SORAYA

Bir kelime nasıl bu kadar çok anlama sahip olabilir?  KADIN Acı neden her zaman sana yakıştırılır ki? 2010 yılında ilk kez izlediğim ve şimdi tekrar denk geldiğim bir filmden bahsetmek istiyorum, belki bir çoğunuzun izleyip aynı duygu ve d&uu...

Bir kelime nasıl bu kadar çok anlama sahip olabilir? 

KADIN

Acı neden her zaman sana yakıştırılır ki?

2010 yılında ilk kez izlediğim ve şimdi tekrar denk geldiğim bir filmden bahsetmek istiyorum, belki bir çoğunuzun izleyip aynı duygu ve düşüncelere büründüğü gerçek bir hikaye olan bir recm (taşlanarak öldürülme) hikayesinin anlatıldığı 'SORAYA'YI TAŞLAMAK'

Film İran'ın Kupayeh köyünde geçiyor...Yıl 1986; Ayetullah Humeyni dönemi.Başka bir kadınla evlenmek isteyen kocasının boşanma isteğini, parasız kalacağı ve geçinemeyeceği için kabul etmeyen Soraya'nın başına gelenlerin hikayesi...Kadının mal gibi alınıp satıldığı, dövüldüğü, 'insan'dan sayılmadığı o ortamda Soraya; kocasına direndiği için yaşıyor başına gelen her şeyi.Yalanlarla, iftiralarla, yalancı tanıklarla zina yaptığı yayılıyor tüm köye ve taşlanarak öldürülmesine karar veriliyor."Bunu benden İslamiyet istiyor" diyor köyün muhtarvari kişisi.Çünkü şeriat hükümlerine göre; koca karısını zinayla itham ederse kadın masumiyetini ispat etmek zorunda.Ancak herkes yalancı şahit; ispatlamak nasıl mümkün olsun. Kanunlar gereği Soraya'nın ''zina'' yaptığı için ödemesi gereken bedelse taşlanarak öldürülmesi.Soraya'ya son sözü sorulduğunda "Sizin komşunuzum, sizin kızınızım, sizin annenizim, bunu nasıl yaparsınız bana" diye soruyor.Aç kurtlar gibi sıralanan adamlar için sözlerin hiçbir önemi yok oysa, her biri ilk taşı atmak için sabırsızlanıyor, heyecanlanıyor.Hz. İsa'nın bir cümlesi var ya hani 'İlk taşı günahsız olanınız atsın', en önce iftira atanlar taşı alıyor eline.Ardından Soraya'nın öz babası...Kızının alnının ortasına nişan alıyor ki bütün o sözde günahın utancı, alnından akan kanlarla akıp yok olsun, silinip gitsin! Soraya'nın iki çocuğu bile annelerini taşlamaktan alıkoyamıyorlar kendilerini.

Uzun zamandır bir filme bu kadar duygulanıp, ağladığımı hatırlamıyorum.Soraya'nın acısına ortak olmamak çok zor.Atılan her taş bana atıldı sanki.İzlerken, bir sürü şey gözlerimin önünden geçti tekrar tekrar.Dünya'da ve ülkemizde yaşanan oaylar, namus davaları, töre adı altında işlenen cinayetler, kadının diri diri toprağa gömülmesi gibi...Bir insanlıık trajedisi anlatılıyorsa da, anlatılmak istenen kadının toplumdaki yeri ve kadının hala tanınmıyor oluşu.Ve işin en korkutucu yanı, kadına zulmün asırlar boyunca devam eden bir olgu olması...

Şuan 2018 yılındayız ve kadınlar için değişen hiçbir şey yok.Vahşet hala devam ediyor.Yine bir yerlerde linç edilerek, taşlarla sopalarla feci şekilde dövülerek, yerlerde sürüklenerek, çatıdan aşağı atılarak, arabayla çiğnenerek ve benzinle yakılarak, tecavüz ederek öldürülen binlerce kadın her gün can veriyor.İbreti alem için mi? Bütün dünya görsün ve korksun diye mi? Birine gücünü kanıtlamaya çalışan, bunu yaparkende dövmenin, sövmenin ve bir insanı öldürmenin hiç de kötü bir şey olmadığı, kadının aciz olduğu inancı ile kendini kandıran insanların bende yarattığı o derin öfkenin sıcaklığında, nefes almakta güçlük çekiyorum kökleri cehenneme erişmeyen bir ağacın dalları cennete erişemez mi? 

Bütün masum insanları öldürmek niyetiyle atılan taşların (gerçek veya mecazen) acısını bize hissettirdiği için, yalanın gücüyle bir araya gelmiş kalabalıkların kirli ruhlarına ışık tuttuğu için bu eşsiz filmi defalarca izlemelisiniz.

Bir Soraya daha ölmesin diye belkide…

Yorumlar (9)

Yorum yaz
  1. Ercüment Ilıca
    2018-03-16 13:20:07 Ercüment Ilıca

    Yüreğinize sağlık! Bu olaylar vahşetin daniskasıdır.İnsanlar hep dini ögeleri kullanarak kendi günahlarına kılıf uydurmaya bayılır.

  2. Ercüment Ilıca
    2018-03-16 13:20:14 Ercüment Ilıca

    Yüreğinize sağlık! Bu olaylar vahşetin daniskasıdır.İnsanlar hep dini ögeleri kullanarak kendi günahlarına kılıf uydurmaya bayılır.

  3. Nermin
    2018-03-16 17:37:08 Nermin

    Çok beğendim, öldürülen kadınlar; kimisi batılı, kimisi doğulu, kimisi yaşlı, kimisi genç, kimisi eğitimli, kimisi eğitimsiz, kimisi köylü, kimisi şehirli, kimi kırmızı, kimi yeşil, kimi mor, kimi mavi, farklı hayatlar, farklı hayaller. ama ya öldürenler, işte onlar hep aynı karanlık.

  4. Zehra
    2018-03-16 19:47:19 Zehra

    Kaleminize sağlık, kadın yüz yıllardır hep ikinci sınıf kalitede yaşamaya mahkum bırakılıyor.Bunun açık giyinmek, kısa giymekle hiçbir ilgisi yok araplar gözleri bile görünmeyen kadına tecavüz ediyor, ama bizim Türkler saç kapatmakla olacak zannediyorlar.İnsanın içi kötüyse ne yaparsanız yapın olmuyor.Kadın'a kadın bile diyemeyen insanların olduğu bir hal içerisindeyiz sonumuz hayır olsun.

  5. Lale Cündioğlu
    2018-03-17 14:32:30 Lale Cündioğlu

    Kadına şiddetin, sevginin gösterilmesi olarak algılandığı zamanlardayız bir de recmi savunan insanlar var her şeyi dine bağlayıp günahsızca geziyorlar! Muhteşem bir yazı, kalemine yüreğine sağlık...

  6. Ulaç Bilgin
    2018-03-17 14:39:51 Ulaç Bilgin

    Adaletsizliği, köleliği, empoze edilmişliği, korkuyu, korkunun içindeki cesareti, gerçek İslam'i lekeleyenleri, "kadının adı yok"u çok çok güzel anlatmışsınız...

  7. Koray ALANLI
    2018-03-17 14:53:56 Koray ALANLI

    Boğazıma adını koyamadığım bir şeyler gelip oturdu.İran'da 1980'lerin başında gözlerimle gördüğüm ve ömrüm boyunca aklımdan çıkmayan bir olay recm.Şeriat kanunları, islam hukuku, islamiyetin uygulanışının yanlışlığı, dini emirlerin çarptırılması, kadınları, çocukları taşlayarak öldüren zihniyet, Allahın emri adı altında katliam yapanlar, kadını hapsedenler, hizmetçi gibi kullananlar....Kadınlar hakkındaki birçok gerçeği tüm çıplaklığıyla anlatan bir film olabilir ama inanın gerçeğini görmeye yürek dayanmıyor.Yüreğinize sağlık...

  8. İbrahim MUTLU
    2018-03-17 15:14:47 İbrahim MUTLU

    Kadınlar... Özellikle İslam coğrafyasında yaşayan kadınlar... Hiç bir zaman hak ettikleri değeri bulamamışlardır. Bulmaları da zordur. Ki günümüz teknoloji çağı, modern çağ, insanlık çağı olmasına rağmen, kadına şiddet, kadın cinayeti, kadını horlama, kadını farklı bir yaratık olarak görme, kadını hemen hemen yok sayma halen devam etmektedir. Gerçi çağın önemi yok, önemli olan erkek müsveddelerinin kendilerini geliştirmesi, kendilerini yetiştirmesi, kadın bir inşa olarak görmesi gerekir. Özellikle din kisvesi altında, sözde ilahiyatçılar, sözde din adamları, sözde okumuşların sosyal medyada kadınlar hakkında densizce laf söylemeleri ayrı bir kangren... Ki buna bir de bir kısım kadınları çanak tutması, kendi varlığına ve hemcinslerinin varlığına sahip çıkmaması, sözünü ettiğim karalık zihniyetlileri daha da cesaretlendiriyor... Güzel bir konuyu muhteşem kelimelerle ve içten duygularla dile getiren güzel kalemin, altın kalbine teşekkür ederim can kardeşim... Başarıların daim olsun, sevgiler...

  9. Bozok Nayman
    2018-03-17 15:23:22 Bozok Nayman

    Böyle olaylar gerçekte de var, inansınlar artık buna insanlar.Romanın 94'te yazılması, filmin 2009'da yapılması acıyı dindirecek gibi değil, senin de dediğin gibi kadına zulmün asırlar boyunca devam eden bir olgu olduğu.Şeriat, recm vs. her ne ise, çürümüş kavramlar hepsi.Suç unsuru hakikatte oluşmuş olsa dahi bu tür cezalandırma yöntemlerininin varlığını savunanlarını akıldan ve en önemlisi bir iradeden yoksun görüyorum.Yüreğine ve bir insan olarak dayanma, savaşma azmin, cesaretini kutluyorum...

Yorumlar

tüm yorumlar