PEDAGOJİK ENFORMASYON FERYADINI DUYMALI ‘ÖNCE’…

  Formasyon Çıkmazı.. Formasyon Trajedisi.. Formasyon Karmaşası.. İsmine artık ne derseniz… Geçtiğimiz Cuma ES TV’d gündönümü programında işlediğimiz takip ettiğimiz bir konudur… Bir değerli okuyucumuz /Tu...

 

Formasyon Çıkmazı.. Formasyon Trajedisi.. Formasyon Karmaşası.. İsmine artık ne derseniz…

Geçtiğimiz Cuma ES TV’d gündönümü programında işlediğimiz takip ettiğimiz bir konudur… Bir değerli okuyucumuz /Tuğba Önce bakın bu hususta ne diyor… -Son günlerde gözümüz kulağımız YÖK'ten gelecek müjdeli haberdeydi. Umudumuz, hayâllerimiz, geleceğimiz yalnızca iki dudak arasından çıkacak sözlere bağlıydı. Taa ki geçen günlerde YÖK'ün "pedagojik formasyon" ile ilgili yaptığı açıklamaya kadar.. Formasyon kontenjanlarını açıkladı ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'ne ayırdığı kontenjan sayısı sadece 250 kişi ile sınırlı kaldı.

Bu sayı ülke genelinde de oldukça düşük ve düşündürücü. YÖK yönetimi eğitimde ki kaliteyi, niteliği "sınırlama" getirmek olarak anlıyor. Geçtiğimiz yıl böyle bir sınırlama getirilmemiş hatta Açıköğretim Fakültesi'nden mezun olanlara dahi formasyon verilmişti. Şimdi ise geçen senenin hatasını kamufle etmek veyahut telafi etmek adına bizleri mağdur edecekler ya da kaba bir tabirle bizleri harcayacaklar..(!)

Fen Edebiyatlar olarak kapılar yüzümüze kapanıyor. Biz gençler için o kapıların hiç kapanmaması ve yeni kapıların açılması şart. Kapanan her kapıda çıta aşağıya düşecek, ilim bilim adına yeni temeller inşâ edilemeyecek.. Biz gençler için, geleceğin öğretmeni olma hayâliyle çıktığımız bu yolda bize yeni yol haritaları çizmeliler.

Rotamızı biz kendimiz belirleriz.. Hayattaki tek gayem sırtını devlete yaslayıp sadece aldığı maaşa bakan bir öğretmen olmak olmadı.. Derdim ülkem oldu. Derdim bu ülkenin insanı oldu. Derdim ideâli, mefkûresi, ülküsü olan bir öğretmen olarak gelecek nesilleri her alanda yetiştirmek, onlara bir şeyler katmak oldu. Kendi adıma verdiğim savaş da bu yüzdendir, tek yönlü niteliksiz bir Edebiyat öğretmeninden çok, kendini müzikte, sanatta geliştirmiş çok yönlülüğü ile öğrencilerini eğitecek, öğretecek bir öğretmen olmak en büyük gayem oldu..

 

Temennim odur ki, bu kutsal meslekte vazifemi hakkıyla ifâ edebilmem, özlemini duyduğum Öğretmenlik vazifesine ulaşabilmemdir.. Hülâsa ülkenin mihenk taşı olan eğitim sistemini adetâ yap-boza çevirdiler. Ülkenin geleceği gençler ise bu yapbozun bir parçası ve deneme tahtası durumunda.. Eğitimi ve özellikle yetişen genç nesillerin geleceğini ilgilendiren kararlar alınırken uzun uzun düşünülmeli, üzerinde tartışılmalı, istişareler yapılmalıdır.

 

YÖK yönetimi eğitimi elden bırakmış, Nasreddin Hoca misali "Bu sene de bunu deneyelim Ya Tutarsa’ mantığı ile hareket ediyor. Dedik ya efendim, deneme tahtası olmuşuz bir kere.. Şimdi hayâlleri, geleceği elinden alınmış, umut ışığı söndürülmüş, hayattan bir beklentisi olmayan, hedefsiz, amaçsız bir gençlik yetişiyor. YÖK elini vicdanına koymalı ve düşünmeli. Yoksa binlerce gence ülkenin geleceğine yazık olacak.. Hem de çook..

‘Her türlü Sosyal Medya Organı'nda bizimle olup, sesimiz olur musunuz?’ Hadi gelin siyaseti konuşmak yerine, bu kez de eğitimi/öğretimi, bilimi, sanatı konuşalım.. Çünkü gelişmiş bir ülke olmak, olmaya çalışmak bunları gerektirir… Böylesine mühim mesele ancak bu dille /bu kadar net anlatılır… Teşekkürler /Bu sese kulak verilmeli. Hemde hemen…

*** Ağır meseledir ‘ÇAY’ Beşerim der /demlenirim şu yalan dünyada, Topraktan derin bir nefes alır, bırakırım dünyaya, Beşer bu, demlenir durur bir ömür harmanında, Ömür demliğinden döker, içer ‘ÇAY’ı sonunda, Şu yalan âlemde, vakti geldiğinde, Teslim eder emaneti,göçer / döner aslına /toprağa, ‘ÇAY’ bu azizim ömrün ağır meselesi, Neylersin GÜVENCE

Yorumlar

tüm yorumlar