Çatmadan önce AKLI DEVŞİRMEK

Var olan devşirilir.. Olmayana erk aramak yalancı gebeliğe aldanmak gibidir.   Araştırmak iyidir. İnsanı sözünün arkasında durdurur. Dış gebelik nasıl yanıltıcıysa araştırmadan “bayrak sallamak” da güçlükte bırakır sa...

Var olan devşirilir.. Olmayana erk aramak yalancı gebeliğe aldanmak gibidir.

 

Araştırmak iyidir. İnsanı sözünün arkasında durdurur. Dış gebelik nasıl yanıltıcıysa araştırmadan “bayrak sallamak” da güçlükte bırakır sahibini. Kesin kanıtlar olmadan yapılan haberlerde basın nasıl “tekzib” ile karşılaşıyorsa, iddia eden de söylediklerinden sorumludur.

Aklını kullananlar utanmazlar; yalancı pehlivan gibi halkını kandıranlar “ utanmaz adam”

Olurlar. Örnekleri siyasiler arasında o kadar çok ki!..

 

             1980 darbesinin “ dirayetli lideri” Evren  darbe sabahı, “ Ortadan kaldırılmak istenen

Demokrasiyi yeniden kurmak, Atatürk ilkelerine bağlı kalarak devletimizin ilerlemelerini sağlamak, barış ve kardeşliği temin etmek amacıyla yönetime el konulmuştur;” anlamında bildiriyle ülke yönetimini ele geçirdi. Yanına aldığı  Kuvvet Komutanlarıyla 5’li bir çete” oluşturdu. Yasa rafa kaldırılarak “ İhtilal mantığı” devreye girdi. Binlerce genç- yaşlı ezildi, kimileri canından oldu. Hatta 16 yaşındaki çocuğun asılmasında, “ asmayıp da besleyecek miydik ! “ diyebildi. 1980’de de ihtilal ülkemizi çıkmaza soktu.

Atatürkçülüğü heykel yapmaya indirgedi ve devrimlerin altını oyanlara rehber oldu.hatta

Atatürk’ün vasiyetine ihanetle O’nun kurduğu TDK ve TTK (Türk Dil ve Tarih Kurumu) kaldırdı ve onun bırakıtlarını Hazine malı saydı.

            Yıllar geçince anlaşıldı ki bu kez de “ ipin ucu ABD’nin elindeydi.”  Her zaman Batı denen uygarlık doğuyu kullanmak kararında oldu.  Bilinir ki bu kararları Anadolu’da sert kayaya çarptı. Önce Çanakkale’de, sonra Anadolu’da (1919-1922)  karşılarında Mustafa Kemal’i buldular. Ve güvenerek, yüksek perdeden atarak , hatta sözleriyle ezerek bir zamanların Muhteşem Osmanlı İmparatorluğuna  SEVR ANTLAŞMASI’nı imzalattılar.    

           

           Paylaşım savaşlarının sonunda mutluluk pastasını kesemediler. Mustafa  Kemal’in kaleme aldı milli yemin ( Misak-ı Milli)  doğrultusunda ve yine Mustafa Kemal’in örgütlediği Anadolu’nun Doğusunda Kazım Karabekir, Batı Cephesi’nde İsmet İnönü, mareşal Fevzi Çakmak ve diğer canlarını fedaya hazır Komutanlar , erler ; daha ilerisi kadınlar, yaşlılar bir olup düşmanı denize dökerek Batı’nın isteklerini kursaklarında bıraktılar.

          Onlar, delikanlı, çocuk denecek yaştakiler, analar ve çocukları sırtlarında yeni gelinler…cepheye mermi taşıyorlardı.Evlerde çorap örüp Mehmetçikler üşümesin diye uykusuz kalan nineler ve topluca bir millet utkuya koşuyordu. Bu inançla elbette utku bizimdi.

           Bu savaşın Muzaffer Komutanlarından İsmet Paşa’yı Mustafa Kemal barış istemiyle Mudanya’da toplanan “ ateş kes “ görüşmelerine gönderdi. Oradaki başarıları İsmet Paşa’yı Lozan’a taşıdı. Bilinir ki Lozan Türkiye Cumhuriyetinin tapusudur. Uluslararası bu anlaşmayla ülkemiz devletler arasında saygınlığıyla tanınan yerini aldı.

           Genel Tarih böyle kaydeder Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş serüvenini.

 

         Aradan yıllar geçti. O kurucular, Atatürk Önderliğinde Türk’ ü ortaçağ toplumundan alarak çağdaş bir ülke yurttaşı durumuna taşıdılar. Kısa sürede Osmanlı borçlarını ödedikleri gibi devrimlerle Anadolu’yu yıldızlaştırdılar. Eğitimde, sağlıkta, hukukta çok yol alındı. Fabrikalar, demiryolları, limanlarla geleceğe ülkemizi taşımak için kendi rahatlarını feda ettiler. Bir devletin kuruluşu, yokluklardan varlıklara yürümenin mutluluğu yetti onlara.

 

          Neden mi bunları hatırlatıyorum. Geçen zaman içinde Cumhuriyetin kuruluşunda karşı olan gerici , yobaz gurubu yer altından, uygun  ortam bularak yeryüzüne çıktılar. Kuruculara olması olanaksız benzetmelerle bir gençlik yaratmak istediler. Hatta hedeflerini de ortaya koydular : “ DİNDAR ve KİNDAR (!) GENÇLİK…

         Erkli olanlar mı;  boş durmuyorlar. Her sıkıştıklarında kuruculara saldırıyorlar.  Bir işleri kriz halini alınca , eski defterleri karıştırıyorlar ve aceleyle, ya da bilisizlikle yanlış yaparak İftira atma boyutuna ulaşıyorlar. Verdikleri örnekleri  Tarih yalanlıyor!  Son aymazlığı Katıksız  – dürüst Tarihçimiz İlber Ortaylı açıklıyor :

        “   İnönü’nün elindeki İki ülkenin bayrağıydı. Ben oradaydım. Başkan Kenedi’nin yardımcısı Türkiye’yi ziyaret ediyordu. Karşılayan İnönü, konuğunu  ‘Türk ve amerikan Bayraklarıyla’  karşıladı. Elinde iki ülkenin bayrakları vardı.”

         Bizdeki bilisizler , erklinin eline bir belge veriyoruz diye utanılacak bir resim tutuşturuyorlar. Evet , resimde İnönü var. Elinde bayrak da havada. İki bayrak görülüyor. Ancak biri karartılmış! .. ABD bayrağı seçiliyor, Tür Bayrağı simsiyah boyanmış.

          Siyasiler bu tür aymazlıkları sık sık yapıyorlar. Bilmiyorlar ki zaman insanı tartar.

         Yine mi kandırma var? Bu kaçıncı kandırılma. Biz sayısını unuttuk.

        

        Devlet yönetenler dürüst olmanın ötesinde her iki cihanda da hesap vereceğinin bilincini taşımalıdır. Yönetici asla yalan söylemeyecek. Yetmez , işi ehline verecek. Adil olacak ve hak yemeyecek – yedirtmeyecek. İftira mı? Dinimizce büyük günah…

        Tanrı buyuruyor. NİSA Suresi – 58. Ayet:

  • Devletin Dini Adalettir.
  • Tüm makamlar, rütbeler emanettir.
  • Emanetler ehline, liyakat sahibine verilir.
  • ŞURA Suresi : 38. Ayet:

    Ortak akıl ile hareket edilir.

    Müddesir Suresi 6.Ayet’te de :” Ceketi ile gelinir, ceketi ile gidilir, “ hükmü vardır.

             Şimdi sorma zamanı. Bizdeki son yılların erklilerinden hangisi “ ceketiyle gelip, ceketiyle gitti?” Halka hesap vermenin yolları var. Denetim kurulları var.

    Hesap uzmanları var. Neden yetkileri ellerinden alınır da Türkiye’nin altını oymaya çalışan ABD’nin şirketi olan Mckinsey’le anlaşılır?! Yaz -boz tahtası mıdır devlet çarkı ?

     

              Atatürk ve arkadaşları kulube kurmadı; Onlar Devlet kurdular. Eğer , aymazların dediği gibi savaşı “ Yunanlılar kazansaydı” , kendilerinin olmayacağı gibi, Anadolu’da

    Minarelerinde ezan okunan camiler de olamayacaktı.

     

             Resmi ağızdan Atatürk’e laf edemeyenler, arkadaşları üzerinden onu yıpratmaya uğraşıyorlar. Onu dünya yıpratamamış ki siz yıpratabilesiniz !

             Küba lideri Fidel Kastro’nun bir sözü var, bunu unutmayınız.

           “ Türk’ler Atatürk’ü Allah’a, kalan her şeylerini de Atatürk’e borçludurlar.”

    İkide bir yanlış sözler söyleyip sonunda utanacağınıza Atatürk’ün ulusal bütünlük kavramında, üretime ve eğitime yönelerek ülkemizi mutluluğa , kardeşlik ve barışaya taşıyınız.

             Başka kurtuluş aramayın . Bilim yolunuzu aydınlatsın.

           “ HAYATTTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR “ ve “ Bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse BİLİMİ seçin” diyen Atatürk hepimizin önderi olsun ki bu verimsiz, kıraç ve ilkesiz kargaşalardan kurtulalım.

             Not:  Kurtuluş  Savaşı komutanları, erleri ve kurtuluşa hizmet eden her birey Ulusal kahramandırlar . Onlar için laf üretenler, önce vicdanlarını aklasınlar.

    (10.10.2018)Kazım Memiç

    Yorumlar (1)

    Yorum yaz
    1. Mehmet Ali Demircan
      2018-10-12 00:16:42 Mehmet Ali Demircan

      Yüreğiniz gönlünüz dert keder görmesin değerli hocam... ne güzel açıklamışsınız üstüne söz düşmez... Tek diyeceğim. Gerçek müslümanlar yalan konuşmaz, İftira atmaz, halkı kandırmaz. Yapanlar sadece kendilerini aldatır.... Bizler siyasetçi değiliz amma çıkarımız için de asla gerçekleri inkar etmeyiz... Görünen köy de kılavuz istemiyor... Evet bakın ne güzel demiş... “ Türk’ler Atatürk’ü Allah’a, kalan her şeylerini de Atatürk’e borçludurlar.” Fidel Kastro Ne yazık ki onu yok etmeye çalışanlar bir gafletin içinde olduklarını hala idrak edemediler... Gaz lambası ile Bir ülkeyi yeniden inşa edenleri ampule gelenler ülkeyi yok ediyorlar ve karalamaya çalışıyorlar.. Tarih ihaneti asla affetmez... Aklımızla oynamaya çalışanlar büyük yanılgı içindeler... dilerim tez vakitte uyanırlar... saygılar...

    Yorumlar

    tüm yorumlar