ERGENEKONU TANIDINIZ MI ?

          Ergenekon bilinen gerçeğiyle bir TÜRK DESTANIDIR.  Gel gör ki Türkiye'yi yönettiğini sananlar , " Ergenekon Bir Terör Örgütüdür " deyiverdiler. Ve onurlu Türk ...

          Ergenekon bilinen gerçeğiyle bir TÜRK DESTANIDIR.  Gel gör ki Türkiye'yi yönettiğini sananlar , " Ergenekon Bir Terör Örgütüdür " deyiverdiler. Ve onurlu Türk Ordusu'nun yine nice onurlu subaylarını tutuklayarak yıllarca onlara kan kusturdular. Hücrelerde çektirilen çilelerden öte , içerde can verenler, bu iftiralara dayanamayıp intihar edenler oldu. Hatta, terör elemanlarının gizli tanıklıklarıyla ağır cezalara çarptırdılar. Teröristler kahraman, Ordumuzun kahramanları  terörist yapıldı ! Nununla da yetinilmedi , 26. GENEL KURMAY BAŞKANI  ( Başbuğ ) Ergenekon terör örgütünün başı diyerek tutuklayıp hücreye tıkadılar.            Bu durum akla ziyandı. Bir devlet, kendi Ordusunu terör örgütü görür, teröristleri dost masalarda ağırlar mıydı !  Bizim yöneticiler bunu da ya yaptılar.  Oduda subaylar küstürüldü. Bir soru önergesine Savunma Bakanı şöyle yanıt verdi:           "Son üç yılda Ordu'dan ( 13.751 ) on üç bin yedi yüz elli bir subay ayrıldı."           Bu açıklamanın yapıldığı tarih 21 Şubat 2013'tü. Ve bu açıklamanın yapıldığı günlerde THK' den  bir haftada 110 Pilot istifa etmişti. Ve ben şiir defterime 5 Şubat 2013'te şöyle yakındığımı azmıştım:                       Kartal'ım   K A N A D I            Enginde kanat kırar yıldızla  oynaşırken            Kartal'ımın kanatı mahsun bakıyor şimdi            Pilotların morali ülkeyi sarıyorken            İstifalar peş peşe yürek yakıyor şimdi            Anadolu yaylası uçsuz - bucaksız ortam            Irmaklarım düz ayak - sessiz akıyor şimdi            Balyozu indirenler vebalini görmeli            Havayı karartanlar ülke yakıyor şimdi.            O günler karaların kara günleriydi. Deniz Kuvvetleri'ne indirilen darbe çok daha ağırdı. Yurtsever Komutanlar içeri atılarak , her türlü kumpaslarla yok edilmeye çalışılmıştı. Aynı günlerde dış politika aymazlıklar İçinde  alt - üstü. Sınırlarımızdan girenler bölge insanlarımızı da huzursuz etmeye devam ediyorlardı. Ülkemizdeki insanların kayıtları bile tutulamazken bir de terör, açılımların bayramını yaşamakta, kentlerimizde çok rahat hendek kazıyor, verecekleri savaş için müstahkem mevzilerle tüneller açıyor ve yetkililerimiz güvenlik güçlerimize " DOKUNMAYIN (!) diyebiliyordu.           Ülkemiz uydurulan suçlamaların kaosunda", yetkililer " Bu davanın savcısı benim " diyerek  konuda yargıç oluyor, suçluyor ve hüküm veriyordu. Ben yine , Ağustos 2013'te şu dörtlüğü not düşüyordum:  GERÇEK            YURTSEVERLİK - kardeşlik yüzyıllarda toplanan            Silivri sivri kazık yüreğime saplanan            Ergenekon destanım - Ulusumun belleği            Türk'e tuzak kurmaktır gizlice hesaplanan            Değişim - dönüşümle " YENİ TÜRKİYE " diyenler, ülkenin DNA'sı ile oynamayı süreç içinde kazanımlara dönüştürmeye devam ettiler. Nesi var , nesi yoksa devletin elden çıkardılar yok pahasına. Adeta " Yağma Hasan'ın böreği" oldu, kapışan kapışana. Bu arada elbette ulusal değerlerimize de el atıldı.  Bayramlarımız yasaklandı, AVM'ler mantar gibi çoğalarak tam bir" TÜKETİM TOPLUMU" yapılıverildik. Üretim, sanayi montajcılıkta kaldı. Özelleştirmelerden gelen paralar yeni yatırımlara yöneltilmeliydi. Yapılmadı, işsizlik arttı.             Eğitim , pozitif bilimden uzaklaştırılarak 4-4-4 gibi bir açmazla daha da batağa saplandı. Köy okulları özellikle kapatılarak ( 17 bin köy)  yurttaşlar imamın aydınlığına bırakıldı !  Köylerin aydınlık yüzü okullardaki bayraklar da indirilerek köylerimiz BAYRAK YETİMİ  yapıldı.           Bütün bunlar olurken sürekli uyardık tüm yurt köşelerinden. Uygulanmak istenen siyasetin önünün karanlıktan öte uçurum olduğunu  belirtmeye çalıştık. Torunlarımızdan utanmamak için notlar düştük sanal ve görsel medyada.           Silivride kabus sürerken, terör kol geziyor, Karakollarda asker ve emniyet güçlerimize nanik yapıyorlardı.  Dayanamıyor şu notları düşüyordum defterime ve bunları da yayınlıyordum :                            U Y U Y A N    D E V            Ordu uyutulurken deccallar höröleşti            Düşünceler suç oldu insanlar sürüleşti            Dağlar uykuya dalmış bulutlarda şimşek var            İnsan bir kere ölür ateşse her gün yakar            Sevr'de olduğu gibi vatanım yaralandı            Sen uyurken kardeşim harita paralandı           Uyan da bak olana sülükler kan emiyor           Yönetenler narkotik " ne oluyor" demiyor.            Bayramlarım çalındı seyirci maldın sanki            Üzgün duran Bayrağım sana sitem inan ki           " GENÇLİĞE HİTABE" de birleşirsek biz eğer            Bükülmez bileğimiz - vatan canlara değer            Ve bir soru sorarak yöneticileri yeniden uyarmak istedim. Bilinir ki başsız Ordu yönünü şaşırır. Siz kalkar Ordunuzun başına GERÖRİST derseniz eğer, bu arada siz ne olursunuz ? Onun ATAMASINI YAPAN kim , ya da kimlerdir ? Soru -Sonuç demişim:            Başbuğ terörist ise kim getirdi göreve            Teröristlerin " BAŞI" odur  - değil mi Gül'üm            Asıl suçlu elbette görev veren olmalı            Hukuksuz infaz gülüm - gerçek ölümden ölüm            Ne menem bir örgütmüş - adı var kimliği yok            Uydurulan kanıtlar yalan - yılanlardan çok            Yurtsever beyinleri zincirlerle sararken             Bumeranglar örneği döner - batar kara ok            Ergenekonu Başı görevi dağıtandır            Ordusunu susturan ülkeyi dağlatandır            İftiranın hesabı Allah'a bırakılmaz            Söz  konusu ortada : O da ANAVATANDIR            Bugün 21 Nisan 2016 . Ajanslar SON DAKİKA diyor :            "    Ergenekon  davası çöktü. Böyle bir ÖRGÜT YOK. "            Şimdi sorma sırası yine biz yurttaşlarda. Bu masalı uydururken, yalan olduğunu da bildiğiniz halde , kendi  ORDUNUZA NASIL KIYDINIZ? BU KONUDA KENDİNİZİ NASIL SAVCI  OLARAK GÖRDÜNÜZ?            " Kumpas! " dediniz. Kimdi kumpasçı? Paralelmiş ! Kaçamak bu. Tek çizgiden paralel olur mu? Uzayıp giden iki değmez çizgidir paralel ki ortaktınız . Ve ipin ucu da elinizdeydi.  Atama gücü sizdiniz. Şerikiniz istiyor, siz de veriyordunuz.             Şimdi kumpasın davası temelden çöktü. Peki vicdanınıza ( varsa eğer ) sormak aklınıza geliyor mu ?  Halka açık bir özür borcunuz bari olsun. İntiharlar, ölümler, çileler yakanızı bırakmaz ama, yine de özür dilemek bir erdemdir. ( 21.4.2016  )

Yorumlar

tüm yorumlar