HAYAT UMUTSUZLUĞU AFFETMEZ

Doğru ya da yanlış, düşünmeden hiçbir hareketimizi gerçekleştiremeyiz. Yani insanın harekete geçebilmesi için önce o eylemi yaptıran düşüncenin, gelişen şartlarla birlikte yeterli olgunluğa erişmesi gerekir. &...


Doğru ya da yanlış, düşünmeden hiçbir hareketimizi gerçekleştiremeyiz.
Yani insanın harekete geçebilmesi için önce o eylemi yaptıran düşüncenin, gelişen şartlarla birlikte yeterli olgunluğa erişmesi gerekir.   
    Bir insanın yaptığı işler ve aldığı kararlar dikkatle izlendiğinde,  o insanın düşüncesini ve hayat felsefesini anlamak mümkündür. Ve bir insan, hayatı boyunca ailesi, arkadaşları, çevresi ve hatta bir çok fikirler tarafından olumsuz yönde şartlandırılıyorsa, düşüncesinde üretebileceği olumsuzluklar da kaçınılmaz olacaktır. Bu da o kişinin iç dünyasını sarsacağı gibi bunu dışarıya çevresine de yansıtacaktır.  
   Hayal kırıklıkları, doyurulmamış istekler ve umutsuzluk girdabının neticesi olan birçok hallerin, zamanla kişilerde ve dolayısıyla toplumlarda büyük yaralar açması da kaçınılmazdır… Ya da bunun tam tersini düşünebiliriz ki o da başarı ve güzelliklerle dolu bir insan ya da bir toplum demek olacaktır… ÇÜNKÜ HERKES HAYATA AYNI HAYAT KAPISINDAN GİRİP YİNE AYNI HAYAT KAPISINDAN DA ÇIKAR... ÖNEMLİ OLAN ARADA KALAN ÖMÜR İÇİNDE, KENDİSİNE SUNULANI NASIL VE NE ŞEKİLDE KULLANDIĞIDIR... 
      İyi bir iletişim için insanları iyi tanımak, onlara önem vermek, değer vermek gerekir. Konuşmak kadar dinlemeyi bilmek de çok önemlidir. İlişkilerde karşılıklı olarak bilgi ve tecrübe aktarımı olabiliyorsa; öne geçme hırsı değil öğrenme azmi öne geçiyorsa ilişkide, iletişimde amaca ulaşılmış demektir. Ama en önemli iletişim, önce insanın kendiyle kendi iç dünyasıyla ve sahip olduğu hassalarla kurması gereken iletişimdir.      Çok kez dile getirdiğim üzere düşünce, AKIL, ZEKA, MERAK, MANTIK ve DUYGU bileşiminin bir diyalogudur. Bu diyalogu iç dünyasında iyi kurabilen kimse düşüncesinde kendini aşabilen kişidir.
Bütün bunların temelinde de yüreklendirici, cesaretlendirici; kişinin sorumluluk duygusunu güçlendirip kişilik yapısını geliştirici eğitim ve davranışlar ile güvenli aile ortamında yetişmenin rolü çok büyüktür.
     Ve İnanç, en etkili ve gerçek bir motivasyondur. Umut ise hayatın temeli, inancın çekirdeğidir. İnsanın düşüncesinden umudu söküp atarsanız, mukavemetini ve insanlığını kaybeder. Bu yüzden,  yaşadıklarımız iyi ya da kötü nasıl olursa olsun, umut daima hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Umut olmazsa inanç olmaz.
       Doğuştan itibaren hayatımızda var olan hiçbir şey bir başkasıyla hiçbir şekilde eşit olmayabilir belki de... Hatta öyledir de… Bunun için biraz gözlem yapmak yeterlidir… Ama öyle bir şey var ki, Allah onu herkese, her şeye aynı şekilde ve eşit şekilde vermiş. Çünkü insan ömrü ne kadar  olursa olsun, o mefhum herkes için aynı şekilde akmakta… Ve işte zaten, o verilen en büyük zenginliği nasıl ve ne şekilde kullandığımızdır SONUÇ  dediğimiz YENİ BAŞLANGIÇLAR da yaşadıklarımız… Peki nedir o sahip olduğumuz şey? ZAMAN…
Zaman, herkesin zekasına ya da zenginliğine göre az ya da çok alınıp satılıp kullanılabilecek bir meta değildir çünkü... Her gün her insana 24 saatlik bir zaman hazinesi veriliyor. İşte yaptıklarımız ve yapacaklarımız, bu hazineyi nasıl kullandığımızda gizli… Ve hayatlarımızın sırları…
    Hayatta attığımız her adım bize umduğumuzu sağlamayabilir. Düşüşler de olacaktır mutlaka. Ama başarı bir anlamda, düştüğü yerden kalkmayı bilmektir. Umutsuzluğa mağlup olmamaktır. Hayat yarışından asla kopmamaktır. “Zaman”  dediğimiz zenginliğimizi çok iyi kullanabilmektir… Her adımda yeni tecrübelerle ve birikimlerle daha güçlü olabilmektir. Çünkü hayatta ezilenler, umutsuzluğun pençesinde olanlardır. Ve hayat, böyle olanları affetmez.

 

Yorumlar

tüm yorumlar