ÇOCUK GELİNLER

Çocukluğumuz… Saklambaç oyunları, körebe, yakan top, istop, sek sek, salçalı ekmek, tek derdimiz akşam ezanından sonra beş dakika daha dışarıda vakit geçirmek olan ve sabah kalkınca ne yapacağımızı düşünürken uyuyak...

Çocukluğumuz… Saklambaç oyunları, körebe, yakan top, istop, sek sek, salçalı ekmek, tek derdimiz akşam ezanından sonra beş dakika daha dışarıda vakit geçirmek olan ve sabah kalkınca ne yapacağımızı düşünürken uyuyakaldığımız çocukluğumuz… Oysa ne hayallerle ve ne umutlarla bir çocukluk istemişizdir hepimiz. Belki yaşamışızdır belki yaşamamışızdır çocukluğumuzu. Ama belki de çoğumuz onlar gibi yaşarken ölmedik, belki de onlar bizim kadar şanslı değillerdi…

 

Evet, “Çocuk Gelinler” den bahsediyorum… Kim ister ki bu acımasız yaşamı, kim ister ki böyle bir dünyada yaşamayı ve yaşatmayı… Siirt – Pervari’de 11 yaşında gelin olup 12 yaşında anne olup 14 yaşında öldürülen talihsiz yavrucak mı? Evcilik oynayalım yalanıyla zorla gerdeğe sokulan, belki de hepimiz gibi olan hayallerini kalbiyle birlikte yaşarken mezara gömen küçük kız mı? Ailesinin, sırf para için namusunu şerefini hiçe sayıp kendinden 45 yaş büyük adam müsfettesiyle evlendirilen, evlendiği günden beri her an şiddete, hakarete, psikolojik ve fiziki darp’a maruz kalan ve 21 yaşında intihar eden o masum kalp mi? Hangisi istedi bu hayatı? Hangisi istedi böyle bir sonu? Hangisi kurdu böyle bir hayali? Hangisinin Umutları bu yöndeydi? Hiçbirinin… Böyle olması sadece ama sadece “CEHALET” denilen insanlığın en büyük düşmanının fikriydi. Kur’an-î Kerîm’in ilk Ayet-i Kerîme’si olan “İKRA” yani “OKU” ayetinin bizlere neler kazandıracağını maalesef bu Ayet’i dikkate almayanların yaptıkları kötülükler ile daha iyi anlamış oluyoruz.

 

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından hazırlanan rapora göre, dünyada çocuk gelinlere en yüksek oranda rastlanan ülkeler sıralamasında, ilk sıraları Batı-Doğu-Orta Afrika ülkeleri ile Güney Asya ülkeleri alıyor. Türkiye ise Avrupa ülkeleri olarak değerlendirilen ülkeler arasında erken evlilik oranı yüzde 17 olan Gürcistan’ın ardından yüzde 14 oranıyla ikinci sırada görülüyor. USAK tarafından yapılan ve Türkiye ile diğer ülkelerde erken evliliklerle ilgili yapılan araştırma sonuçlarına yer verilen ”Evlilik Mi? Evcilik Mi? Erken ve Zorla Evlilikler: Çocuk Gelinler” raporu düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

 

USAK’tan araştırmacı Elvan Aydemir tarafından hazırlanan ve açıklanan rapor, Türkiye ve dünya verilerinin yanı sıra uzman görüş ve mülakatlarla da desteklendi. Raporda, ”kesin rakamlara ulaşmak mümkün olmasa da gelişmekte olan ülkelerde her yıl 10-12 milyon kız çocuğunun erken yaşta evlendirildiği, Türkiye özelinde ise her üç kadından birinin çocuk evliliği yaptığı” belirtildi. Erken yaşta evliliklerin sadece sosyo-kültürel özellikler, gelenek ve inançlarla açıklanacak bir pratik olmadığının altının çizildiği raporda, bu evliliklerin ortaya çıkmasında sosyo-kültürel, eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, savaşlar ve felaketler gibi etmenlerin rol oynadığına işaret edildi. Erken yaşta evliliklerin önce bireyi, daha sonra tüm toplumu etkileyecek yıkıcı sonuçlar doğurduğunun vurgulandığı raporda, anne-çocuk ölümlerinin, üreme sağlığına yönelik sorunların, eğitim eksikliğinin, kadına yönelik şiddet ve istismar ve toplumsal izolasyonun bu sonuçlardan birkaçı olduğu ifade edildi. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa ülkeleri olarak değerlendirilen ülkeler arasında yüzde 17’lik oranla en yüksek erken evlilik Gürcistan’da görülürken, ikinci sırada yüzde 14 oranıyla Türkiye, yüzde 10 oranıyla Ukrayna geliyor. İngiltere ve Fransa’da da erken evliliklerde yüzde 10’luk bir oran görülmekte.

 

Türkiye’deki verilere de yer verilen raporda, Türkiye’de 18 yaş altı evlilik yapan erkeklerin oranının yüzde 6,9 iken, bu rakamın kadınlarda yüzde 31,7 olarak görüldüğü kaydedildi. Bu evliliklerin yüzde 16,9’unun kentte, yüzde 24,6’sının da kırda gerçekleştiğinin anlatıldığı raporda, TÜİK verilerine göre de evli kız çocuğu sayısının evli erkek çocuğu sayısına oranla 14 kat daha fazla olduğunu gözler önüne serdiğine vurgu yapıldı. Raporda, Türkiye’de 18 yaşın altında evliliklerin yaklaşık yarısının okur-yazar olmayan, yüzde 31,7’sinin ise okur-yazar olan fakat hiç okula gitmeyen çocuklar tarafından yapıldığı da aktarıldı.

 

Dünyanın her yerinde görülen bu küresel sorunu, kendi ülkemizle bağdaştırarak bilimsel ve özgün kanılarla birlikte siz değerli okurlarım ile elimden geldiğince aktarmaya çalıştım. Sevgi ve Saygılarımla…

Necati Kerem ÇAĞIRICI

Yorumlar

tüm yorumlar