Andımıza ANT Olsun ki…

Ben ulusum, “Türk Ulusuyum “ ben. Binlerce yıldan beri onurumu çiğnetmedim.   Dağlar , denizler aştım, uzak diyarlara ulaştım; uygarlıklar kurdum ben. Milletlere Egemenlik verdim, egemenlik aldım. Başım dik,gözüm pektir b...

Ben ulusum, “Türk Ulusuyum “ ben. Binlerce yıldan beri onurumu çiğnetmedim.

 

Dağlar , denizler aştım, uzak diyarlara ulaştım; uygarlıklar kurdum ben. Milletlere

Egemenlik verdim, egemenlik aldım. Başım dik,gözüm pektir benim.  Hoşgörü töremde

Vardır. Sahiplenir, koluma alırım. Yalnızlık hissettirmem. Değer de veririm. Koluma gireni

Yarı yolda bırakmam. Dostluk elim elindedir yazgısızların. Ancak , biri tersten dolanır,

ekmeğimi çiğnerse, yoluma çalı olmaya kalkarsa, vay onun haline. Yıldırım olur düşer, ateş olur yakarım, Ergenekon’dan gelir gücüm, Mete kaan’dan beri yaylalar benim, ovalar dağlar benim. Mustafa Kemal’de bütünlenir erdemim.

 

          Andımıza ANT olsun ki kızmaya başladım. Seçtiklerim , görevlerinin dışına çıkarak

kendi hayallerini uygulamak isterlermiş!  Değişiklikler de yapmaya başlamışlar, uyur gibi görmesinler beni. Sabrım yücedir, ancak bir celallenirsem, ayranlığım bir kabarırsa  beni kimse durduramaz.1950’li yıllarda böyle sapmalar olmuş,  Ulus olarak zarara giderken zamanın Eğitim Bakanı (Maarif Vekili) Tevfik İleri bir basın toplantısında:

       “  Sizler, zirveye çıkardıklarınızı, 24 saatte çukurun dibine indirirsiniz.”demişti.â

         Sabrımın tükendiği anlar beni kimse sakinleştiremez. Yasalarım vardır, ahlak yasalarım.

Ancak buna yazılı yasalar da eklerim. Çünkü çoğum ben. Milyonlarcayım. Seçtiklerimi de Antlarla bağlarım. Olur ya günün birinde şaşar – yanılır , para hırsına kapılırlar diye yemin de ettiririm. Burada yeminleriyle yazıyı uzatmak istemem, ama şunu olsun söylememe izin verin.

İster Vekiller, ister Cumhurbaşkanı olsun “ Atatürk ilkelerşne bağlı kalacağıma, Cumhuriyet ilkelerini savunacağıma Büyük Türk Milleti önünde namusum , şerefim üzerine ANT İÇERİM” özünde yemin ederler.

            Peki, “Memleketin dahilinde bulunan iktidarlar şahsi menfaatları uğruna “ ülkeye zarar verdiklerinde , ben de uyanmaya başlarsam ne olur? İşler karışmaya başlar o zaman.

Çarşı – Pazar beni uyarır oldu; cebim bana ihanet etmeye başladı. Neden cebimdeki,â beni kandırıyor da çocuklarıma aldığım bir sakızı bile alamaz oluyorum!..

 

            Kızmaya başlıyorum ha!..

            Öfkeleniyorum. Öfkemi tutamaz hale geliyorum.

            Ateşleniyor sabrım. 

            Bir katarsam önüme süpürür geçerim.

            Sabrım iğnelenmeye başladı!

            Türk Ulusuyum ben, bırakmam, bırakamam ülkemi.

            Satmam, sattıramam doğamı, dağlar özgürlüğümdür.

            Güneşim özgür doğdu, özgür doğacak.

            Karanlık duvarları yıkar, atarım ha.

            Kızdığımda köprü kalmaz yıkılmadık

                       Kim miyim BEN?

                       Ben Yurttaşım , görmüyor musunuz?

                       Burnumun direği sızlamaya başladı.

                      Korkum bundan.

                      Burnumun direği sızladığında kuşkulanırım.

                     Birileri yeminlerini  unutmuş, aykırı gidiyorlar

Ben TÜRK ULUSUYUM. Bu ulus kimdir? Kimlerden oluşur? Ne demişti Atatürk:

“ Türkiye Cumhuriyetini kuran halka TÜRK DENİR.”

Bu tanımda kafatasçılık var mı? Topluca biz Türk’üz.

Anadolu’da biz kardeşiz. Biz ana- babayız. Oğullar – kızlarız.

 

         Kimler, kimlerle bir olup, birliğimizi bozmak istiyorlar?

Ne demişti İnönü? “ Haini en çok olan ülke Türkiye’dir. Ta Haçlı Seferlerinden beri Türkleri

Anadolu’dan atmak, Batı’nın hedefidir.Yüz yıl önceden bu yana ise , önce Mondros, sonra da

Sevr boğmacası ile 600 yıllık Osmanlıyı silerek , Türk varlığına son vermek hayal değilken

Mustafa Kemal’ın varlığı ısteklerini boğazlarına tıkadı ve  istekleri hayal oldu.ancak bu

Yenilgiyi unutmayan Batı acemi iktidarlara yerli üretimi bıraktırarak, dış alımı önerdiler.

Özelleştirmelerle işleyen fabrikalar kapatıldı. Borç yığıldıkça yığıldı,döndürülemez hale geldi.  Bu durum , ekonomiyi duvara toslattı.  Babalar, çocuklarına bir sakız alamaz duruma düşünce “ hımmm(!) dedi. Uyandık mı ?

           Kızmaya başlıyorum ha!

           Kızmaya başladım bile; kim miyim? Kime mi kızıyorum?

           Ben halkım be duyarsız seçtiklerim HALKIM BEN! Seni seçenim !–

 

           Daha dün, alın terim olan fındığımın halini bile konuşmaya değer bulamadınız!

Siz kimin vekilisiniz? Bana ihanet ederken  hiç mi vicdanınız sızlamadı? Beni açlığa terk ederken bilmem İtalyanın şirketi mi sana gıyak yaptı, Almanyada ki “ Fındık Borsası” mı?

 

          Yoksa bu yanlışları gizlemek için mi Gündem değiştiriyorsunuz ?

         

           ANDIMIZ VARDI . Çocuklarımıza Ulusumuza güven ,  Türklüğe  onur olan.

Ne oldu da Yargı kararına hep birlikte direnmeye başladınız?  1933 yılından beri coşkuyla söylenen “ Sabah Andı” birilerine battı ki düşman oldunuz Türklük’e!

           ABD , bir kişiyi vatandaşlığa alırken, önceki kimliğini reddettirerek , bundan sonra

ABD için var olacağına yemin ettirirler. Kime sorsanız “ ben ABD  yasalarına vağlıyım der.

Fransız yurttaşı , Fransız olmakla övünür.  Neden Türk vatandaşının asıl kimliğini yatsıyarak “TÜRK’üm” demekerine karşı çıkıyorsunuz. Size etnik kimliğinizle iş yaptıran, ya da etnisite ile işlem yapan bir yasa mı var uygulanan?

           Siz iktidardakiler, bu yerlere  Atatürk Cumhuriyeti’nin laik eğitimden geçerek buralara geldiniz. Hele bir Sevr gerçekleşseydi, kimliğiniz bile olmayacaktı.  Şimdi bulunduğunuz yerde size alt kimlik soran var mı?  Ekonomiyi çökerttiniz. Gündem değiştirerek Andımızı ortaya attınız.

         Türk’üm , demek suç mu ? Türklükle övünürüm gururla.

         Doğruyum.  Siz doğru değil misiniz? Onun için mi yasaklıyorsunuz?

         Çalışkanım. Sizler borçla yaşamaya alıştınız. Türk olan çalışkandır, üreticidir.

         Küçükleri korumak! Sizce büyük suç. Öyle  olmasa Ensar’da  olanlar olur muydu!..

         Büyükleri saymak! Hay Allah, Büyükler sayılsaydı, günümüz laçkalığı olur muydu?

         Yükselmek . Akıllara zarar olmalı ki vazgeçtik , ortaçağadır hedef , doğru değil mi?

        İleri gitmek, kötü bir şey ki fabrikaları kapattık, üretmiyoruz artık.

        Varlığımızı TÜRK VARLIĞINA armağan etmek; kime edilmeliydi. Yoksa siz ABD ,  ya da

AB yurttaşı mısınız ki oradaki yemininizi korumak istersiniz?

        

         Her Ulusun , çocuklarını ulusal bütünlükte birleştirmek için değerleri vardır. Bu değerlerle büyüyen gençlik vatanına sahip çıkar. Bizde son yıllardaki eğitimde, yurttaşlığın anlamı  algılarda iz bırakmadığındandır ki yetişen gençlerde “ vatan sevgisi “ kavram olmaktan çıktı. İnsanlar arasındaki sevgi, saygı bağları yok edildi. Çok öne alınan İHL’lerde bile ahlak kavramları sorgulanır oldu.

         Yanlış bir, olmadı iki kere yapılır. Üçünü de yanlış sürerse bu bilerek yıkıma taş döşemek demektir. Türk eğitimi dibe vurmuşsa, buradaki yanlışlar düzineye vurmuş olmalı ki  dünya sıralamalarında Afrika’nın üçüncü dünya  ülkeleri ardında taş toplar olduk.

        45 yıllık Eğitim uygulamalarımdan tanığım ki Türk çocukları zekidir. Sizler boş zeminlerde koşturursanız pırıl pırıl zekaları çamura bularsınız. Uyguladığınız programlarla ,çocuklarımız ANADİLLERİNİ bile öğrenemiyorlar. Değil, ilk ve orta öğretim, üniversite gençleri bile iki satır meramını anlatanıyor. Yazım kuralları bile yok!  Hatta şimdiki gençler

Ünlü harflari bile kullanmadan yazabiliyorlar.

 

          Eğitim disiplin ister. Zaten disiplin olmayan bir yerde asla başarı da olmaz. Okulları ziyaret ettiğimde gözüm ÖĞRETMEN ARIYOR!  Bulamıyorum… Kılık kıyafet, duruş ve örnek oluş  hiç mi hiç yok. Bunda suç Ulusal Eğitimi planlayanlarındır. Okul kadrolarını siz liyakatla değil de kafa yapısına göre oluşturursanız varacağınız yer başarısızlıktır.

          Uyguladığınız ekonomik sistemsizlikte A4 kağıdı bir yılda üçe katlanarak topu 7 liradan 22 liraya çıkınca,okullar, veliler şaşkına döndü. Velilere yaranmak için , okullar kayıtlarda para alamaz diyorsunuz, sonra da okullara kırtasiye parası da göndermiyorsunuz. Ne yapacak okullar? Atadığınız yönetim zorda kalacak, yalanlarla yine velilere yüklenecek, onları zorda bırakacaksınız.

         

            Beyler olmaz . Ulusal birliği öncelikle eğitimle aşma yolunu kazandırabileceksiniz  ki zorlukları aşmada birlik sağlayabilesiniz. ANDIMIZ , Öğretmenlerin de andıdır. Bizler sabahları okuttuğumuz andın içeriğinde öğrenci yetiştirmek yükümlülüğündeyiz. Yoksa uğraşımız boş olur.

          Ulusal Eğitimde şu sözü yinelemekten kendimi alamıyorum .

         “ Yetişecek çocuklarımıza ve Gençlerimize, görecekleri eğitimin hududu ne olursa olsun, ilk önce ve her leyden önce TÜRKİYE’nin geleceğine, kendi benliğine, ulusal geleneklerine aykırı olan  bütün unsurlarla savaşma gereği öğretilmelidir” (1922) Böyle diyor Atatürk.

 

          Ulusal birlik bozulma yolunda ilerlemek durumundan derhal vazgeçilmelidir. Bu günlerde, yıkıcı bir uygulama da ne menem düşüncede olunduğunu gösteriyor. Trafik levhalarında iki Alfabeyle yazıldığı resimleniyor sanal medyada. TÜRKÇE  / ARAPÇA!

Şimdi sormak zorundayım : Türkiye ne zaman iki resmi dilli oldu ? Bu uygulama Türkiye

Yasalarına aykırı değil mi? Hangi yasa dinlemez yetkili bunu becerebiliyor?

          TBMM üyeleri sizin öncelikli göreviniz ülke bütünlüğünü sağlamak değil mi ?

          Sizler, muhalefet yetkilileri, biz sizi uyumanız, bol maaşla gevşemeniz için mi

TBMM’ gönderdik. Görevinizi yapmazsanız Tevfik İleri’nin  sözlerine muhatap olursunuz.

          Bu millet asildir. Sabırlıdır. Hoşgörülüdür; ancak ayranlığını kabartmayın. Ne yapacağını yaptıkları zaman görürsünüz de iş işten geçmiş olur.

     

       Sizler, “ Çocukların Sabah Andını”  bırakın da kendi yaptığınız ANT için  yoldan çıkmayın. Biz halkız, haklarımızvar. Yurttaşız sorumluluklarımız olduğu kadar , olumsuzlukları sormak gibi hakkımız da olduğunun bilincindeyiz. Sakın Yanlış tahtaya oynamayın.

(24.10.2018) ___________Kazım Memiç

Yorumlar

tüm yorumlar