EMPERYALİZMİN YAYILMACILIĞI VE ÇİN’E UYGULATILAN “AÇIK KAPI POLİTİKASI”

“Ekonomik eylemler ve etkiler, gücün “sulh ve barışsal” olarak uygulanmasıdır” (Max Weber)   1800 li yılların sonu ve 1900 lu yılların başında, Batılı devletler Dünya genelinde kolonilerini artırmak ve ilgi alanlarını (sph...

“Ekonomik eylemler ve etkiler, gücün “sulh ve barışsal” olarak uygulanmasıdır” (Max Weber)

 

1800 li yılların sonu ve 1900 lu yılların başında, Batılı devletler Dünya genelinde kolonilerini artırmak ve ilgi alanlarını (sphere of influence) büyütmek için ciddi bir çaba ve mücadeleye giriştiler. Süper güç devletlerin uluslararsı ilişkilerde ilgi odağı halindeki zayıf Çin devleti’nin parçalanarak bölünmesi tehditini fırsat bilen İngiltere ve Amerika, birlikte hareket ederek ortak deklarasyon ile “Açık Kapı Politikasını- Open Door policy- (1899-1922)” uygulamaya koydular. Hem ekonomik hemde siyasi olarak yayılan bu Emperyalist akım ile Fransa, Belçika, Hollanda ve İngiltere Ortadoğuya, Afrika’ya ve Asya’ya yayılmışlardır. Japonya, Kore civarında etkisini artırırken, Amerika Birleşik Devletleri ise Latin Amerika ve Asya coğrafyalarında etkisini artırma çabasına girişmişti. 19.ncü yy’da Çin imparatorluğu zayıf ve hassas bir dönem yaşamakta idi. Avrupa, Amerika ve Japonya bu durumu fırsat bilerek Çin üzerindeki ekonmik ve siyasi etkilerini artımak için ciddi mücadeleye başladılar. Örneğin, İngiltere Hong Kong’u kontrol etmekte idi. Bu bağlamda ise, 1899 yılında Amerikan Dış işleri Bakanı John Hay ile başlayan Çin hakkındaki “Açık Kapı Politikası” ile Çin pazarını Emperyalist devletlere açmak ve böylece de ekonomik ve siyasi otoriteleri ile kendi jeopolitik emperyalist çıkarlarını Asya kıtasında kontrol altına alarak diğer devletlerin Çin üzerinde hakimiyet kurmasını engellemeyi amaçlanmıştı.

 

 

 

Emperyalist devletlerin ekonomik ve ticari olarak yayılmaları, ilerleyen dönemler de askeri ve siyasi çıkarları için yayılmalarını da beraberinde getirmektedir. “Açık Kapı Politikası” ekonomik çıkarlara ilaveten, dış politikanın uzantısı olarak kendi milli çıkarlarını bu coğrafyada güçlendirmektir. Böylece, süper güç devletlerin “etki alanlarının” (Sphere of influence) genişletilmesi sağlanarak, Çin’in bazı bölgelerinde finansal ve siyasi otoriteye sahip olma hakkını kazanmışlardır. Bu durum, Liberalist 20nci yy’da süper güçlerin kendi enstitülerini ve kuruluşlarını geliştirerek “serbest ticaret emperyalizmini” yaymak olmuştur. Amerikalı tarihçi William Appleman Williams “Savaşlar yapmadan, zaferler kazanıldı” sözleriyle belirtmiştir bu durumu. Aksi takdirde, 1900’ lu yıllarda “Açık Kapı Politikası”nın hayata geçirilmemesi halinde, devletler arasında ticari savaşlara veya büyük dünya savaşlarına girilerek,  güçler yarışında ticari avantaj ve üstünlüğü elde etmek istenecekti. Çünkü, Amerika 1900’lerden soğuk savaş dönemine kadar, gücünü “açık bir dünya veya serbest bir dünya” oluşturmaktan yana kullandı. Bu bağlamda, John Hay’ın öncülüğünde uygulamaya konulan “ Açık Kapı Politikası” Amerika’nın Asya’daki dış ilişkilerinin köşetaşını oluştururken, emperyalist devletlerin çıkarları doğrultusunda Çin ile serbest ticareti desteklediler. Tarihden beri, bir ülkenin ekonomik kalkınması insan gücünü ve çevreyi kullanma oranına bağlı olarak devam etmiştir. Böylece, yabancı tüccarların Çin’de iş kurma imkanları sağlanmış oldu. Bu siyasi ve ekonomik sistem, Karl Marx’ın kapitalizm düşüncesine uygun olarak; insanın üretiminden büyük karlar elde ederek, patronlara daha fazla kazançlar kazandırmak hedeflenmiştir.  Devletlerarası politika da ise bu durum, süper güç devletler emperyalist sistemdeki pastadan birer dilim almak şeklindedir.

 

Küreselleşen Dünya makroekonomisinde, yeni bir ekonomik sistem olan kapitalizm 18nci yy da İngiletere’de ortaya çıkmıştır. Kapitalizm, koloniliğin artması ve yayılması ile yeni yerlerin ve enerji kaynaklarının keşif edilmesi sayesinde mevcudiyetini sürdürmüştür ve 19ncü ile 20nci yy’da damgasını vurmuştur. Böylece, Küresel ekonomi iç-içe girerek bir biri ile bağlantılı olmuştur. Bu sistemin (bir birine bağımlılık mekanizmasının) devam etmesi ise ülkeler arasında sürekli ve artan bir devamlılığı gerektirmektedir.

 

 

 

SONUÇ: 1900’lu yıllarda Batılı süper güç devletlerin Çin pazarını kontrol etmek ve pastadan birer dilim almak için başlattıkları “açık kapı politikası” ile ekonomik yayılmacılığı sağlamayı ve beraberinde de siyasi otorite kurmayı istemişlerdir. Bu durum, sonradan otomatik olarak potensiyel bir siyasi karmaşaya dönüşmüştür. Şimdilerde devam eden Amerika ile Çin arasındaki “ticari savaşların” temelini oluşturan bu tarihi gerçek ile Amerika-Çin ilişkilerindeki karşılıklı meydan okumaların  ve tehditlerin tohumları toprağa atılmış oldu. Bu ticari savaşlarda Çin, 50 milyar dolarlık Amerikan ürünlerine kota koyar iken, Amerika ise 200 milyar dolarlık Çin ürünlerine kota koymuştur. Yani ülkeler arasındaki ekonomik çatışmalar, siyasi çatışmaların doğmasına sebep olmaktadır. Kısacası, Amerika ile Çin arasındaki bu ekonomik ve ticari restleşme, iki ülke arasındaki siyasi tansiyonun yükselmesine de sebep olmuştur. Böyle devam etmesi halinde ise, bu ticari savaşların tüm Asya ülkelerine yayılması gayet doğal olacaktır.

Yorumlar

tüm yorumlar