BEN HER BAHAR DİRİLİRİM

Yeşilin her tonu ve minik çiçekler, erik ağaçlarının çiçekleri öbür tarafta en güzel rengiyle erguvanlar etrafımda rengârenk laleler,  daha ne ister insan… Seviyorum bahar ayını. Yıllar önce Eği...

Yeşilin her tonu ve minik çiçekler, erik ağaçlarının çiçekleri öbür tarafta en güzel rengiyle erguvanlar etrafımda rengârenk laleler,  daha ne ister insan… Seviyorum bahar ayını.

Yıllar önce Eğitim Enstitüsünde işe ilk girdiğim seneyi hatırlatır bahar,  dudağımın kenarında bir tebessümdür bu anım.

İyi bir kıştan sonra havalar ısınmıştı, güneş kendini gösterdi, gökyüzü alabildiğine mavi hiç lekesiz. Bahar gelmişti. Kütüphanenin camından dışarı bakıyorum,  doğadaki güzel değişim içeriye hiç bir şey yansıtmıyordu. Eğitim Enstitüsünün bahçesi  ( şimdi Fen Lisesi ) halen öyle mi bilmiyorum ama alabildiğine ağaçlıklı bol çimenli büyük olmasa da çok güzel bir de havuzu vardı. Burası eskiden 4.Muradın av köşküymüş, doğa olduğu gibi korunmuş.  Ama iş yerinde öyle dışarı kafana esince çıkılmıyor ki, ben de baharı yaşayamamanın mutsuzluğunu yaşıyorum. Hiç yerimde oturamıyorum,  koridora çıkıyorum, çünkü dışarıda olmak istiyorum. O günü asla unutmam kendimi o kalın duvarların arasında zincirlenmiş gibi hissetmiştim. Çok mutsuz oldum. Baş muavin beni görmüş, odasına çağırdı;

“Belma bir şey mi oldu,  hasta mısın?  “diye sordu. Ben de “ Gök masmavi, çiçekler açtı, kuşlar ötüyor, bahar geldi, ama ben burada kendimi kafese kapatılmış aslan gibi hissediyorum, mutsuzum“ dedim. Yüzüme uzun uzun baktı “seni anlıyorum, gençsin ve dışarıda olmak istiyorsun, hemen çantanı al ve çık, ama mutlaka Moda’ ya git “ dedi. Hemen okuldan çıktım… Evet, tahmin ettiğiniz gibi Moda deniz, güneş, martılar ve hoş geldin bahar… Acaba şimdi böyle anlayışlı idareciler var mıdır?

Bana göre baharın çiçeği, ballıbabalar, papatyalar,  gelinciklerdir. Baharda Balıkesir Ayvalık arasında gideceksiniz. Doğa rengarenk,  çam ağaçları, çınarların yeni açmış yaprakları sizin ruhunuzu okşar.

Hele çam ağaçlarının arasında durur ve doğayı dinlerseniz,  ruhunuzun yeniden doğduğunu hissedersiniz.

Bahar ayında en çok da 5-6 Mayıs günlerini severim.  Hıdrellez, bütün Türk dünyasında bilinen mevsimlik bayramdır.  Hızır, yaygın bir inanca göre hayat suyunu içip ölmezliğe kavuşmuş Hızır ve İlyas ‘ın yeryüzünde buluştukları gün olarak söylenir. O gün Hızır’ın karadan, İlyas’ın denizden geldiği, yeryüzünde buluşup umulmadık bir zamanda, tüm dilekleri kabul ettikleri, kısmet açtıkları, dertlilere şifa dağıttıkları, uğradığı yerlere bolluk bereket getirdikleri, uğur ve kısmet sembolü oldukları söylenir. Ülkemizde Hıdrellez 6 Mayıs tarihinde kutlanır. Büyük şehirlerde az görülür ancak Anadolu’da daha da özellikle kasaba ve köylerde hazırlık bile yapılır. Genelde yeşillikler içinde su kenarlarında kutlanır, öyle şeyler yapılır ki bazı yörelerde evler temizlenir, Hızır pis yere gelmez diye. Bir gün önceden cüzdanlar açılır, ambar kapıları açık bırakılır bol bereket olsun düşüncesiyle, evde evlenmemiş kızları, oğlanları olanlar kapılarını açık bırakırlar kısmetleri açılsın düşüncesiyle. Hıdrellez, baharın başlangıcı, bereket ve bolluğa adım atış günüdür.

Eskişehir’de Hıdrellez sabahı saat beşte kalkılır, tenekeler çalar ateşler yakılır herkes yazdığı dilekleri köprübaşından Porsuğa atar ki dilekler çabuk olsun diye, ağaçlardan koparılan küçük dallarla Adalar mevkiinde,  kızlar erkeklere erkeklerde kızlara “kısmetin açılsın “diye dallarla başlarına değerler sonrası piknikle biter. Orda oturduğumuz sürece Hıdrellezi böyle kutladık.

İstanbul’ da böylesine görkemli hiç kutlayamadık,  ancak ben işe gider gül ağacının dibine bir şeyler yapardım.

O zamanlar arabam yoktu,  hep hayalimde de bir kırmızı araba…

5 Mayıs sabahı erkenden Üniversitenin bahçesinde,  gül ağacının altında çömeldim araba yapıyorum. İdare müdürü,  beni görmüş  “ Hayrola Belma hanım, inanıyor musun? “ dedi, birazda dalga geçti ben de “kırmızı bir araba yapıyorum “dedim. Ertesi sene ben kırmızı araba ile bahçeye girince benim arkadaş  “ya bu sene de ben de mi yapsam ne?  “ demeye başladı.

Araba sahibi olmam da hıdrellezin ne kadar etkisi oldu bilmem ama ben istedim oldu.

Sezan Aksu’nun şarkısında dediği gibi,

Kırılan dallar gibiyim

Ben her bahar dirilirim

Gizli bir kaynaktır içim

Kendime bir yol bulurum…

Sevgiyle kalın…

Belma Demir Akdağ, 13.Nisan 2018

 

Yorumlar

tüm yorumlar