SAVAŞ VE ÇOCUK

Dünya olaǧanüstü bir süreçten geçmektedir. Emperyalist güç odaklarının elinde yürek gibi atan savaş çıǧlıkları ve zorba kıyım tarihin en karanlık çaǧlarında dahi bu denli yok edici ve vahşi olmamıştır. Ne ...

Dünya olaǧanüstü bir süreçten geçmektedir. Emperyalist güç odaklarının elinde yürek gibi atan savaş çıǧlıkları ve zorba kıyım tarihin en karanlık çaǧlarında dahi bu denli yok edici ve vahşi olmamıştır. Ne yazık ki dünya bir kriz anı ve kırılma noktasına gelmiştir.

       Bu savaşın görünen yanı, milliyetcilik, demokrasi, uluslararası hukuk kuralları ve ulusların hakları gibi meşru kavramlar barındırsa da aslında görülmeyen gizli yüzünde, birilerinin ekonomik ve siyasi çıkarları doǧrultusunda kitlelere biçtiǧi kanlı bir rol daǧılımı vardır. Bu kavramlar 1. Dünya Savaşı’ndan bu yana hala emperyalist güçler elinde dünyayı şekillerdirmektedir.

        Yüreǧim paramparça olarak belirtmem gerekir ki, silahlarla birlikte savaşların da evrim geçirdiǧi günümüzdeki bu korkunç dalaşın bilançosu binlerce masum çocuk ve kadından çalınan hayattır. Çocuǧunu kollarında ölüme terk eden bir annenin

katlanılamaz kabusu, ne dünya düzenine ne de insanlıǧa etki etmeyen rutin bir gösteriye dönüşmüştür. Şarapnel parçaları arasında darmadaǧın olmuş minik bedenlerin dinmeyen kanları, küresel güçlerin masasında siyasi pazarlıkların malzemesi olmuştur.

      Üstelik bu merhametten yoksun zorba kıyımlar, günümüzün açgözlü, kıskanç intikam ve ihtirasla dolu iktidarların yörüngesinde dönmektedir. Uǧruna savaşılan erdemli deǧerler sıǧlaştırılmış, işlevlerini yitirmiş doktrinlerle beslenen, dönüştürülen, ezen, toplumu doǧuştan kazandıǧı öznelerle ayrıştırarak kendi hakikatlarını yaratmıştır. Ne acıdır ki bu yapay hakikatlar ardında bir mezar taşı bile bırakamayan binlerce savaş çocuǧunun cansız bedenini bırakmıştır.

        Mutasyon geçirmiş bir canavara dönüşen dünya düzeninin yuttuǧu çocuklar için artık ne aydınlık yarınlar ne de masmavi gökyüzü vardır. Onların üzerine doǧan güneş kan kırmızı, gökyüzü kirli siyaha boyanmıştır. Engin dalgalar, çaǧlaya çaǧlaya akan dereler, denizin kokusu, yeşilin yemyeşil olduǧu anlar yoktur artık. Onlar renklerin siyah ve kırmızı haline mahkum edilmiş, masallardaki üç dilek hakkını kaybetmiş çaresizlerdir artık. Insanoǧlu geçmişteki hataların, kıyımların peşinde koşarken, ne yazık ki, gözlerinin önünde yaşanan melek kıyımına umarsız kalarak geleceǧe taze acılar miras bırakmaktadır.

        Oysa ademoǧlu şunu kavramakta güçlük çekmekte; Sevgiyle dokunan bir sıcak el, adaletle bakan bir çift göz, yürekleri ferahlatan bir söz, içten akan bir damla göz yaşı, içtenlikle edilen bir dua,  kelebek etkisi yaparak dalga dalga büyür ve bir çıǧ etkisi yababilir. Umuyorum an itibarıyla tüm duyarlı kişiler savaş çocukları için küçük bir kelebek etkisi başlatır.

 

Deǧil mi ki kandaşımın eli

Keskin bir kılıç gibi

Geçiyorsa körpe bedeninden

Ben insanın demeye utanıyorum çocuk

                                  

Deǧil mi ki mavi gökyüzünden üzerine

Ölüm saǧanak saǧanak yaǧıyorsa

Seninle aynı cennete talip olmaya

Utanıyorum çocuk

                                                                                     

Ferda Güneş Aydın

Yorumlar

tüm yorumlar