Karma Eğitim, “ İ N S A N E Ğ İ T İ M İ “

İnsan naçar doğar. Yardıma öyle muhtaçtır ki el atıp, el bebek, gül bebek olmazsan yaşama şansı yoktur. Bir an, ilkel dönemi hayal edelim. Doğdu. Ormanda , ya da mağarada. Öylece bakılıp büyütüldü. Bilgisi – g&...

İnsan naçar doğar. Yardıma öyle muhtaçtır ki el atıp, el bebek, gül bebek olmazsan yaşama şansı yoktur. Bir an, ilkel dönemi hayal edelim. Doğdu. Ormanda , ya da mağarada. Öylece bakılıp büyütüldü. Bilgisi – görgüsü ve yaşam anlayışı nasıldır? Elbette İLKELDİR.Felsefesi karnını doyurmak olan, bu arada neslini sürdürmek için kadın - erkek birlikteliğinden ibaret bir yaşam.

          Çağlar boyu evrile – eğitile günümüze yol alırken, tekerleği icat ettiği andaki sevinci düşünün.  Sonra ve sonra…günümüze gelen teknoloji. Eğitilen insanın başarısı.

          Eğitilen insan diyoruz; eğitilen erkek demiyoruz. Varsa bir başarı, bu insanın ortak başarısıdır. Ne kadın tek başınadır, ne de erkek. Birlikte olunca ancak yuva kurulur. Erkeklerin ayrı, kadınların ayrı yaşadığı Amazon Kadınlar efsanesinde görülür. İlkel toplumlardan günümüze cinsler hep bir arada olageldiler. Aile ortamı bir arada oluştu. Hayvanlar bile eşlerini kıskanır ve birbirlerini sahiplenirken insan sahiplenmez mi ?

           Yeni doğana, önce ailede, sonra eğitim kurumlarında şekil verilir. Bilgili kılınır, düşünceye yönlendirilir. Bu iki değer olmazsa birey kimliği oluşturulamaz.

          İnsan eğitimi gelişen zaman içinde , özellikle inançsal duygularla tartışmaya açılır. Kuramsal, örgün eğitime geçilince, kız ve erkeklerin ayrı, ya da karma sınıflarda okutulması sürekli tartışma konusun olmuştur.  Dinsel açıdan itirazlar cinslerin ayrılmasında ısrarlı olurken, psikolojik gelişmede birlikte olmanın kaçınılmaz olduğu vurgulanır.

           Karma eğitimi ilk savunan ve uygulayan  eski Yunan Filozoflarından  Pilaton olmuştur. Gelişen bilim ve sanatta üst düzey başarı karma eğitimle kazanıldığı görülünce bu uygulama dünya devletlerinde yaygınlaşmıştır. İlk genel eğitimde uydulayıcı devlet İsveç olmuş, peşinden ABD, Almanya, Fransa ve bütün dünya ülkeleri izlemiştir.

     

          Türkiye’de karma eğitim Cumhuriyetle başlar.  Bilinir ki Osmanlıda genel eğitime önem verilmedi. Cumhuriyete gelen okuma – yazma oranı erkeklerde

% 7, kadınlarda %04’tür. Bu gerçekler ışığında Türkiye , eğitime temelden başlamalıydı.  Emperyal ülkeler , azınlık hakları diyerek Osmanlı’da çok sayıda ve dilde okullar açmışken Osmanlının kırk bin köyden yalnız 5 bininde ilk Mektep açmış, bu okullarda da pozitif – bilimsel eğitime yer verilmemiştir

         ABD’nin Anadolu’da 7 Üniversitesi, 450’den çok değişik kademede okulu vardı. İngilizlerin yalnız bize ait Beyrut’ta 24 okulunun olduğu düşünülünce , ne denli devlet düşmanı yetiştirildiği de  ortaya çıkar.  Fransızların OsmNlı topraklarında 500 ‘den fazla okulu olduğu düşünülürse, eğitimde kimlere teslim edildiğimiz de açığa çıkar. Üstelik yabancıların açtığı okullara Türk öğrenci de alınmaz!..

           Cumhuriyetin önemli Devrimlerinde biri “ Eğitim Devrimi”dir. Atatürk yabancıların tüm direnişlerne karşın yabancı okulları kapattı. Eğitimin tek eldeve tek kontrolde olmasını sağlayan “Tevhit-i Tedrisat Yasası”nı ( Eğitim- öğretim Birliği) çıararak yabancı eğemenliğini bitirdi. ABC değişikliği (1928 -yazı devrimi)  ile de kolayca Türkçeyi okuma ve yazma yolu açıldı.

 

          Bizde okullaşma Cumhuriyetle başladı. Kısa zamanda yüzyılların boşluğu doldurulacak, çağdaş Türk insanı oluşturulacaktı.

          Karma Eğitim, Mustafa Necati’nin Eğitim Bakanlığı (1927) döneminde başladı . Yıllar içinde karma eğitimin insan potansiyelinde önemli katkıları görüldüğü için 1999’da MEB Yasasının 15. Maddesi  değiştirilerek ,” Okullarda

 KIZ VE ERKEK KARMA EĞİTİM ESASTIR” şekline getirildi.

           

          Türk devrimi yalnız Türkiye’ye ışık olmadı. Afganistan , İran, Irak ülkeleri de Türk eğitimini takip ettiler. Bu ülkelerin izlediği yolu o günlerde çekilen fotograflara bakarak kolarca bir kanıya varmak olasıdır. Bir o günlerin fotografları, bir de günümüz görüntüleri… nereden nereye değil, aydınlıktan karanlığa yuvarlanmayı izlersiniz.  Üzülerek belirtelim ki ülkemiz de onlara benzemek için yol döşüyor!

          Günümüzde “ Ayrık eğitimi “ uygulayan iki ülke var, Suudi Arabistan ve İran.  Neden zorlanır anlamak zor. Siz kalkar kız -erkek ayırır , uzak tutarak eğitime kalkarsanız, o çocuklar, bağdan boşalmış gibi birbirlerine koşarlar. Siz, sanır mısınız ki İmam- Hatipli kızlar   erkek arkadaşlarıyla buluşmuyorlar. Daha ahlaklı mı, yoksa kaçak ahlaklı mı bir eğitim veriyorsunuz. Çağın çocuklarının elinde dünya var. Onları sınıflara hapsedemezsiniz. Su akar ve bir yuva bulur göl olur , ya da deniz durağıdır. İnsan eğitiminde bütünlük vardır. Ayırmaya kalkarsanız sacayağı devrilir ve günümüz açmazı görülür. Genel ahlak kurallarında , hakların çiğnenmesinde son yıllarda çok büyük artışlar görülüyor. Batının dayatması eğitimlerle çocukarımızı donatımsız bıraktık. Gün geçtikçe ne ulusal bütünlükte uyanık bir GENÇLİK, ne de inanç yönünden duyarlı bir gençlik görememenin acısını yaşıyoruz.

          Ahlaki çöküntüyü karma eğitim değil, perişan hale getirilen sistemsiz sisteminiz getirdi. Karma eğitim insanın dağasına yönelen gelişmiş bir sistemdir. Ayrı eğiteceksiniz ve birbirini tanımayan iki ayrı gençlik olulturacaksınız; sonra da haydi toplumda karışın bakalım diyeceksiniz. Koyun sürüsüne siz koç mu karıyorsunuz. İnsanız ve düşünerek birey olmanın onurunu paylaşarak yaşamak istiyoruz. Bizler doğduğu andan itibaren özgür, eşit bireyleriz. Doğanın gereğini yaparsak, ahlaki bütünlüğümüz olduğu gibi sosyal bir varlık olarak da onurlu bireyler oluruz. Beden gelişimi çocuklarımıza gelişim çağında sağlıklı verirsek , geliştiklerinde sorun yaşamayız. Yasaklar her zaman ilgi çeker.  Masallarda bir saray verilir ve denir ki: “ Bu sarayda 41 oda var. Kırkı size ait, ancak 41. Odaya asla girmeyeceksiniz !”   

         Kırk oda onlara yetmez! Dürtüler başlar “ 41. Odada acaba ne var?” Bu merak odanın kapısını açtırır ve felakete gider. Yasaklarla eğitim olmaz. Çocuklarımızı masaldaki sona zorlarsanız, birbirlerini tanımadan kurulan aileler de sonu mutsuzluk olan bir durumla karşılaşır.

 

         Eğitim, ulusların yaşama bakışını geliştirir ve insan olabilmenin de onurunu hazırlar. Bilimsel yaparsanız, devlet, mutluluğun kapılarına gül döşer; yurttaşlarım geçsin  diye.  Duyumsal ideolojileriniz sizi tutsak ederse , yurttaşlarınız başkalarına köle olur sizinle birlikte.

Kurtuluş mu ? ATATÜRK İLKELERİ BİZE MUTLULUĞUN KAPILARINI AÇAR.

(21.9.2018)Kazım Memiç

 

Yorumlar

tüm yorumlar