SAHİDEN DÜNYAYI SEVİYOR MUYUZ?

Güneş dediğin vazifesini yapıyor, yıldızlar da, mehtap da bulutlar da.  Denizlerin, akarsuların, dere ve çağlayanların da birer yaradılış sebebi var.  Çiçek böcek  çayır çimen hepsi birer canlı, yaşamlarını i...

Güneş dediğin vazifesini yapıyor, yıldızlar da, mehtap da bulutlar da. 
Denizlerin, akarsuların, dere ve çağlayanların da birer yaradılış sebebi var. 
Çiçek böcek  çayır çimen hepsi birer canlı, yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyorlar. 
Biz insanoğlu da öyle elbet, geldik, yaşıyoruz ve öleceğiz,  bütün canlılar gibi.
Ama neyimiz varsa bir denizlere sarkıyoruz aşk sözleri ile, bir mehtaba, bir bakmışsız çiçeğe böceğe. 
Şaşırıyor mudur diğer canlılar bize, lan bunlar deli midir nedir, gidin kardeşim işinize diyorlar mıdır? 
Sevme ihtiyacımızdan mı acaba bütün olanlar? 
İnsanlar nankör oluyor, çabuk unutuyor deyip kendimize dilsiz ağızsız aşklar mı arıyoruz acaba?
Gün doğar da batar da, gördüğümüz bütün o muhteşem renkler hep vardı, hem de milyonlarca yıldır; niçin  mest oluyoruz o renk cümbüşüyle? 
Herkes mi aynı yoksa sevilmek sevmek derdinde olan insanlar mı öyle?
Yalan aşklar yaratıyoruz bir de kendimize, belki de dünyayı daha yaşanabilir görmek için ihtiyacımız var buna. İnanmak istiyoruz aşkın var olduğuna. 
Belki de yalnızlıktan korktuğumuz için, kalbimiz illaki bir başka kalple beraber ritm tutsun istiyoruz. Yaşanan bir dolu acıya, zulme, adaletsizliğe, vahşete karşı belki de biriyle aynı anda nefes alma ihtiyacı duyuyoruz. Bütün bu ota boka duyulan hayranlığı biz aşıklar icat ettik, çiçekler  arkamızdan iyice şaşırdı bunlar deyip gülüyorlar belki de . 
Eğer hep sevme ihtiyacımızdansa bu yaptıklarımız savaşı yönetenler ne düşünüyor acaba? İnsanların arasına nifak sokanlar, halkı bölenler, kışkırtmacı konuşanlar, döneklik yapanlar, kendi çıkarları için bütün değerleri al aşağı edenler bütün bunları bir aşk bulamadıkları için mi yapıyor acaba? Çok mu mutsuzlar, yalnızlar. Onlar bizim gibi koklamak için sümbül, hanımeli yerine  kasalarda paranın üzerine sinen rutubet ve mürekkep kokusunu mu seviyorlar yoksa kan kokusunu mu acaba? 
Ölümü bile bile yaşamamız için bize güç veren aşk mıdır? Dünya mı çok güzel, yoksa biz güzel gözlerle baktığımız için mi onu güzel görüyoruz acaba? 
Veya tersinden bakarsak dünya aslında bir dolu tacizin, tecavüzün, işkencenin, haksızlığın yaşandığı bir yer de biz aşka sığınıp gözümüz kör mü olsun istiyoruz, kör olalım aşktan başkasını düşünmeyelim de dünyanın çirkin yüzünü görmeyelim mi diyoruz acaba?
Ne dersek diyelim, yalan bile olsa, hayal bile olsa yaşamak aşk varsa güzel, dünya da, ay da, insanlar da. Aşık insanın her sözü güzellikler üzerine. 
Ama madem öyle insan küçük bir olayda neden gidişe razı oluyor? Acısız, sızısız, telaşsız, vedasız bir yol bulunca neden  gidiverseydim keşke diyor. 
Yoksa bizde mi yalancıyız, aslında dünyayı bile kandırıyor muyuz? Onu bile sandığımız kadar çok sevmiyor muyuz?

Yorumlar

tüm yorumlar