BİZİ KİM KURGULUYOR?

  Karmaşıklık üzerine kurulu yaşadığımız dünya, çağımızın olmazsa olmazı teknolojinin gelişmesi ile birlikte daha da içinden çıkılmaz bir hâl aldı. Şüphesiz saymakla bitmeyecek teknolojinin faydaları, daha sonralarda ...

 

Karmaşıklık üzerine kurulu yaşadığımız dünya, çağımızın olmazsa olmazı teknolojinin gelişmesi ile birlikte daha da içinden çıkılmaz bir hâl aldı.

Şüphesiz saymakla bitmeyecek teknolojinin faydaları, daha sonralarda sosyal medyanın ortaya çıkması ile herkesin istediği olayı istediği yöne çekmesi, isteyenin istediği konuyu değiştirmesi ve insanlara farklı şekilde lanse etmesi ile zararlı hâle gelmeye başladı.

Ülkemizin de kaos içinde olduğu bu dönemde sosyal medyadan paylaşılan yalan yanlış haberler, insanları farklı yönlendirebilmekle beraber, o yanlış yönlendirilen kişiler, yapılan bu yönlendirmeler ile yanlış düşüncelere kayabilir.

Ekonomik, siyasî, askerî ve toplumsal duyarlılık ile ilgili sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımların, ülkenin gidişatını yönlendiren doğru ya da yanlış olaylarla dolu olduğunu görüyoruz. Maalesef bu da bizi hem neye inandığımızı hem de neye inanmak istediğimizi sorgulamamıza neden oluyor.

"Bizi Kim Kurguluyor?" sorusuna değinecek olursak öncelikle kurgulamak kelimesinin anlamına bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Kurgulamak; düşte, düşüncede yeniden oluşturmak demektir.

Bu tanımı insanlar üzerinde uygulamak, akılalmaz bir vahşete dönüşebilmekte ve hiç hayırlı olmayan sonuçlara itebilmektedir.

Hiçbir zaman kendi düşüncemizi dile getiremeyeceğimiz, düşüncelerimiz yüzünden yargılanıp hatta öldürdüğümüz, yaptığımız işi savunmak için bile bizi kurgulayanların kurallarına göre savunabildiğimiz, değer verilmeyen, değer vermeyen, adeta kukla gibi yönlendirilen, robotlaşmış bir toplumun parçası hâline gelmiş bir ülke düşünün.

Sonra bu ülkeyi alın ve bizi bu olaylara iten asıl sebep ile, yani bu işin arkasındaki el ile, gerçek kurgulayıcılarla çok ihtiyacımız varmış gibi dost olun, aralarına sokmaya çalışın... Bahsettiğim ülkeyi tanıdınız mı? Peki ya bizi kurgulayanların ekmeğine yağ sürenleri?

Klişelerle kişilerin zaaflarını kullanan kişilikten yoksun kimliksizler ve sadece bizim ülkemizde değil birçok ülkeye aynı politikayı uygulayanlar, azınlık haklarını sadece kâğıt üzerinde tanıyanlar ama göçmenlere asimilasyon politikasını uygulamayı görev edinen de ne yazık ki aynı el ve aynı kişiler...

Peki tüm bu kirli eller bütün bunları nasıl oluyor da başarıyor? Iki şekilde. Birincisi eğitim sisteminin yapılanması ikincisi ise insanların zaaflarından yararlanarak, yani ahlâkî, dinî ve millî duygularını sömürerek...

Eğitim sisteminin yapısını kendi asimilasyon politikasına göre düzenleyen bu kirli eller, yurt dışında yaşayan iki dilli insanlara eğitim verirken okullarda Türkçe konuşmayı yasaklıyor. Yurt dışından Türk eğitimci getirmek yerine kendi ülkesine mensup kişileri seçip hem dil hem de eğitim hakkını kısıtlıyor.

Kâğıt üzerinde haklar tanınsa da kısıtlamalar ve zorlamalar yerini dışlanmaya bırakıyor. Bu da asimilasyonun git gide ilerlemesini sağlıyor.

Çoğu ülkenin dil politikasına baktığımızda; ülkeye gelen göçmenler, mülteciler ve sığınmacılara yönelik kendi dil haklarını tanımakla beraber kişinin anadilinin gelişmesi ve yayılması için yasalar çerçevesinde hiçbir şekilde maddi veya manevi bir destek sağlamamaktadır.

İnsanların zaaflarını sömürme konusuna gelince; bir insanın dili, bayrağı, dini ve ahlâkı en önemli ve vazgeçilmez zaafıdır. Sadece bizim ülkemiz için değil, her ülke için bu durum geçerliliğini hiçbir zaman yitirmez. Bu duyguları, içinde yoğun bir sekilde yaşayan kişiler tabir-i caizse daha kolay gaza gelir. Tabii bu da algı operasyonu yapanların işine gelir.

Yapılan algı operasyonunun en garantili ve çabuk yayılma politikasının sosyal medya üzerinden olduğu gerçeği göz önüne alınırsa, bizi kurgulayan aslında teknolojinin yeni yüzü sosyal medya ve bunu kullanan, daha doğrusu kullanmayı bilmeyen kişilerin ta kendisidir.

Özellikle ülkemizdeki siyasî ve askerî olayların hiç durmadığı bu kritik dönemde, kullanmayı bilmeyen, araştırmayan, aslı astarı nedir diye hiç bakmayan kişiler, paylaşılan bilginin yanlış olduğunda nelere mâl olabileceğini, sonunun nereye gidebileceğini hiç düşünmeden tabir-i caizse adeta paylaşım rekoru kırıyor.

Teknolojinin nimetlerinden faydalanmakla birlikte, ülkemiz; kötü emelleri planlayan kirli ellerin sosyal medya gücünü kullanarak bizi yönlendirmesine esir olma aşamasını çoktan geçmiş durumdadır.

Her denilene inanmayıp, kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeyip, yine teknolojinin ve sosyal medyanın gücünü iyiye kullanırsak bu oyunu bozamamamız için hiçbir sebep yoktur. Onları kendi silahıyla vurmak için önce bilinçli, sabırlı ve istikrarlı olmak gerektiğini de unutmamak gerekir.

Daha parlak, daha aydınlık ve barış dolu bir geleceğin, herkesin çabasıyla tüm dünyayı kaplaması dileklerimle...

Yorumlar

tüm yorumlar