BİR ''EYLÜL'' YAZISI

Safran sarısı bir yolculuk gibidir, Eylül sıcak bir yazdan sonra aradan bir gün geçse de,  kendini az buçuk üşümeyle yer değiştiği. Bir hazanın öyküsüdür Eylül.  Şairlerinde şiirlerinde bolca yer...

Safran sarısı bir yolculuk gibidir, Eylül sıcak bir yazdan sonra aradan bir gün geçse de,  kendini az buçuk üşümeyle yer değiştiği. Bir hazanın öyküsüdür Eylül.  Şairlerinde şiirlerinde bolca yer verdiği sadece Eylül mü? Hayır, belki de Kasım. Okumuşuzdur hepimiz'' Kasımdaki aşkları'' ya da duymuşuzdur şarkılarını. Ama konumuz EYLÜL. KASIM başka bir ayın konusu. Daha çok var... Mesela; okullu olanlar okula gider eylülde. Bir başlangıçtır eylül, geçen yıla nazire edercesine. Bir yeni takvim uygulamasıdır. Yazlıklarda yazdan kalan kısa aşkların bittiği. Bir içe dönüştür eylül. Ya da işe ya da eve dönüş. Evdeki yüreğimizin merkezindeyse. Sevinçli gururlu ya değilse. Bir somurtma mevsimidir eylül. Anlarsın da istersen. Anlamazsın belki de anlamamak istersen. Düşüne getirirsin geçenleri. Değişen yeni bir şey yok. Sadece zaman! Ömürden gider, sende gidersin. Bir daha 2013 yazı yaşayamazsın. Yaşadıkların eylül gelir, biter. İşte bundandır bitmeli bir hayata karşı direndiğimiz. Yüreklerimiz sürgün yeri. Neyi, nasıl, kimi, kimde bıraktığımız. Ya da sende bırakılanlar, belki de ağır-dırlar dır. Yürekten çok taşa benzediklerinden,  taş yerinde ağırdır. AŞK durur mu yoksa Eylülde. Ya da saklanır mı? O gerçekten de bir durma, bir saklanma bir ölme biçimi olabilir mi? karşılıksız olunca. Ya da karşılığı var ama finali olmayınca. Ya da el vedasız mı gider. Çoğu kez , öbür dünyaya neyse işte, aklına istemediğin kadar deli soru getirebilirsin beş eylül sabahında.  Ne yaşarsan yaşa izi kalır, unutulmaz  hayatın içinde aslında. Belki hızlanan tempo, yeni bir hayat ve başlangıçlar. Oyalar seni. Deşecek zamanın olmaz, düşünecek zamanın olsa da. Baktın olmuyor şiir yazarsın sende. O kadar çok yazarsın ki zamanın olur. Anlatmak istemezsin şimdi gerçeğini. mahkumiyetin başlar evde.., bıkarsın, ''geçmiş olsunlar'' dan dan..,''kız yoksa nazardan mı''? Ama okuyacak zamanında olur. Bolca hissedecek zamanında. Ağlayacak vaktin bile olur eğer uğruna ağlanacakların varsa. Oğlunu özlediysen. Ya da babanı. Özlemediğin şeylerde olabilir bilirsin, sana yamuk yapanları bunca koşturmaca içinde vakit bulamadığın birçok şey için uygundur evdeki istirahat.

 

Sorgularsın kendini. Hatta kendinin kulağını da çekersin. Olmadı yazdıklarını küpe diye kulağına bile geçirirsin. Lakin delikleri büyüktür kulağının küpe tutmaz. Aklınsa belki bir karış değil. Daha küçük, küçük akılda beyinsizlik ten ileri gelir. Söz versen de kendine. Ve sen bir daha ve daha ve belki de hiç güvenmezsin kimseye. Yalnızca kendine. İnsanın kendinden başka gideceği yerde yoktur aslında. Ve aslında sen sadece kendine gelirsin. Sonunda. Gidenin de, geleninde kendi yüreğindir, hüzün bulaşsa da iki med-cezir arasında... Sen aslında yazmayı seversin tekçe. Bir de dostlarını hepçe. Onlara gitmeyi, onlarla olmayı onlarla kalmayı olmadı durmayı. Durdukça sıkılırsın beklemekten.

Bazen da eşersin toprağı o beğenmediğin kendini gömmek için. düşmemek için. yoluna devam edersin. Yoldan çıkmazsın hiç. Parolan budur. ''namuslu ama mutsuz.''  Yola gelmeyi de sevmezsin sen,  o yol hariç ne kadar yol varsa işte hepsi senindir. Velhasıl; ne dersen de  EYLÜL, başlangıç ve bitişidir başıboş duyguların!

Ayla GÜREL

Yorumlar

tüm yorumlar