyuyorlar.  Plansız nüfus artışı yoksulluğu getirir. Ülke varlıklarını halkın yararına harcama yerine başkalarının çıkarına özelleştirme  yıkımı kullananlar yaptıklarına ne zaman pişman olacaklar da yine “ kandırıldık” diyecekler!

          Şimdi de Şeker Fabrikaları satışta. Bu, aymazlığın ötesinde sorumsuzluktur. Sorumlu makamlarda oturanların sorumsuzluk yapma hakları yoktur. Şeker ulusal bir kavram, hem ekonomi, hem de sağlık yönünden çok önemlidir. Şeker pancarı halkın geçim kaynağıdır. Hayvancılığın besin kaynağıdır. Nasıl olur da bu kurumlar yok edilir ?

           Sigara Fabrikaları  satıldı!  Ne kazandı Türkiye? Sigara içenlerin sayısı mı azaldı. Tütün dikimi bitirildi, virjinyalı olduk … Samsun,Harman,Kulüp,Yenice,Gelincik ve diğer markalar gitti ;  yerlerine Conilerin markaları geldi…  Tekeli özelleştirenler “ fabrikalar kapatılmayacak (!)” söylemi nasıl bir fiyasko ise , şimdi

“ Şeker Fabrikaları kapatılmayacak” söylemleri de boş bir ifadedir.

           Ülke çıkarlarına sahip olmayan yöneticiler , başkalarının değirmenine su taşıyor demektir.

 

            Özelleştirmeler yeter artık. Şimdi yeni üretim yapacak Fabrikalar kurma zamanı. Eğitim almış gençlerin iş alanlarına girme zamanı.  Ülkemiz büyük, olanakları geniş. Sorunları da olacak elbet. Önemli olan ülkeyi komşu ve dünya  ülkeleriyle barışık yaşatmak . Hiçbir meslek  grubu küçümsenemez. Dışişleri  mensupları “ Monşerler …” diye küçümsenmeseydi bugün ne Suriye’de oluduk, ne de içimizde 4 (dört)

Milyon Suriyeliyi barındırmak zorunda kalırdık.

        Akıl , kullanılmak için verilmiştir insanlara.

        Aklını kullanan insanlar alkışımhak eder.

        Ulusal duyguyu törpüleyip yok ettirenler de gelecekte lanetle anılacaktır. YAZIK !..

         Başkalarına öykünmek olduğu yerde saymaktır.

Yorumlar

tüm yorumlar