SEVGİLİYE ÇAĞRI

Emin misin sevgili?  Aşktan korkmamam gerektiğinden emin misin?  Beni korkutmadan, hep usul usul, sakin sakin sevebileceğinden emin misin?  Kendini aşkın o deli hallerine kaptırmayacağından, göl sakinliğinde kalabileceğinden emin misin?  Unu...

Emin misin sevgili? 
Aşktan korkmamam gerektiğinden emin misin? 
Beni korkutmadan, hep usul usul, sakin sakin sevebileceğinden emin misin? 
Kendini aşkın o deli hallerine kaptırmayacağından, göl sakinliğinde kalabileceğinden emin misin? 
Unuttuk mu sanki biz, aşkın ne olduğunu? 
İnsanı alır yerden yere çarpar o. Özlemek gelir bir oturur ki kalbe, koca dünya dar gelir adama.
Farkında değil misin bizi çarkına nasıl doladığını. Demedi deme; ikimizi de alıp deli gibi döndürecek.
Biliyorum ki ben korkup kaçmayayım diye aşkın hep huzurlu hallerinden, durgun dingin hallerinden bahsediyorsun. Aslında tutuşmaya hazır bir kıvılcım o. Az müsade etsem çoktan sarmıştı her yanımızı alevler. Ben üflemekteyim hep o kıvılcımı. Söndürmeye çalışmaktayım. Ama gel gör ki ben sönsün diye üfledikçe o yakmak için üflüyormuşum gibi can bulmakta.
Beni deniz gibi çalkalamayacağından, dalga dalga kıyılara vurmayacağından, şelale olup dağ başlarından aşağıya bırakmayacağından emin misin?
Birimiz gök gibi gürlerken diğerimiz toprağın suskun, sevecen, sarıp sarmalayan haline bürünebilecek mi?
Zamanında söylenmeyen bir sevda sözü bizi alabora etmeyecek mi?
Ben kocamış bir serçeyim. Gözlerim görmüyor pek. Kulaklarım ağır işitiyor. Kanatlarım kırık. Tüylerim yolunmuş, dökülmüş. Bir ayağım topal.
Unuttum aşka dair güzel sözleri, çünki hafızam zayıf. Emin misin bana baharı yaşatacağından.
Kalp atışlarım değişmedi sadece, hep aşk aşk diye ritm tutuyor. Aşkın varlığını keşfettiğim ilk günkü gibi, göğüs kafesimi delip çıkmak istiyor.
Susuzluktan yanmış bir çöl ahusuyum, bulduğum kaynaktaki suyu son damlasına kadar içip bitirmeye kalkmaz mıyım ben?
Açlıktan deli olmuş o kurt misali, oturduğum bu sofrada çatlayıncaya kadar yemez miyim ben?
Özlemekten deli olup, mesafeleri, zamanı, imkansızları aşıp sana sarılmak, sende yok olmak istemez miyim ben?
Gel hadi, aklımızı başımıza toplayalım.
Vaz geçelim dört mevsim bahar arzumuzdan. Bir ağaç gölgesi, biraz yosun kokusu, biraz dalga sesi yetsin bize.
Bir şezlong, bir gözlük, bir kitap, iki gazete yetsin bize.
Eskilerden çalan bir kaç şarkı, öğle sonu şekerlemeleri, koca gün devam eden pineklemeler yetsin bize.
Tatlı bir meltem, ayağımızın altındaki çimenler, bir kaç kelebek yetsin bize.
Varsın birbirimizden uzak olsun o gölgeler, dalgalar, meltem.
Yok istemem dersen kuşan silahlarını sevgili, al gardını. Ben aşkın en deli hallerini severim.
Bitirmeden bitmem, uyutmadan uyamam.Bulut olsan şimşeklerle süslerim seni. Gece olsan yıldızlar takarım saçlarına. Ay olsan öper okşarım, güneş olsan avuçlarım.
Toprak olsan veririm son nefesimi, yatar koynunda dinlenirim.
Tamam dersen gel sevgili, gel gel...

Yorumlar

tüm yorumlar