N'OLUYORUZ...

Teknoloji hayatı kolaylaştırmak adına güzel elbette. Yenilikler, modernleşme toplumsal kültür çerçevesinde ve gelişmeler adına güzel. Ancak beraberinde getirdiği ve farkında olmadan girdabına kapıldığımız yozlaşma ve aşınmalara da dik...


Teknoloji hayatı kolaylaştırmak adına güzel elbette. Yenilikler, modernleşme toplumsal kültür çerçevesinde ve gelişmeler adına güzel. Ancak beraberinde getirdiği ve farkında olmadan girdabına kapıldığımız yozlaşma ve aşınmalara da dikkat çekmek istiyorum. Değişim ve dönüşümde hazırlık ve adaptasyon süreci gözardı edilmemeli. Çünkü bir millet için en büyük yıkım, kültürel erozyondur.

- Bir dönem bir mektubun cevabı için 15-20 gün bekleyen insan, şimdi yazdığı mesajın cevabı 1 dk. gecikince küplere biniyor.

- Bir dönem bayramları ve güzel günleri en güzel tebrik kartlarına yazdığımız en yürekten cümleler,  dileklerle kutlardık. Şimdi herkesin elinde telefon ama bırakın arayıp konuşmayı,  en yakınlarına bile ( kopyala yapıştır) usulü klişe mesajlarla kutlama yapılıyor.

- Bir dönem, evde bir telefon olsun yeterdi.  Onla, gerektiğinde haberleşilir,  güzellikler paylaşılırdı.  Diğer zamanlar mı, komşuluk ve arkadaşlık ilişkileri üst seviyede olunca telefonla vakit mi geçirilir...  Ya şimdi...  Herkesin elinde bir telefon; ancak bırakın komşuluğu, arkadaşlığı, aile ilişkileri bile en alt seviyede.  Tek dost, arkadaş, aile ellerdeki telefonlar. Yani sanal kalabalıklar içinde yalnız insan grupları...

- Bir dönem aile vardı. Toplumun çekirdeği, yapı taşı. Şimdi çoğunlukla aile değil sadece fert var.

- Bir dönem ramazanda oruç tutan müslümanlara saygı olarak gayri müslimler bile göz önünde yiyip içmezken, şimdi müslümanın müslümana ne bu konuda ne de başka konularda saygısı kalmadı.

- Eskiden sevgi sözcüğü hem dilde, hem yürekteydi. Şimdi çoğu kez sadece dilde ya da ayağa düşürülmüş vaziyette.  Çünki yürek başka şeyle meşgul.

- Bir dönem gerçek dostluklar ve yürekten sohbetler vardı. Şimdi gerçek sevgi, sammiyet ve sohbetler ' sanal ' a kurban edildi.

- Bir dönem herkes haddini bilirdi, şimdi herkes herşeyi biliyor. Örneğin, Hemen her konuda doğru yanlış her kafadan çıkan çok şey sosyal medyayı çok konuda çöplük haline getiriyor ki bu en basit örnek... ( Bunları iyi ayrıştırmak ve yaymak da duyarlı her insanın görevidir.)

- Bir dönem siftah yapan esnaf,  komşusu da  kazansın diye gelen sonraki müşteriyi siftah yapması için ona gönderirdi...

- Eskiden küçük şeylerle mutlu olmayı bilirdi insanlar. Şimdi nekadar çok şeye ulaşabiliyorsa okadar çok doyumsuzluk, tatminsizlik hakim oldu.

- Bir dönem, bir kişinin arabası varsa, markasına bakılmaksızın şükredilirdi. Şimdi neredeyse her evde bir araba var ancak lüks marka sıkıntımız ve takıntımız var... Sadece araba değil tabi, sahibi olduğumuz her nimet için nankörlük içindeyiz. Şükretmeyi de unuttuk paylaşmayı da...

- Bir dönem tüketici bütçesini düşünür, tüketimde dikkatli davranırdı. Şimdi neredeyse hiçbir şey eskime lüksünü yaşayamadan atılıyor bir köşeye müthiş bir tüketim çılgınlığı içinde.

- Bir dönem herkes birbirine selam verir hal hatır sorardı. Şimdi görmezden gelmek, başını çevirmek, telefonla meşgul olmak daha kolay geliyor.

- Bir dönem komşuda hasta ya da cenaze varsa, diğer komşular saygılı davranırlar ; onları üzecek, rahatsız edecek davranışlardan kaçınır hatta mümkün olduğu kadar yardımcı olurlardı.  Şimdi,  komşuda cenaze, karşıda pür neşe eğlence...

- Anlamını bilmeden,  sadece özentiyle konuştuğumuz bazı kelimeler var ki kültürel açıdan akla zarar... Beğenilmeyen, çağdışı, bayağı olarak görülen şeylere " çok alaturka " derler çok zaman.  Oysa alaturka denen kelime ( orijini alla turca' dır)  Türk gibi demektir.  Yabancı kelime özentisi yüzünden kendini aşağılayan aklı evvellerdir ki, yemek yerken de Türk yemek kültürü yerine sözde modernlik adına ve kesinlikle bilmeden Fransız yemek kültürünü tercih ederler...

Lütfen bu örnekleri sizler çoğaltın ve " n'oluyoruz '" diye sorun, farkındalık adına...

İnsan ilişkileri, insanın kendiyle olan ilişkisiyle başlar ve aile, arkadaş, çevre, toplum; yani tüm dünya ile olan ilişki ve bakış açısına kadar gider.

Kültür, yaşayan canlı bir süreçtir. Popüler kültürü halk kendisi üretir. Ya da art arda verilen mesajlarla ürettirilir. Kitle iletişim araçları öyle etkili kullanılır ki insanları bir anlamda esir alırlar. İşte en hassas nokta da buradadır. Çünki sürekli subliminal mesajlarla insan bilinci baskı altında tutulur. Bilgi karmaşasıyla ve sürekli baskı sonucu kötü niyetle hareket edenlerce bilinçsiz insanların mankurtlaşmaya kadar sürüklenmesi işten bile değildir. Bir miilleti yok etmenin en kestirme yolu da budur, O'nu sahip olduğu değerlerinden, kültüründen uzaklaştırmak.
İşte bu yüzden geleneklerimiz böyle durumlar için bir sigortadır aslında.
Yüzyıllardır toplum bilincini üst seviyede tutan, toplumsal hafızayı, zihni açık tutan irfan geleneğimiz, İlm sohbetleri... Unutulan ya da unutturulmağa çalışılan değerlerimiz...
Mazisini unutanın ati'si olmaz.
Kültürüne sahip çıkmayan toplumlar,  başka toplumların kültürlerinde erimeye mahkumdurlar.

Yorumlar

tüm yorumlar