AVRUPA'DAKİ İMAM ve ÖĞRETMEN NASIL OLMALI?

YURTDIŞINDAKİ  İMAM ve ÖĞRETMENLER YETERLİ Mİ?! Bir topluluk ULUS  olabilmek için mutlaka eğiticilere ve öğretmenlere muhtaçtır. Onlar toplumu  gerçek bir ULUS  haline getirirler. (M. Kemal ATATÜRK) Öğre...

AVRUPA'DAKİ İMAM ve ÖĞRETMEN NASIL OLMALI?

YURTDIŞINDAKİ  İMAM ve ÖĞRETMENLER YETERLİ Mİ?!

Bir topluluk ULUS  olabilmek için mutlaka eğiticilere ve öğretmenlere muhtaçtır. Onlar toplumu  gerçek bir ULUS  haline getirirler. (M. Kemal ATATÜRK)

Öğretmen, taze ruhları işleyen ustadır. Nesiller yaratır; ülkeler değil, gönüller fetheder. (Arif Hikmet PAR)

Hocası olmayanın, rehberi  şeytandır.  (Muhyiddin-i Arabi)

_________________________________________________________

 

Yıllarını medya ve STK çalışmalarına adamış birisi olarak binlerce insan tanıdım. Her zaman söylerim; „Hayatta ki en büyük SERVET’im tanıdığım ve kazandığım insanlar-DOSTLUKLAR‘dır…“

Malum Avrupa’da yaşıyoruz. Ve  meslek icabı Avrupalı Türklerle içli-dışlıyız. Haliyle buradaki insanımızın problemlerini ve ilaveten çözümünü de bildiğimizi düşünüyoruz.

Avrupalı Türklerin en büyük sorunlarının başında elbette EĞİTİM geliyor. Eğitimi; dil, işsizlik, sağlık ve STK çalışmalarındaki yetersizlik ya da örgütlenememek olarak sıralayabiliriz. Elbette bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Ancak benim değinmek istediğim konu başka...

AVRUPALI TÜRKLER’in daha eğitimli, STK çalışmalarında daha bilinçli, etkili ve birlik-beraberlik içinde olmaları için ÖĞRETMEN ve İMAM’larına ya da kısaca HOCA’lara  çok büyük iş düşmektedir.

Toplumumuzda gerek Din Görevlilerine gerekse de Öğretmenlere HOCA diye hitap ediliyor. Ben acizane YURTDIŞI’nda görevlendirilen ya da görev yapan bu HOCA’lara değineceğim.

Bu HOCA’lar nasıl olmalı? Hangi kriterlere göre yurtdışında görevlendirilmeli? Toplumun onlardan beklentileri nedir? Vs. Vs. dilimin döndüğünce kendimce ifade etmeye çalışacağım.

Meslek icabı yüzlerce ÖĞRETMEN  ve  DİN GÖREVLİSİ ile de tanıştım bazılarıyla da sıkı-fıkı dostluklar kurdum ve birlikte çalıştığım dönemler de oldu.

SALLA BAŞINI, AL MAAŞINI  DÖNEMİ BİTMELİ

Eğer HOCA’lar gerçekten aldığı parayı helal ettirmek ve topluma birşeyler vermeye çalışıyorlarsa  onlara sözüm yok. Ancak öyleleri de var ki; görev yaptıkları dönemlerde tabiri caizse  ne yakıyorlar ne de söndürüyorlar. Yani “salla başını, al  maaşını” taktiğiyle yılları deviriyorlar.

Oysa onlar bu toplumun; AY, YILDIZ ve GÜNEŞ’i olmalıdırlar. Buna göre toplumu, gençleri ve çocuklarımızı eğitip ve yönlendirmelidirler. Tıpkı AY, YILDIZ ve GÜNEŞ misali; toplumu  ısıtıp-ışıtmalıdırlar.

HOCA’lar İDEALİST olmalıdır diye düşünüyorum. Hiç bir amacı ve hedefi olmayan ve ay sonunu getirmeye çalışan insanlar bana  göre  HOCA olamaz!..

Olmamalıdırlar!..  Ya da yapılmamalıdırlar!..

YURTDIŞI  MAHRUMİYET BÖLGESİDİR

Malum yurtdışında yaşıyoruz ve yurtdışında ki insanımızın öncelikli konularının başında TÜRKÇE ve TÜRK KİMLİĞİ’nin  korunup, yaşatılması var.  Daha sonra diğerleri geliyor. Ama bu iki unsur çok önemli. Zira ben yurtdışını biraz da MAHRUMİYET bölgesi olarak görüyorum. 

Bu yüzden yurtdışında görevlendirilen  öğretmen ve imamların SEÇME  olması gerekir.  Beşeri ilişkileri en üst seviyede olmaldır.  Bu hocalar GÜYA yurtdışına  özel seçilip gönderiliyorlar... Ama ben bu seçmeler yapılırken çok TORPİLLİ’nin olduğu kanaatindeyim. Zira öylelerini  görüyoruz ki bırakın yurtdışına özel seçme gönderilmeyi bence ANADOLU’nun en ücra bir köşesine SÜRGÜN edilmeleri  gerekir.

Adam tam tam ASOSYAL birisi. Para  kazanmaktan başka hiç bir amacı yok. Heyecanını kaybetmiş, alacağı dairenin ya da arabanın hayaliyle yaşıyor. Tabiri caize salla başını, al maaşını taktiğiyle gününü gün ediyor. Bu tiplerin kesinlikle yurtdışında işleri yok. Buraya gönderilmemeleri gerekiyor!..

Ama şurası da bir gerçek ki maalesef dayıları dümende olduğu için gelmişler ve GÜYA görev yapıyorlar.

ÖĞRETMEN KRİTERLERİM

Dünyanın en kutsal mesleklerinden birisi hiç kuşkusuz ki ÖĞRETMENLİK’tir.

Şöyle diyor Ruffuni; “Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.”

Öğretmenin görevi OKUL ile sınırlı kalmamalı. Dışarıda da öğretmen görev AŞK’ıyla hazır ve nazır beklemeli. Toplumun bilinçlenmesi ve örgütlenmesi içinde çalışmalar yapmalıdır. İçeride öğrencilere dışarıda ise velilere birşeyler vermek için mücadele içinde olmalıdır. Sadece OKUL ile sınırlı kalmayı tercih ederse, toplum ile arasına DUVAR örerse maalesef başarılı olması mümkün değildir.

Yıllar önce bir öğretmen arkadaşa; çocuklar ve velileri örgütlemek, bölgede bir kıvılcım çakılmasına vesile olmak için 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI organize etmeyi ve işin büyük bir bölümünü kendimin  üstleneceğini  ve bana yardım etmesini, biraz sorumluluk alması gerektiğini  söylememe rağmen arkadaş, arkasını dönüp gitti. Oralı bile olmadı. Yani başını sallayıp, maaşını almaya devam etti.

Böyle bir eğitimcinin çocuklara hiç birşey veremediğine ve veremeyeceğine inanıyorum.

İMAMLAR ÇOK  AYRICALIKLI 

TÜRK  insanı genelde dindar ve muhafazakardır. Ve  İMAM’ların yani HOCA’ların yeri bu kesimde çok özeldir. Adeta DİPLOMAT gibi dokunulmazlıkları vardır. HOCA’lar ne derse doğrudur. Genelde yanlış ta olsa doğru olarak kabul edilir.

Öğretmenlere göre toplumda İMAM’ların yeri ve saygınlıkları daha özeldir. Bu anlamda bana göre İMAM=HOCA’lara   daha fazla görev düşüyor.  Yurtdışına  gönderilen HOCA’lar ; gerektiğinde psikolog, gerektiğinde öğretmen gerektiğinde din görevlisi olabilmeli. Madem ki özel olarak eğitilip ve seçilip gönderiliyorlar. Çift maaşla ödüllendiriliyorlar.  O zaman vatandaşın hem iyi gününde hem de kötü gününde yanında olmalıdırlar. Yok eğer HOCA’lar  vermekten ziyade almayı düşünüyorsa hiç buraya gönderilmemelidirler. Zira Camii’ler de iki veya üç vakit namazını kıldıracak insanlar her zaman bulunur!..

YURTDIŞI’na gönderilen HOCA’lar vatandaşın hem iyi gününde hem de kötü gününde yanında olmalı dedik. Bu yüzden de “GÜNAH”  diye düğününe teşrif etmez, “GEREKSİZ” diye toplumun girip çıktığı lokal ya da kahvehanelere gitmez, “iSLAM’DA YERİ YOK” diye Mevlid-i Şerifini okumak istemez, “CENAZE” gibi olağanüstü hallerde “BAŞSAĞLIĞI” na gidip, bir YASİN-İ ŞERİF okumaya lüzum duymaz  ve ilaveten vefat eden  mevtayı korkuyorum ya da benim görevim değil diye yıkamıyorsa, böyle HOCA’nın da yurtdışına gönderilmesine de  gerek yok.

Görevinin HAKKINI veremeyenleri MERKEZE çekmekle kalmamalı. Taaa en ücra köşeye SÜRGÜN göndermeli!.. Bu uygulanmalı ki HERKES işini doğru-dürüst yapsın!..

HOCA’lar görev yaptıkları 4-5 yıllık süre içinde çift maaşla ödüllendiriliyor dedik. Hak edene ve ettirene HELAL OLSUN... Etliye ve sütlüye karışmayanlar için ne demeliyim bilemiyorum ama;  hem devlete hem de vatandaşa YAZIK diye düşünüyorum.

Şimdi siz söyleyin; HAKLI MI-HAKSIZ MIYIM?!..

 

 

 

 

Yorumlar

tüm yorumlar