Uluslararası Emekçi Kadınlar Gün

GÜN KADINLARIN GÜNÜYDÜ Ahmet Birinci / Ruhrgebiet ESSEN, RUHR ÖĞRETMENLER DERNEĞİ Ruhr Veliler Birliği ve Ruhr Öğretmenler Derneklerinin beraberce hazırladıkları “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” muhteş...

 Uluslararası Emekçi Kadınlar Gün

GÜN KADINLARIN GÜNÜYDÜ

Ahmet Birinci / Ruhrgebiet

ESSEN, RUHR ÖĞRETMENLER DERNEĞİ

Ruhr Veliler Birliği ve Ruhr Öğretmenler Derneklerinin beraberce hazırladıkları “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” muhteşem bir program sunumuyla kutlandı. Her iki derneğin üyeleri, bölge öğretmenleri ve halkın katıldığı kutlama eğlenceli ve neşeli geçti. Ruhr Öğretmenler Derneği Başkanı Celal Aydemir, günün anlamını alışılmışın dışında bir tanımlama getirerek, eş ve eşitlik temalarını vurguladı.

Gecenin programı Nuran Özdemir Aşan ve Ahmet Değirmenci tarafından sunuldu. Bazı düşünürlerin kadınlar için söylenmiş sözlerinden bazılarını okuyan öğretmenler geceye renk ve espri kattılar. Bu söz dizelerinden bazıları şöyle: “ Kadınlar sevmek için yaratılmıştır, anlaşılmak için değil.(Oscar Wilde) Bir kadına doğru ayakkabıları verirseniz dünyayı bile fethedebilir.(Marilyn Monroe) Kadın olmak çok zor bir iştir, çünkü erkeklerle uğraşmak zorundadırlar. (Joseph Kondrad) Ve Nazım Hikmet diyor ki; Kimi der ki kadın Uzun kış gecelerinde yatmak içindir. Kimi der ki kadın Yeşil bir harman yerinde Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir. Kimi der ki hayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir. Kimi der ki hamur yoğuran, kimi der ki çocuk doğuran, Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne hayal, ne vebal. O benim kollarım, bacaklarım, başımdır. .Yavrum, annem, karım, kızkardeşim Hayat arkadaşımdır.

Nuran öğretmen aynı zamanda çok değerli bir  Müzik Öğretmeni ve Birlik Korosunun da şefidir. Bu müzik ustası söze şöyle başlayarak: “Dünyanın başka bir yerinde insanı bu kadar derinden etkileyen, başka bir türkü, başka bir şarkı ya da başka bir şey yok diyerek, türküleri güzel okumasıyla tanınan Nurhayat ve Kevser kardeşleri sahneye davet etti. Birbirinden güzel türküler seslendiren güzel sesli hanımlar dakikalarca alkışlandı. Nevin Torun Meriç, Nurcan Kaçınoğlu, Kamuran Turan, Meral Bektaş ve Kemal Cıbır gecenin güzel türkü okuyanlarıydı. Mehmet Kapyapar slayt gösterisiyle günün anlamına değindi. Celal Aydemir Öğretmen, kendi yazdığı “Ben aşk adamıyım” şiirini okudu. İlhan Çetin öğretmen, Can Yücel’in “ Bir Eşi Olmalı İnsanın” şiirini okudu. Kemal Cıbır öğretmen de Cemal Süreyya’nın “Kadınlar susarak gider” şiirini okudu. Halay çekilip, türkülerle neşe içerisinde güzel bir “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlaması gerçekleşti.

DORTMUND GÖÇMEN KADINLAR BİRLİĞİ

Dortmund Göçmen Kadınlar Birliği, , Dortmund’da yaşayan her renkten, inançtan ve milleten oluşan kadınları, Dietrich-Keunnig-Haus’a davet ederek “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” nü kutladılar.

Farklı dernek ve kuruluşların kadın temsilcileri, bütün dünyada kutlanan bu anlamlı direnişin önemini belirterek, günümüzün kadın sorunlarına değindediler. Bilindiği gibi Amerkikanın New York şehrinde 159 yıl önce başlatılan, binlerce dokuma işçisi kadın, eşit iş, eşit ücret ,10 saatlik iş günü ve çocuklara kreş gibi taleplerle greve gitmişlerdi. Patron tarafından çıkartılan yangında, 129 kadın tekstil işçisi hayatlarını kaybetmişti. Bu özgürlük ve hak arayış meşalesini yakan sosyalist kadınlar, dünyanın bütün kadınlarına “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar” gününü armağan ettiler ve 1910 yılından beri de bütün dünyada kutlanmaktadır. Etkinliğe 500’den fazla davetli katıldı. Genç bir hanımın hazırladığı, dünden bu güne kadın profilleri, kadın önderler, katledilen kadınlar, taciz ve tecavüze uğrayan kadınların resmedildiği pano katılımcıların dikkatini çekti. Her dilden, şiirler ve halk dansları sergilendi. Birbirinden güzel türkülerle etkinlik renklendirildi. Dost Kitabevi açtığı standla etkinliiğe destek verdi. Kadınlar, etkinlikte isteklerini sıralarken, barışı en öne çıkarttılar. Savaşın olmadığı bir dünyada yaşamak ve eşit haklar istediklerini dile getirdiler. Konuşmacılar, Avrupa Birliğ ülkelerinde ve diğer ülkelerde yaşayan kadınların uğradıkları haksızlıklara ve ölüm sebebi ve ücret haksızlıklarını içeren istatistiki verilerle günümüzde, dünyada kadının ne durumda olduğunu ortaya koydular. Kadın bedeni üzerinden de yapılan politikaları eleştirdiler.

Dortmund Uyum Meclisi Başkanı Aysun Tekin’de, etkinlikte bir konuşma yaparak şunları söyledi: “Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutluyor ve hepinize saygılarımı sunuyorum. Bugün Emekçi Kadınlar gününde buluştuk. Dünyanın her yerinde kadının anıldığı, sorunlarının çeşitli platformlarda tartışıldığı bir gün. Günümüzde uluslararası insan hakları belgelerinde, her insanın eşit ve özgür olduğunu, herkesin insan hakları ve temel özgürlüklerin hiçbir ayrımın gözetmediği, fırsat eşitliği çerçevesinde sahip olduğu ve cinsiyete dayalı ayrımcılığın kabul edilemezliği ilkesi yer alıyor. Biliyoruz ki kadın, toplumun en etkili, yönlendirici ve birleştirici, koruyucu unsurudur. Kadının ilerlemesi, sosyal adaletin bir şartı olmakla birllikte sadece bir kadın sorunu değil, bu konu hepimizin konusudur. Adil ve kalkınmış bir toplum inşa etmenin tek yolunun, politik, sosyal ve kültürel, çevresel güvenliliğinin başarmanında en önemli koşuludur.Demokratik ileri bir toplum için kadınların güçlendirilmeleri, etkinlik alanlarının genişetilmesi, eğitim, istihdam, sağlık, siyaset, hukuk gibi alanlarda eşit fırsat olanaklarından faydalanıyor olmaları büyük önem taşımaktadır.Unutulmaması gerekir ki kadın haklarıyla kadındır. Hakları hiçe sayılan, kadınlık bilinci ve erdemi çürümüş bir toplumsal yozlaşmayı beraberinde getirir. Kadınların kültürel düzeyi ne olursa olsun, fiziksel ve cinsel şiddet  başta olmak üzere tacizler, fuhuşa zorlama, zorla evlendirmeler, töre cinayetleri, zorla çalıştırma, eğitim özgürlüğünün kısıtlanması gibi insanlık dışı uygulamalara maruz bırakılmaması gerekiyor. Şiddetin, eşitsizliğin, insan hakları ihlallerinin son bulması dileğiyle, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü bir kere daha kutluyor ve bizi bugün burada buluşturan, başarılı etkinliklerinden dolayı “Dortmund Göçmen Kadınlar Birliği”’ne teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Etkinlik folklor gösterileri ve her dilde, şiir ve şarkılarla devam etti.

ESSEN BAŞKONSOLOSLUĞU

Essen Başkonsolosluğu’nun katkılarıyla, Av. Filiz Eydemir Braun tarafından hazırlanan kutlama programı Başkonsolosluk salonunda gerçekleştirildi. Çok sayıda sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve halkın katıldığı kutlamada, NRW Eyalet Meclisi Eski Başkanı ve Milletvekili Regina van Dinther ve Başkonsolos Mustafa Kemal Basa’da katıldılar. “Dünya Emekçi  Kadınlar Günü”  programı günün önemi ve tarihçesine değinilerek Sayın Av. Eydemir konuşmasınıa şöyle devam ettt: Sevgili kadınlar, emek ve hayat mücadelesinin en değerli üyeleri, hepiniz hoş geldiniz, hepinizi  yürekten saygıyla selamlıyorum.

Kadın sorunlarıyla ilgili yapılan araştırmalar, yoksulluk içinde yaşayan, 1,4 milyar insanın %70 ini kadınların oluşturduğunu ortaya koyuyor. Dünyanın en yoksul işçilerinin %60 ını 330 milyona tekabül ediyor, bunu da yine kadınlar oluşturuyor. Kadınlar erkeklere göre %20 ile %50 arasında daha az maaş alıyor.Dünyadaki açlığın, savaşın, göçün en ağır maliyetini yine kadınlar ödüyor.Ortaya çıkan tablo yürekleri dağlıyor. Her yıl “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” geldiğinde , sosyal yaşamdaki kadın profili gözler önüne seriliyor.  Siyasetten, sanata eğitime ve diğer konular geçiştiriliyor. Bu süreçte istatistiki verilerden yararlanark ortaya konulan henüz çözümlenemediği gibi sürekli ötelenmektedir. Kadınlara değer vermek, geleceğe yapılan en büyük yatırımdır. Bunu çok iyi gören ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, şöyle dile getirmiştir: “ Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe, kadınlarımızın eğitimini ve bilgisini artırdıkça her konuda gelişmemiz hız kazanacaktır. Çünkü bilgi dolu çocuklarımızı kadınlarımız yetiştiriyor” dedi.

  NRW Eyalet Meclisi Eski Başkanı ve Milletvekili Regina van Dinther’de konuşmasında gündemde olan mülteci sorunlarına değindi: “Ruhrgebit’te 50 yıldır beraber yaşamanın mümkün olduğunu herkese gösterdik. Eşim de ben de Almanya’ya sonradan göç eden ailelerdeniz. Kadın politikalarıyla, 27 senelik milletvekilliğim boyunca hep ilgilendim.Bütün dünyada eşitlikle ilgili düşünmeliyiz ve çözüm yollarını beraberce bulmalıyız. Almanya’da fazla bir sıkıntı çekmeden yaşıyoruz.Burada herkes eşit şanslara sahip. Fakat dünyanın diğer ülkelerinde bu imkanlar maalesef yok. Özellikle de zamanımızda bütün dünyada sıkıntılar yaşanıyor. Kadınların kuracğı diyaloglar, sorunlara çözüm olacağı gibi dünyamıza da barışın gelmesine katkı sağlayabilir. Dünya barışının sağlanmasında kadınlar, çok büyük rol oynaması gerekiyor. Mültecilere kötü şeylerin yapılmasına fırsat vermemeliyiz. Birkaç aydır mülteci çocuk misafirlerim var. Bizdeki ev düzeni, giyim ve diğer imkanların onların yaşamında olmadığını fark ettik. Türkiye’nin mültecilere gösterdiği ilgi, yardımdan ve aldıkları sorumlulutan dolayı minnet duymaktayız. İyi şeyler yapmak için birlikte çalışmamız gerektiğine inanıyorum”dedi.                                                    

Essen Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa’da davetlilerini selamladıktan sonra, “burası sizin baba ocağınızdır, teknik olarakta Türkiye Cumhuriyeti taprakları” olduğunu söyledi. Bu salonun derneklerimize, yurttaşlarımıza her zaman açık olduğunu vurgulayarak konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Eşitlik sadece cinsiyet eşitliği değil, fırsatlarda, haklarda, geleceğe yönelik perspektifte olması lazımdır. Türkiye’de durum, 1927 yılınd Cumhuriyetin ilk yıllarında, Cumhuriyeti kuran kadronun en önemli özelliklerinden bir tanesi de kadın erkek eşitliğidir. 1920 yıllarında kurtuluş savaşı devam ederken, o zamanki adıyla Gazi Mustafa Kemal Paşa yanında Binbaşı Müfit Bey var. Erzurum kongresinin yapıldığı günlerde Müfit bey sürekli olarak günlük tutuyor. Paşanın bütün toplantılarıyla ilgili ne varsa not ediyor. Bir gün çağrıyor Müfit Beyi Paşa, şu defterini al da gel diyor. “Savaş bittikten sonra Cumhuriyeti ilan edeceğiz hilafeti kaldıracağız. Belli başlı reformları söyledikten sonra, kadın ve erkekleri eşit kılacağız diyor. Müfit Bey için bu biraz uçukkaçıyor. Paşam şu savaşı bir bitirelim diyor. Vatan kurtarılıp 1923’te Cumhuriyet ilan ediliyor. Cumhuriyet devrimlerinden en önemlilerinden bir tanesi, 1927 yılında çıkan Türk Medeni Kanununda, önemli ölçüde kadın erkek eşitliği sağlanıyor.

Daha sonra 1999 yılında başlayan yeni bir kanun yapma çalışmasından sonra, 2002 yılında TBMM’nde yeni Medeni Kanun teklif edilerek 01.01.2013 tarihinden itibaren yürürlüğe giriyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, kanun olarak, hukuki olarak kadın ve erkek eşitliği yüzde yüz sağlanmıştır. Kadınlar çalışmak için eşlerinden izin almaları gerekiyordu. Artık kadının eşinden izin alması gerekmiyor. Ancak uygulamalarda maalesef çok sıkıntıların olduğunu gözlemliyoruz. Evliliklerde başlık parası ve miras paylaşımlarında sıkıntılar henüz sona ermiş değildir. İstihdam, okuma yazma oranını hala daha %70-75 civarında kadınlarımız teşkil ediyor. Ve hala gerek burada gerekse Türkiye’de okuma yazma bilmeyen kadınlarımız bulunmaktadır. Diğer önemli bir konu ise Almanya’ya ilk gelen işçilerimizin %20 si kadındı. O zamanın sosyolojisini düşünerek olursak ne büyük bir cesaret çalışmak için yabancı bir ülkeye gitmişlerdir. Bu kadınlarımızı gördüğünüz her yerde kahraman muamelesi yapınız, ellerini öpünüz. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüzü kutlar, geldiğiniz için teşekkür ettiğini” söyledi.

CHP NRW Birliği Gençlik Kolları Eş Başkanı Ceren Sarıyar, henüz 24 yaşında siyaset bilimci öğrencisi. Toplumumuzu ilgilendiren her konuya duyarlılık gösteren bir gencimiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün söylemine çok yakışıyor: “Bütün ümitim gençliktedir”.  Ceren Sarıyar günün önemine değinerek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Üzülerek görüyoruz ki halkımız, Avrupa’nın ortasında izledikleri televizyon kanalları, aldıkları gazete hatta gittikleri ibadet yerlerine göre birbirlerini sınıflamış durumdadır. Sorumluluğunu kimsenin üstlenmediği bir ayrıştırma, yozlaştırma girdabına doğru farkında olmadığımız bir hızla sürüklenmekteyiz. Ortak aklı yönetmek zordur. Fakat cehaleti yönetmek kolaydır. O bakımdan cehaletin en büyük korkusu tarihsel boyunca hep kadın olmuştur.Cehaleti yönetmeyi tercih edenler şunu çok iyi bilmektedirler. Kadın öğrenirse çocuklarınada öğretir. Şunu hiç unutmamalıyız bilgili, bilinçli ve iyi eğitilmiş kadınlar yetiştirirsek toplumumuz mutluluğa kavuşacaktır. Eğer bir yerden başlamak gerekiyorsa tamda buradan bugün başlamak gerektiğinin altını bir kez daha çizerek,tüm dünya kadınlarının, “Dünya Emekçi Kadınlar Gününü” kutluyorum. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün çok anlamlı bir sözüyle hepinize en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. “Şuna inanmak lazımdır ki:Yeryüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir” Mustafa Kemal Atatürk

Türk sanat müziği sanatçısı Deniz Gençay’da kadınlara saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, senede bir gün değil her gün, kadın değer ve saygı görmesi gerekir dedi. Selami Şahin ‘in “sen tapılacak kadınsın” şarkısını konuklara seslendirdi. Serpil Kılıç’da okuduğu türkülerle katılımcıları neşelendirdi.   

DUİSBURG, CHP NRW BİRLİĞİ

CHP NRW Birliği Kadın Kolları tarafından hazırlanan, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlaması” Duisburg, AWO lokalinde gerçekleşti. Kutlamaya, CHP İstanbul Milletvekili Süleymen Çelebi, Düsseldorf Başkonsolosu Şule Gürel, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, şairler, yazarlar ve halk katıldı. Programı, Elif Akçit takdim etti. İstiklal Marşı’nın okunuşu ve saygı duruşu ile başlayan etkinlik günün anlamı ve önemi hakkında konuşmalar yapıldı.

NRW CHP Birliği Genel Sekreteri Elif Akçit; kadın ve demokrasi bulusmasına gelen misafirleri selamladı. Konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Tarih boyunca egemenler tarafından ezilmiş, sömürülmüş, horlanmış hak ve özgürlükleri elinden alınmış, emekçi kadınların verdiği mücadelenin verildiği gündür. Barış ve demokrasi için ön saflarda mücadele eden kadınlara selam olsun. Düşmana karşı vatan savunmasında, katliamcılara karşı duran kadınlara selam olsun. Kadınlar olarak, eğitimde , sosyal yaşamda, eşit ücrette her alanda mücadele eden kadına sahip çıkılması gerekir. Dünyanın geleceği için daha fazla mücadele etmeliyiz. Kadınsız bir dünya karanlığa gömülmüş bir dünyadır” dedi.

NRW CHP Birliği Başkanı Cemal Bulut’ta, Dünya Emekçi kadınlar Gününü yürekten kutluyorum diyerek sözlerine başladı. Devamında: “Ülkemizde, anaların göz yaşları ırmak ırmak akarken, bu ülke yeryüzü cenneti değil, yeryüzü cehennemi demektir. Yine cennet anaların ayağı altındadır diyorlar ama cehennemi yaşatıyorlar. Ülkemizde bir kirli savaş sürdürülüyor. Bu kirli savaşı, sivil itaatsizlik göstererek durdurmalıyız” dedi.

NRW CHP Kadın Kolları Başkanı Elif Geyİk’te günün Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil tarihsel gelişimi hakkında açıklamada bulundu: “26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. Kadınlar için mücadele ve hak arama başlangıcı olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarken, her alanda ve her gün güçlenerek mücadelemizi sürdürmeliz”dedi.

Ceren Sarıyar, NRW CHP Gençlik Kolları Eş Başkanı, salonda bulunanları selamladıktan sonra, Dünya Emekçi Kadınlar Gününe dair bir şey söylenecekse en az emek kelimesi kadar önem taşıması gerektiğini düşündüğümden sizlere bir Anadolu kadının anlatmak istiyorum diyerek konuşmasını sürdürdü:  “Bu hikaye Satı kadın ve Atatürk’ün hikayesidir. Ankara’da yakıcı bir yaz günüydü. Atatürk beraberinde arkadaşları ve yağverleri olduğu halde Kızılcahamam’a giderken Kazan Köyü yakınlarında durmuş ve otomobilinden inmiştir. Köyün, yaşlısı, kadını genci köyün içinden geçen bu yabancıları görünce hep beraber koşuştular, kimi su getirdi kimisi ayran. İçlerinden biri gügümünden aktardığı soğuk ayranı, daha önce hiç görmediği Atatürk’e uzattı.  Bir soğuk ayran içer misin? Dedi. Bu çorak iklimin kavurduğu yüzünde cefakar Türk kadının bariz ifadelerini taşıyan  bir Anadolu kadınıydı. Böğrüne sıkıştırdığı kundağı biraz daha bastırdıktan sonra sağ elindeki ayran bardağını uzattı bekledi. Atatürk ayranaı kan kana içimiş, bir an durakladıktan sonra senin kocan kim? Diye sordu. Elleri nasırlaşmış, yüzü kırlaşmış bu köylü kadını kendine özgü şivesiyle, kocası sakarya harbinde yaralanmış bir kahraman olduğunu söyledi, gurur dolu bir edayla. Atatürk oldukça yaşlı görünen bu Anadolu kadınına hayranlıkla bakarak, bir soru sordu. Ne zaman doğdun?  Ata’nın gözlerinin içine bakarak cevap verdi: Ben 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı zaman doğdum. Atatürk bir an düşündü şaşkındı.

Bu olamazdı. Yıl 1934’dü kadının bu ifadesine göre 15 yaşında olması gerekiyordu. Halbuki karşısındaki kadın çok daha yaşlı gösteriyordu. Tekrar sordu nasıl olurdu? İşte o an ismi Satı olan bu kadın tereddütsüz kendine has şivesiyle Anadolu’nun işgal altında geçirdiği acı ve yokluk dolu yılları ima ederek şöyle cevap verir: Evet Paşam 1919 doğumlyum, ondan evvel yaşamıyorduk. Bu anlamlı cevap Atatürk’ü çok düşündürdü. Ayrılırken yaverine, kadının ismini ve adresini not ettirdi. Bu gün tarihin sayfalarında TBMM’ne giren ilk kadın milletvekillerinden olan kadın işte o bir tas ayranı Atamıza veren Anadolu kadını Satı kadından başkası değildir. Değerli konuklar bu anekdotu sizlere, salonun girişinde sadece  bir günlüğüne sunulan kırmızı bir karanfil geleneğinden çok daha anlamlı ve değerli olduğuna inandığım için anlatma gereğini duydum. Kadınlar gününde Atatürk mü anlatılır? Hatta yetmez ama evet. Bu gün Avrupa’nın ortasında, Çağdaş eğitim almış bir birey olarak bana bu öz güvenle konuşma cesaretini, kararlılığını, inancını ve umudumu nerden aldığımı sorarsanız, cevabım “Gençliğe Hitabe” olacaktır.

“Nasıl ki evde önce kadın uyanıyor, herkesin karnını doyuruyorsa, sosyal hayatta da önce kadın uyanmalı” Son sözü Cumhuriyet gençliği söyleyecektir. Siz siz olun Atatürk’ten asla vaz geçmeyin.

Duisburg Başkonsolosu Şule Gürel, hemcinslerim “Dünya Emekçi Kadınlar Gününüzü” Düsseldorf’un ilk kadın başkonsolosu olarak içtenlikle kutluyorum diyerek söze başladı. “Bu toplantılar, Cumhuriyetle elde ettiğimiz kazanımlarımızı hatırlamamıza vesile oluyor. Bu nedenle Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle ve minnetle anıyoruz” dedi.

Davetliler arasında şair ve yazr Ozan İnci’de bulunmaktaydı. Sevgi, Kadın ve taşlama içerikli şiirlerini okudu, çok beğenildi ve alkışlandı.

AKM Rheinhausen Derneği Başkanı Fatma Yaşar; Ortadoğu’da kadının sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik durumu hakkında yaşamdan kesitler aktardı.Ortalama her gün bir kadın öldürülmekte, töre ya da  boşanma istediği için. Kadının adının olmadığı bu coğrafyada, başını açmak, pantolon giymek gibi fiiller tecavüz sebebi sayılabiliyor. Bütün insanlığın bu sorunlara çözüm bulması gerektiğini vurguladı.

Süleyman Çelebi 24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili. Bir dönemin Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyon Başkanı. Bu günün anlamına uygun olarak emeğin ve hakkın savunuculuğunu üstlenen bir lider. Yine bu günün önemine uygun olarak tekstil sektöründe bulunuyordu ve çalışanların çoğu kadındı. Çelebi, günümüzü değerlendirme sıralamasında, Cumhuriyet ve Atatürk’le vedalaşmak istenen bir anlayış egemen şu anda Türkiye’mizde diye başladı sözlerine. Kadının Türk toplumunda yerini anlatan Fatma Yaşar Hanıma, ve Ceren Sarıyara’a kadının hislerini çok güzel ifade ettiği için teşekkür etti. AK Parti döneminde 5406 kadın cinayeti işlendiğini belirten Çelebi bu rakam çok ürkütücüdür dedi. Çelebi konuşmasına devamla: “Biz çalışma saatlerine 8 saate düşürdüğümüze sevinirken, şu anda çalışanşarın %47’ si 12 saat ve üzerinde çalışıyor. Bu çalışma süresi kölelik düzenidir. Ayrıca 12 milyon kadın kayıt dışı çalıştırılıyor. Bu kölelik düzeninden hükümet bilgi sahibidir ve hiçbir önlem almamaktadır. Görüldüğü üzere direnişin temelini kadınlar 1857 yılında atmıştır. Bedelini, yanarak, ağır bir şekilde ödemişlerdir. Kadınlar daha cesaretlidir, çalışma hayatımda örnekleri çok vardır. Kadın direndiği zaman kazanma şansımız daha çoktur. Birbirimizin kurdu olmadan el ele vermeliyiz. Buluşma noktamız, hukukun üstünlüğü, adaleti savunma, demokrasi ve özgürlük olmalıdır. Hep beraber yeniden direnişe geçerek, yasal ve meşru zeminleri sonuna kadar kullanmalıyız” diyerek, Dünya Emekçi Kadınlar Gününün, bütün dünya emekçilerine kutlu olsun dedi.

 

 

 

 

Yorumlar

tüm yorumlar