ŞİİR HER ZAMAN

İnsanın yaratılışında şiirsellik vardır. Dillerin özüne inerseniz şiiri bulursunuz.  Güzel sözden hoşlanmayan insan yoktur. En katı kalplilerde  bile güzel sözlere yer vardır. Geçen zamanlar, şiirin sözde üstü...

İnsanın yaratılışında şiirsellik vardır. Dillerin özüne inerseniz şiiri bulursunuz.  Güzel sözden hoşlanmayan insan yoktur. En katı kalplilerde  bile güzel sözlere yer vardır. Geçen zamanlar, şiirin sözde üstünlüğünde insanları kendine çekmiştir.

Halk belleği de bunun kanıtı olarak geçmişi geleğe taşımasaydı, Yunusları, Karacaoğlanları, Kerem’in  yanmasını, Dadaloğlu, Köroğlular , okuma yazması olmayan halk tarafından nasıl taşınacaktı ?

           Koca bir imparatorluk aslı olan Türk Halkının eğitimini sağlayabilseydi o 600 yıllık zamanda dünyada başka bir yer edinirdi. Ne yazık ki kendi soyunu unuttu ve belli zamanlardan sonra  Saraya yaklaştırmadı.

          Ne zaman ki Cumhuriyet kuruldu, Türklük kimliğini kazandı. Dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarma yolunda acil önlemlerle halka yöneldi.

          Türk Dilinin güzellikleriyle Türk Edebiyatı yeni yazarlar , şairler kazandı. Türk dili yazarların dilinde uçuşa geçen bir kelebek gibi şairlerin , yazarların dilinde gönüllere girdi. Aruzla şiir yazanlar da Türkçe sözcükler kullanır oldular. Yahya Kemal  şiirlerinde aruz ölçüsü kullandığı halde Osmanlıca’ya yer vermedi. Onun hece ile  bir şiiri vardır , “Ok.”

        Hececilerin yanında yeni bir tür,” Serbest Şiir” okur buldu.yazdıkları şiirler eğitimde gençlerin seçkilerinde buluştu. Birçok öğrencinin, ders defterlerinin yanında bir de günün ünlü şairlerin şiirlerinin yer aldığı özenle yazılmış Şiir Seçki Defterleri olurdu.

         Öğrenciler,  tuttukları defterleri birbirlerine verir, dostluklar ve duygular paylaşılırdı.

         Burada şiirlerinden alıntılar yaptığımız şairlerden üçünden söz etmek istiyorum. Bekir Sıtkı Erdoğan, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Cahit Külebi. O günlerde dillerde dolaşan şiirleri örneklerim olacak.

 

          Bekir Sıtkı Erdoğan askerdir aynı zamanda.  Bir bahar akşamı kışlada sevdiği akla gelir ve    Kışlada Bahar şiirini yazar; biz de defterimizi aralayarak bakalım  bir:

 

       “ Kara gözlüm efkerlanma gül gayri

           İbibikler öter ötmez ordayım.

         Mektubunda diyorsun ki “ Gel gayri!”

          Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım”

 

         Şair devam eder ve son dörtlükte şöyle der :

 

       “  Aramıza dağlar girmiş koskoca

          Meraklanma gönlüm dağlardan yüce

          Bir gün değil, beş gün seğil, her gece

          Yatağıma yatar yatmaz ordayım.”

 

          Genç olunur da bu şiirden etkilenilmez mi? Hele o yıllar 1950’li, 1960’lı yıllar ise. Yerli klasik diyeceğimiz şair ve yazarların çok okunduğu dönemler . Okumanın açlığında olan bizler sanat dergilerini, kitapları bulduğumuzda içindeki bizleri arar bulurduk ve paylaşırdık. O günlerde Şair az, ŞİİR çoktu.

         Bekir Sıtkı’nın “ Türkmen Çiçeği”ne bakar mısınız.

 

       “Eminem çeşme başında

         Çekişi çekişi vermiş

        Goncaları ak döşünde

        Tokuşu tokuşu vermiş

                   ………

        Dünür saldım bayram ayı

        Alt üst oldu Türkmen Köyü

        Annesi pek küçük deyü

       Çıkışı çıkışı vermiş .”

Dildeki doğal akıcılık  başka nasıl yakalanır ki. Sadece bunlar mı? İnsanların yıllarca dillerinden düşmeyen

Halk arasında “Hancı” olarak tanınan “ Bin Birinci Gece

Şiirinden de bir dörtlük hatırlatmak isterim.

 

     “Gurbetten gelmişim , yorgunum hancı

       Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş

       Aman karanlığı görmesin gözüm

       Beyaz perdeleri ger yavaş yavaş”

 

Bekir Sıtkı’nın defterlerimize giren çok şiirinin yanında

Serbest yazdığı şiirler de var. Adak şiirinde şöyle seslenir:

 

       “ Ve yıllardan sonra sevgili Marya,

          Gökyüzü simsiyah

          Yeryüzü ak pak,

          Bir yolun düşerse Enadırlayf’a;

          Zaman, gözlerimden çoktan çözülmüş,

          Mesafe avcumdan kaçmış olacak “

 

          Yıllar sonra ,” Bin Birinci Gece “yi, “ Bin İkinci Gece” ile tamamlar . Adeta yorulmuştur şair.

 

         “ Ben sarhoş değilim yol sokak sarhoş

           Hancıyı kaybetttim , hanı kaybettim

           Hayatısayfa sayfa okuduğum boş

           Sonundaki imtihanı kaybettim

 

            Anladım her gerçek bir yalan gizler

            Beni aldatıyor dağlar denizler

            Meçhul bir zamana karıştımizler

            Saati, dakkayı, anınkaybettim

        Beni benden kendi benliğim çaldı

        Gölgem  uzadıkça boyum kısaldı

        Ellerimde bomboş bir roman kaldı

       İçindeki kahramanı kaybettim

 

       Bu başımda esen bir kavak yeli

       Ben ondan deliyim , o benden deli

       Onu aynalarda gördüm göreli

       Bekir Sıtkı Erdoğan’ı kaybettim”

 

Bu bölümü gençlerin çokça sevdiği bir Bekir Sıtkı’yla bitirelim..

         “Bir yar sevdim etekleri yeldirme

           Yeldirir sallanı sallanı kafir

           Sakın dedim kimselere bildirme

           Bildirir sallanı sallanı kafir”

 

         “ O çeşmeye gelir sabrım son hadde.

           Cilve kitabına sığmaz bu madde

           Bir küçük testiyi yarım saatte

           Doldurur sallanı sallanı kafir

Bekir Sıtkı aynı zamanda “ Cumhuriyetin 50. YIL MARŞI “

Şairidir de.( Bir yağmur Başladı ve Dostlar Başına şiir kitapları okunmalı desem Bekir Sıtkı’yı derinden tanırsınız; buna değer.) 7 Mayıs 2018_____________

 

Yorumlar

tüm yorumlar