ORTA DOĞUDA HAREKETLİLİK

Biz erken seçimle meşgulken, orta doğu da önemli olaylar cereyan etmeye başladı. 29 Nisan da, ABD’nin eski CİA başkanı ve yeni dışişleri bakanı, Mike Pompeo, ilk dış ziyaretini başkan Trump gibi, Suudi Arabistan’a yapmıştır. Pompeo bu ilk dış ziy...

Biz erken seçimle meşgulken, orta doğu da önemli olaylar cereyan etmeye başladı. 29 Nisan da, ABD’nin eski CİA başkanı ve yeni dışişleri bakanı, Mike Pompeo, ilk dış ziyaretini başkan Trump gibi, Suudi Arabistan’a yapmıştır. Pompeo bu ilk dış ziyaretin de, ABD’ye en yakın üç ülkeyi (Suudi Arabistan, İsrail ve Ürdün) kapsayan küçük bir orta doğu turu da yapmıştır. İkinci önemli hadise, ABD ile birlikte eş zamanlı tasarlandığı anlaşılan, 30 Nisan da, İsrail başbakanı Netenyahu, İran’ın nükleer planlarıyla ilgili yüz bin parçayı aşan gizli belgeleri TV kanalları önün de şov yapar gibi kamuoyuyla paylaşmıştır. Bu olayların anlamı, başkan Trump’ın İran ile 2016 da yapılan nükleer anlaşmayı bozma planının yürürlüğe konduğu anlaşılmaktadır. Trump 12 Mayıs ta kararını açıklayacaktır. Avrupa Birliği ülkeleri İran ile yapılan anlaşmanın devamını istemektedir. Ancak, ABD, yaptığı yoğun çalışmalarla Fransa’yı yanına çekerek Avrupa kanadında bir gedik açmış gibi gözüküyor. Orta doğu da, İsrail ve Suudi Arabistan, İran ile yapılan anlaşmanın bozulmasını istemektedir. Bu iki ülke İran’ı kendileri için önemli tehdit olarak görmektedir. Suudi Arabistan, İran’a karşı İsrail ile işbirliği yapacak kadar işi ileri götürmüştür. İki ebedi ve ezeli düşman İran konusun da saklamadan işbirliği yapmaktadır. Bu durum iki ülkenin İran korkusunun ne kadar büyük olduğunu gösterir. Netenyahu’nun gösterdiği belgeler, hem yeni değil hem de, çoğunluğu düzmecedir. Uluslararası uzmanlara göre, basına gösterilen uranyum zenginleştirme ve modellemeleri eski ve zaten bilinen belgelerdir. Netenyahu, uluslararası kamuoyunun gözünü boyamayı amaçlamakta ve ABD müdahalesine zemin hazırlamaya çalışmaktadır. ABD, orta doğu da kendisini rahatsız eden ve güçlenen İran’a karşı bir şey yapmaya çalışmaktadır. İran’ın nükleer silah sahibi olmak istemesi, Suriye de, Yemen de, Lübnan da, Irak ta ve diğer Şii nüfusun bulunduğu ülke ve bölgelerde kendisine bir Şii kalkanı yaratması ABD’ni rahatsız etmektedir. Ayrıca İsrail’in varlığına karşı çıkması da ABD’nin göz ardı edeceği bir husus değildir. Hatta belki de, en önemli sebep, orta doğu da en yakın müttefiki İsrail’e yönelik tehdittir. Bu iki nedene ilave olarak, İran’ın Rusya Federasyonu ve Çin ile yakın işbirliği ve Orta doğu da Rusya’nın etkinliğini sağlayan önemli bir faktör olması da can sıkıcı nedenlerden birisidir.

İran’ın bölgede ki bu riskli politikasının nedenin, sadece bölgesel bir güç değil aynı zaman da, Yemen vasıtasıyla, önemli bir geçiş ve suyolu olan Babül Mendep boğazını kontrol altına almak ve Irak-Suriye-Lübnan üzerinden de Akdeniz’e uzanmak gibi bir niyet taşıdığı ve uluslararası bir güç olmayı amaçladığı varsayılmaktadır. İran’ın politikaları, nükleer çalışmaları ve Füze planları bunları doğrular niteliktedir. Ama İran’a bir dış müdahale bölgeyi cehennemden beter eder ve bundan zarar görmeyen kalmaz. Buna çanak tutan İsrail ve Suudi Arabistan dahildir. İran yönetiminin politikalarını beğenmesek te, İran halkı kardeştir. Zaten bölge halkı, ıstırap içindedir. Yeni bir savaş bölge için bir felaket olur. Türkiye ve bölge ülkeleri bu tür bir dış müdahaleye bütün gücüyle karşı çıkmalıdır. Batının ve İsrail’in bölge halkı için hayırlı bir iş yapmayacağını biliyoruz. Yeni bir hataya düşülmemesi gerekir.

Haydar Çakmak

Yorumlar

tüm yorumlar