ENERJİ’NİN KÜRESEL ÖNEMİ VE TÜRKİYE’NİN JEO-POLİTİK ROLÜ

  Turkey will put forth its whole effort for the development of new projects through bilateral cooperation to increase prosperity and enhance the peace of the region.   (Türkiye, tüm çabalarını yeni projelerin gelişmesi için karşı...

 

Turkey will put forth its whole effort for the development of new projects through bilateral cooperation to increase prosperity and enhance the peace of the region.  

(Türkiye, tüm çabalarını yeni projelerin gelişmesi için karşılıklı ittifak ile refahı artırmak ve bölgenin barışını yükseltmek için yapacaktır)                                                   Taner Yildiz*

                                                                                                                    

Dünya’da, son 60 yıldan fazla bir süredir, enerji tüketimi çok hızlı bir yükselişe geçmiştir. Bu süre içinde, Dünya’nın enerji tüketimi 6 kat daha artmıştır. Yapılan araştırmalar göstermektedirki, enerji tüketimi ile ekonomik kalkınma arasında bir bağ bulunmaktadır, (özellikle de endüstriyelleşmiş ve kalkınmış ülkeler için.) Ayrıca, enerjideki küresel talebin artmasıyla birlikte yaşam kalitesi de artmakta ve gelişmektedir.Yani enerji; insan, çevre ve ekonomik kalkınma için bir araç vazifesi görmektedir. Bundan dolayı da devletler, enerji politikalarını “öncelikli motivasyonları” olarak tanımlayarak, onu “motor” gibi değerlendirmişlerdir. Günümüzde enerji tüketimi geçmiş yıllara oranla, gelişmekte olan ülkeler de hızlı bir şekilde artarken (yaklaşık %50), bu oran Çin de %100’ü aşmaktadır.

Harita: Hazar Bölgesinin Doğal Gaz Boru Hatları.

Yakın tarihin kritik zamanlarında “enerji” önemli rol oynamıştır. Örneğin, stratejik Suez Kanalı 1869’da Fransız ve Mısır hükümetlerinin ortak finansmanı ile Asya, Afrika Avrupa ve Amerika için ticari kolaylık sağladı. 1875’te Mısır’ın zorlanarak, kanal haklarını İngilizlere sattırılması sağlandı. 1956’da Cemal Abdül Nasser’in Suez Kanalı’nı millileştirerek Mısır devletinin kontrolü altına aldı. Bunun üzerine, Amerika ve İngiltere Nil Nehrindeki Aswan Barajına yaptığı finans desteğini kesti. Böylece başlayan askeri ve diplomatik Suez Kanal krizi, İsrail, İngiltere ve Fransa devletlerini Mısır ile karşı karşıya getirmiştir. Her ne kadar bu sorun Birleşmiş Milletlerin araya girmesiyle 1956’da son bulduysada, aslında Arab- İsrail savaşının temelini atmış oldu ve 1967’deki Mısır-İsrail arasındaki 6 gün savaşının başlamasına, sonra da 1973’teki Yom Kippur savaşına sebep oldu. Kısacası, bu kriz İngiltere ve Avrupa’yı ciddi bir petrol kıtlığına ve finans krizine sürüklemiştir. Ayrıca, enerji konusu ikinci Dünya savaşı, 1970’teki Amerika- Arab Petrol krizi, 2008 finans krizi gibi meselelerde önemli yer tutmaktadır. Suez Kanalı krizinden sonra 1960’da Bağdat’ta oluşturulan ve merkezi Viyana’da bulunan OPEC’in ana amacı “üye ülkeler arasında petrol politikasını güvenli ve adil bir fiyatla tüketici ülkelere temin etmek ve adil oranda da üretici ülkelerin kar etmesini kordine etmek”olarak kuruldu. 1973’teki petrol krizinden en çok Avrupa’daki otomativ endüstrisi etkilenerek, Avrupa’nın küçük veya orta boy araçlar üretmesine yol açmıştır. Günümüzde halen Avrupa Birliğinin, petrol için %80 ve doğal gaz için %60’a kadar olan bağımlılığı devam etmektedir.

 

Enerji kaynaklarının ucuz yollarla temin edilmesi ise modern ekonominin temelini oluşturmaktadır. Böylece de enerji kaynaklarının kontrol edilmeleri aşamasında devletler arasında bir takım çatışmalar ve mücadeleler çıkmaktadır. İpek Yolu ticareti ile 13. yüzyıldan beri stratejik ve jeo-politik öneme sahip Türkiye, doğunun tedarikçi ülkeleri ile batının tüketici ülkeleri arasında, enerji-geçiş merkezi olarak yer almaktadır. Genel olarak “enerji” günümüzün uluslararası ilişkilerinde “en son büyük oyun” olarak nitelendirilmektedir. Çünkü, enerji ekonominin yaşam kaynağını oluşturmaktadır. Bundan dolayı da, “Enerji Miiliyetçiliği” politikası ile enerjinin üretim ve taşınması devletlerin kontürolü altına alınmaktadır. Örneğin; Rusya, Venezualla, Bolivia ve Ekvator enerji üretimleri devletin kontürolündedir. Diğer taraftan da İspanya, Fransa ve Amerika gibi ülkelerde büyük enerji şirketlerine yatırım yapmaktadırlar. Yeraltı kaynaklarının giderek azalması ve sonunda tüketilmesi ile de, üretimin azalması ve dünya tüketiminin artması gibi iki faktöre bağlı olarak ekonomik krizlerin oluşmasına doğru gidilinebilir.

 

Türkiye’nin jeo-stratejik konumu gereği “transit ülke” olarak artan öneminden dolayı, bir merkez olma statüsü kazanmıştır. Böylece, Türkiye ekonomik ve politik bir aktör olarak uluslararası ilişkilerde yükselen, önemli bir partnerdir. Çünkü, petrol ve doğalgaz boru hatları ile “üretici ile tüketici” arasında küresel ağ’da merkezi bir rol oynamaktadır. Yani, boru-hatları için uzun dönem yatırımlar yapan Türkiye, onların güvenliğinden de sorumludur. Ayrıca, Rusya’nın Novorossiysk rafinerisinden tankerler ile Karadeniz’den gelen ve İstanbul boğazından geçerek Çanakkale boğazına ve oradan da Akdeniz’e açılan gemilerin, geçişini sağlayan boğazların 1936 Montreo Antlaşması ile tüm kullanım hakları Türkiye’ye verilmiştir. Bu sebeplerden dolayı da, Türkiye, hem üretici ülkelerin hem de tüketici ülkelerin iltifat ve övgülerini almaktadır. Aşağıdaki harita, Türkiye’den geçen petrol ve doğalgaz boru hatlarını göstermektedir. Bu petrol ve doğalgaz boru hatları:

 

 

1.         Bakü-Tibilisi-Ceyhan (BTC) boru hattı.

2.         Türkiye-Greece interconnector (TGİ) boru bağlantı hattı

3.         Kerkük-Ceyhan

4.         Blue stream (Mavi Akım)

5.         Samsun-Ceyhan

6.         Nabucco

 

Harita: Türkiye’den geçen petrol ve doğalgaz boru hatları.

Source: U.S. Energy information Administration and HIS EDIN

 

Sovyetler Birliği (USSR) nin dağılmasından sonra Hazar bölgesindeki petrol ve doğalgaz kaynağı (Rusya, Ermenistan, Azerbeycan, Gürcistan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan) ve İran’da dahil olmak üzere bu ülkeler, uluslarrası ilişkilerde “petrol diplomasi” sine girişmişlerdir. Günümüzde, Rusya “enerjinin süpergücü” olarak nitelendirilmektedir. Doğalgazın kullanım alanlarının gittikçe artmasiyle, Rusya’nın ekonomik ve politik etkisinin de artacağı öngörülmektedir. Rusya’nın sahip olduğu doğalgaz rezervleri ve bunları ithal etmesi sayesinde Dünya da ilk sırada yeralmaktadır. Hazar bölgesi petrol ve doğalgaz kaynakları yaklaşık 28 milyar ton rezervlere sahip olmaktadır, yani dünya rezervlerinin % 5 -10 nu teşkil etmektedir (bu oran Suudi Arabistan için yaklaşık %25’ten fazla iken, Dünya petrol reşevlerinin %60’dan fazlası da Ortadoğu’da bulunmaktadır). Rusya’nın Avrupa pazarına ithat ettiği doğalgaz yaklaşık olarak %25’den fazla ve bu oranın, 2030 için %60 lara çıkması beklenmektedir. Bundan dolayı, Hazar Bölgesi’nin önemi ve bu kaynakların geçiş yolu olarak ta (boru hatları ile) Türkiye’nin jeopolitik konumu Avrupa için daha fazla önem kazanmaktadır. Avrupa Birliği, petrol ve doğalgaz ülkeleri ile daha yakın ilişkiler kurma gayretindedir. Bu nedenle, Avrupa Birliği bu ülkelerin daha bağımsız hareket etmelerini sağlamak için ekonomik, politik ve insan hakları gibi konularda desteklemektedir.

Bilindiği üzere, enerji tüketimi ile ekonomik kalkınma arasında bir bağ bulunmaktadır. Burdan yola çıkarak, temel mesele; hangi teknoloji ve enerji kullanımına karar vermektir. Bu açıdan bakıldığında, 2015 itibarı ile Türkiye yaklaşık enerjinin %75’ini dışarıdan temin etmektedir. Rusya, Azerbeycan ve İran’dan doğalgaz ve petrollerini satın alan Türkiye, bu rakamın yaklaşık %56’sı doğal gaz ve %11 ise petrol olmak üzere Rusya’dan temin etmektedir. 1970’den beri Türkiye’nin gündeminde bulunan nükler enerji konusu, ekonomik kalkınma açısından anahtar rolündedir. Akkuyu, Sinop ve İğneada da yapımı planlanan üç nükler güçten, birincisi olan Akkuyu’da 4800 MW’e ile inşaat projesine başlanmıştır. Üçüncü nesil teknolojisi ile inşa edilmeye başlanan Akkuyu nükler tesisi çevreye uyumlu ve yüksek güvenliklidir. Bu sayede, Türkiye’nin enerji konusundaki dış ülkelere bağımlılığını daha aza indirgemektir. Ayrıca, Türkiye’nin 2019 stratejik planı çerçevesinde; hydroelektrik, rüzgar, ısı, güneş ve yenilenebilir enerji aksiyon planı ile üretimlerinin çeşitliliklerini artırmayı sağlamaktır.

 

Türkiye’nin petrol ithal ettiği ülkeler.                  Türkiye’nin doğal gaz ithal ettiği ülkeler.

 

     

 

SONUÇ:  Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki stratejik ve coğrafi konumu, en önemli bir faktör olmakla birlikte; ayrıca Türkiye, sürekli kaos halinde bulunan Ortadoğu’da “Batı’nın Kalesi” pozisyonundaki rolü ile de “Avrupa’nın güvenliğini ve istikrarını” temin eden, çok önemli bir göreve de sahiptir. AK Parti’nin 2023 vizyonu ile birlikte devam eden “millileşme projesi” çerçevesinde, Türkiye’nin ilk nükler tesisini Akkuyu’da kurmaktadır. Yine, “millileşme projesi” çerçevesinde devam eden, “Milli tank, Milli uydu, Milli uçak, Milli drone (insansız hava aracı) ve Milli otomobil” teşebbüsleride, Türkiye’nin en önemli reformları ve yatırımlarındandır.

 

 

* Taner Yıldız is the Minister of Energy and Natural Resouces of the Republic of Turkey.

Yorumlar

tüm yorumlar