ONLAR DA ÇOCUK

Bugün Facebook'ta bir fotoğraf gördüm.Fotoğrafın üstünde "Her yıl çeşitli yaşlarda 770 engelli öğrenci, sırf sizin çocuklarınıza “engelli arkadaşlarına nasıl davranmaları gerektiğini” öğretmediğiniz i...

Bugün Facebook'ta bir fotoğraf gördüm.Fotoğrafın üstünde "Her yıl çeşitli yaşlarda 770 engelli öğrenci, sırf sizin çocuklarınıza “engelli arkadaşlarına nasıl davranmaları gerektiğini” öğretmediğiniz için OKULU BIRAKIYOR. Çocuklarınıza duyarlı ve vicdanlı olmayı öğretin." yazıyordu.Ünlü birisi paylaşmış, ve çocuklara destek olmak için yanına da “Engelleri aşalım” yazmış.Bana göre her ne kadar iyi niyetli yapılmış bir kampanya gibi görünse de böyle şeyler, maalesef çözüm için bizleri yanlış yere yönlendiriyor.Çünkü çözüm bu değil, asıl çözüm çocuklarımıza vicdanlı olmaları gerektiğini, “engelli” diye tarif ettiğimiz o çocuklara, kendilerinin engelli olmadığını anlatmakta bence.Ve onun da öncesinde, artık onları “engelli” diye sınıflandırmayı bırakmakta!

“Engelli” dediğimiz, kendimizden “eksik” gördüğümüz, “yardıma” ihtiyacı olduğuna inandığımız insanlara karşı bir defa en büyük suçu bizler işlemiş olmuyor muyuz? Aynı zamanda hem onlara, hem de kendimize kötülük yapıyoruz. İnsanların eşit olmadıklarına inanmak, kendimizin de eksikleri olduğuna, zaman zaman şanssız olduğumuza, birilerinin bizden daha avantajlı olduğuna inanmayı da beraberinde getiriyor. Halbuki bugüne kadar “engelli” olarak gördüğümüz ama kendilerini engelli olarak görmeyen insanların neler başardıklarını hepimiz biliyoruz. Zıplayarak en fazla 30 santim yukarı çıkabilen insanoğlu şu an uzayın derinliklerinde dolaşıyor. Diğer gezegenleri keşfediyor, kuyruklu yıldızlara kameralar takıyor. Ve hala biz evimizde, iş yerimizde oturup “Ben bunu yapamam, ben onu başaramam, benim torpilim yok, ben o kadar yetenekli değilim, param yok, zamanım yok, engelliyim, fakirim” diyerek bahane üretiyoruz. Ve kendimizi engellediğimiz yetmiyormuş gibi, bazı insanlara da “engelli” lakabını takıyoruz.Halbuki o insanlar hayata müzikle, resimle, aşkla bağlılar.Gözleri görmemesine rağmen dünyanın en yüksek zirvesi Everest’e  tırmanan  Erik Weihenmayer, iki bacağının olmamasına aldırış bile etmeden güreş şampiyonasında birinci olan Dustin Carter, bir eli olmayan bir gitarist olan Mark Payle, okuduğu liseyi üçüncülükle bitiren doğuştan görme engelli Enes Sarıbaş, ellerini ve ayaklarını kullanamayan, dişlerinin arasına sıkıştırdığı kalemle üç üniversite bitiren ve iki kitap yazan Mustafa Oğuz Mucurluoğlu ve daha niceleri gibi...O yüzden önce şu “engelli” algımızı bir değiştirmemiz lazım.Booker T. Washington'un da dediği gibi; “Başarıyı ölçmek için bir insanın ulaştığı noktaya değil, başarmak için aştığı engellere bakılması gerek“

İnsanların engeli sadece zihninde ve kendini bağladığı bu zincirleri her kırdığında bir adım daha atıp, kendi çizdiği sınırın dışına çıkıyor.Bunu hayatın içinde çok defalar tecrübe ettik. Eskiden “Ben bunu yapamam” dediğimiz çok şeyi yapmadık mı? Bir hatırlayın neleri değiştirmişsiniz kendinizle ilgili ve o da hayatınıza nasıl yansımış. O yüzden değişmeyecek inanç ve aşılmayacak engel yoktur. Koltuk değneği kullanan, gözleri görmeyen ya da bedensel farklılıkları olan bu çocuklara da bunu öğretmeliyiz. Ama önce bu konuyu kendi içimizde aşmalıyız ki bir başkasına öğretebilelim! Eğer bizler “engelli” kelimesine ve “kendi engellerimize” farklı bakmaya başlarsak, bu çocuklar da artık kendini engelli görmeyi bırakır, diğer çocuklar onlarla dalga geçse bile, buna alınmaz, kırılmaz ya da moralini bozmaz.Çünkü kendisinin değil, karşısında onunla dalga geçen çocuğun yardıma ihtiyacı olduğunu bilir.Dünyadaki bütün çocukları değiştiremeyiz belki ama “engelli” diye tarif ettiğimiz çocukları bu anlamda değiştirebilir ve onlara “engelli” olmadıklarını anlatabiliriz. İnsanın hangi konumda olursa olsun, zoru hatta imkansızı başarabildiğini, önünde hiçbir engel olmadığını anlatabiliriz.Ama dediğim gibi, bunu anlatmak için önce kendi engellerimizi tanıyıp aşmamız gerekiyor.

Siz hiç tekerlikli sandalyede oturup koşmayı denediniz mi? Siz hiç gözlerinizi bağlayıp annenizi görmeyi denediniz mi? Siz hiç kollarınızı bağlayıp birinin size yemek yedirmesini, su içirmesini beklediniz mi? Siz hiç konuşmayıp şarkılar söylemek istediniz mi? Siz hiç duymayıp vapur da martıların sesini dinlemek istediniz mi?

Koşamayana ayak, konuşamayana dil, görmeyene bir çift göz, duymayana ise bir çift kulak olalım. Çünkü asıl engelliler, merhamet ve sevgiden mahrum olan insanlardır. Kusur bedende değil, vicdandadır. Yeter ki yüreklerimiz engelli olmasın.

Bu yazı 23 Nisan'da diğer çocuklardan ayrı tutulan, KOŞAMAYAN, ARKADAŞLARIYLA OYNAYAMAYAN, YÜRÜYEMEYEN, HAYATTA OLMAYAN, ENGELLİ DİYE SINIFLANDIRILDIĞI İÇİN ÖLDÜRÜLEN, ÇÖPE ATILAN, TERK EDİLEN, SEVİLMEYEN, OKUYAMAYAN, bütün çocuklara ithafen...  

SAYGILAIRMLA...

Yorumlar (18)

Yorum yaz
  1. adnan çelik
    2016-04-26 13:00:08 adnan çelik

    " Ve hala biz evimizde, iş yerimizde oturup “Ben bunu yapamam, ben onu başaramam, benim torpilim yok, ben o kadar yetenekli değilim, param yok, zamanım yok, engelliyim, fakirim” diyerek bahane üretiyoruz." Bir çoğumuzu bu kadar güzel tanımlayan bir cümle okumamıştım daha önce.. Yine vurucu, acıtıcı, ayıltıcı bir yazı.. Ama sanki az yazıyormuşsun gibi geliyor bana,özletiyorsun CAN. Kalemin daim olsun, sevgiyle...

  2. İbrahim MUTLU
    2016-04-26 15:25:38 İbrahim MUTLU

    her insan dünyaya genelde iki ayak, iki kol, iki göz, iki kulak ve diğer iç organları sağlam olarak dünyaya gelir. Zamanla yakalanan hastalıklar veya yanlış tedaviler veya yanlış iğneler veya karşılaştığı bir olayda uğradığı şokla elini, ayaklarını, duyma veya konuşma veya iç organlarında bir hasar olur... Ki ayaklarını veya ellerini kaybedenlere de engelli adını takarız. Ama beyni süper çalışır, düşünür, konuşur, fikir üretir... İşte bu beyin insanı insan yapandır. Ne düşündüğü önemlidir. Biz sözde sağlam insanlar, hiç bir zaman sağlıklı düşünemeyiz, biraz para mal mülk elde ettiğimizde bırakın engelliyi, kendisinden maddi düşük insanlara hemen tepeden bakmaya başlarız, kibrin esiri oluruz ve kaprisle yaşamaya başlarız. İşte burada beynin sağlıklı ve sağduyulu düşünmesi ortaya çıkıyor. Beyin sağlıklı düşünüp güzel şeyler ortaya çıkaramıyorsa, işte o zaman engellilik durumu kendini gösteriyor... Güzel bir konuya temas etmişsin değerli kardeşim... her yazın birbirinden anlamlı konulara değiniyor... işte beyin güzel düşününce güzel fikirler, yazılar ortaya çıkarıyor... sevgilerimle...

  3. Volkan Egin
    2016-04-26 18:52:50 Volkan Egin

    Muhteşem bir o kadar da ender bulunan insanlardansın.Ne güzel ifade etmişsin, ruhu güzel, kalemi güzel Alev...

  4. Ziya Fettahoğlu
    2016-04-26 18:57:03 Ziya Fettahoğlu

    Harika bir yazı, ellerine sağlık.

  5. Müzeyyen
    2016-04-28 15:44:02 Müzeyyen

    Bir öğretmen olarak bu yazıyı okumak o kadar dokundu ki kalbime, özellikle son cümleleriniz...Beni benden aldı.Sizin gibi iyi bir insan olmak, iyi bir öğretici olmak dileğiyle...Hep yazın siz...

  6. Şehnaz Kaya
    2016-04-28 16:02:00 Şehnaz Kaya

    Sevgili Alev Törün.Sizi ilk defa 2005 yılında tanıdım.Muhteşem bir sohbetin ,muhteşem bir konuğu gibi.Sonrası hayatımın onur konuğu.Teşekkürüm güzel kaleminize.Teşekkürüm, hayat her şeye rağmen yaşanmaya değer der gibi yıllarca çizgisiden ödün vermeden başarıya koşan adımlarııza.Teşekkürüm, gülümseyen gözlerinize, ve samimiyet dolu insanlığınıza.Teşekkürüm,bu güzel çocuklar için anlamlı yazınıza, onları unutmayışınıza herkes gibi olmayışınıza, böylesine güzel cümlelerinize...Bu güzel dilek ve temennilerinize aynen katılıyor gerçekleşmesini ümit ediyorum.Sevgiler.. (Bu güzel yazıyı, siz paylaşmasanız da, sevgili grup arkadaşım Nuran Demir paylaşıp, biz okurlarınıza sunduğu için ayrıca teşekkür ediyorum)

  7. Aysel Tolga
    2016-04-29 14:47:48 Aysel Tolga

    Doğal anlatım biçiminizde şiirsel bir yan var. O yüzden sizi okumak ayrı bir keyif sizi her zaman sevdim ve samimi buldum...Zihinlerdeki engellerin kalktığı bir toplumda hep birlikte mutlu ve sağlıklı yaşamayı diliyorum…

  8. Meliha
    2016-04-29 14:57:32 Meliha

    Kelimeleriniz ve cümleleriniz bana güç veriyor her ana iyi gelen bir yazınız mutlaka var. Elinizden kalem dilinizden kelam yüreğinizden bu güzel yazıları döken hisler eksik olmasın, selametle...

  9. Onur Kaplan
    2016-04-29 15:01:47 Onur Kaplan

    YAŞAM, NE YAZIK Kİ YAZDIĞINIZ GİBİ!BİZLERDE BU KOKUŞMUŞ SİSTEM VE İLİŞKİLER İÇERSİNDE YAŞAMA GÖREVİMİZİ SÜRDÜRMEYE ÇALIŞIYORUZ AMA GİDEREK YALNIZLAŞARAK...HEPİMİZ BU YOK OLUŞA SEYİRCİ KALARAK BÜYÜK BİR İNSANLIK SUÇU İŞLİYORUZ...ÜZERİMİZDEKİ BASKILAR SONUCU KAÇIŞLAR BAŞLIYOR...SEVGİ VE SAYGIYLA ,SATIRLARINIZDA GÖRÜŞMEK ÜZERE MUTLULUKLAR

  10. Nilay Birgören
    2016-04-29 15:16:28 Nilay Birgören

    Yazınızı 1000 kişi okumuş ve her biri eminim şunu demiştir her gün yaşadığımız her gün biraz daha endişelendiğimiz bu çocuklar, bu ülke için ifade edemediklerimizi nede güzel anlatmışsınız.Yarınlarımız için Allah yardımcımız olsun inşallah...Yüreğinize sağlık

  11. Bahar Avcıoğlu
    2016-04-29 15:30:49 Bahar Avcıoğlu

    Aslinda hepimiz engelli olmaya aday bireyleriz,yarin ne olacagini bilemeyiz.Sirf bunun icin bile seni ayakta alkislarim..Canım arkadasim yuregine saglik 1000 degil 10000'lere ulas insallah....

  12. Şükran Çetin
    2016-04-29 15:56:09 Şükran Çetin

    Ben sizi boşuna sevmemişim her yazınız beni derinden yaralıyor. Bu MUHTEŞEM yazılarınız beni benden alıyor.İyi ki varsınız...

  13. Sabah Çavuşoğlu
    2016-04-29 16:18:50 Sabah Çavuşoğlu

    Siz yazın yazılarınızı, biz okuyalım...Yumuşatalım yüreğimizi vesile olduğunuz iyiliklerle, merhamet duygusu ile, şükür duygusu ile... Sevgiler...Siz iyi ki bizim hayatımızdasınız...

  14. Sena Doğan
    2016-04-29 16:25:18 Sena Doğan

    Yüzü güzel düşünceleri güzel gönlü güzel ne güzel bir insansınız öpüyorum o güzel yüreğinizden dernek arkadaşlarım ve ben sizinle gurur duyuyoruz.

  15. Mine Kunt
    2016-04-29 16:30:19 Mine Kunt

    Yine toplumsal olan ama toplumun umursamadığı bir konuya değindiğiniz için Allah razı olsun.Bir buçuk yıl önce yeğenim teyze bu profili takip et çok güzel şeyler paylaşıyor dediğinde size bu kadar bağlanacağımı tahmin etmemiştim.İyi ki varsınız çok teşekkürler yüreğinize sağlık.

  16. İnci Keskinler
    2016-05-01 00:27:21 İnci Keskinler

    Alev'ciğim,güzel arkadaşım,yazını beğeni ile okudum,çok güzel bir anlatım,böyle güzel bir anlatımı satırlara dökebilmek için Harika bir vicdana ve merhamete sahip olmak gerekir ki o çocukların yaşadığı duyguları hissetmek ve içten gelen güzel duygularla onlara nasıl davranılacağının yolunu göstermek bizlere böyle Sevgi dolu bir kalbinin olduğunu hissettiriyor ve mutluluk veriyor..Zihinlerde ki engelleri kaldırdığımız zaman dünyada ki yaşam çok daha güzel olacaktır..Sevgili arkadaşım,çok önemli bir konuyu ele almışsın,duyarlılığın için çok teşekkürler..Bu konuda çok duyarlı olmamız gerekiyor,bu gün sağlıklıysak yarınların ne getireceğini bilemeyiz, bu çocuklara Sevgi ile sarılmalıyız,emeğine ve gönlüne sağlık..Bitimsiz başarılar dileğimle..Sevgi ve Işıkla..

  17. Mine Perol
    2016-05-01 16:24:21 Mine Perol

    Heyecanla yazılarınızı beklemek, hayatın içinde çok güzel bir yolculuk yaşattıyor bizlere.Kaleminize ve güzel yüreğinize sağlık.Güzel günler sizinle olsun.Biz hep sizinleyiz.

  18. Sibel Albayrak
    2016-05-01 17:17:50 Sibel Albayrak

    Öyle bir kalbe sahipsiniz sevgiyi ancak sizin gibi dört dörtlük bir kadın sırtlar.Kaleminize vicdanınıza ve unutulan çocukları hatırlamanıza teşekkürler.

Yorumlar

tüm yorumlar