ÇOCUKLAR HEP MASUM MU?

Şu içimizde sakladığımız, bizi masum tuttuğuna inandığımız çocuğa dönüp bir baktığınız, ara sıra onu azarladığınız oluyor mu? Ben kendi çocuklarımı ara sıra azarlamakla yetinmiyor, dönüp arada bir de o çocuğu azarlıyo...

Şu içimizde sakladığımız, bizi masum tuttuğuna inandığımız çocuğa dönüp bir baktığınız, ara sıra onu azarladığınız oluyor mu? Ben kendi çocuklarımı ara sıra azarlamakla yetinmiyor, dönüp arada bir de o çocuğu azarlıyorum. 

 

     Çocuk deyip geçmemek, yapılan her hatayı affetmemek gerek. O çocuk değil midir, kedilerin kuyruğuna teneke bağlayan. O değil midir atmaca ile kuş avlayan, kargalara taş atan, kuş kapanı kuran. 

O değil midir bazen bir kibritle, bir çakmakla oynama merakı yüzünden evi ocağı yakıp kül eden? O değil midir hiç düşünmeden ayıbını kusurunu insanın yüzüne pat diye söyleyiveren?
Acımasızdır çocuklar. Arkadaşının topunu sırf kıskançlık yüzünden kaşla göz arasında gizlice patlatıverir. Fakir arkadaşının gözünün içine baka baka yeni, gıcır gıcır bisikletine binip, akşama kadar hava yapar. Arkadaşlarına ne zaman kızsa onu en çok nasıl üzeceğini bilip, Kel Ali, Kör Necmi, Piç Veysel diye bağırmaz mı? Aklına estiği zaman arkadaşına çelme takıp, onu iki seksen yere uzatmaz mı? Oyuncağınla oynama niyeti olmasa bile, arkadaşı istediğinde köşe bucak saklayıp arkadaşını üzmekten zevk almaz mı?

     Bir yanım saklamak istiyor içimdeki çocuğu. Onun masumiyeti, olur olmaz şeylere sevinmesi, samimiyeti, deli cesareti, ölçüp biçmeden maceralara atılması çok güzel. Aklın ve kalbin kavgasını pek yaşamıyor çocuk. Aklına eseni, estiği anda yapıyor. Önüne gerilen tel duvarların altından eğilerek geçiyor. Bahçe duvarlarına tırmanıp öte yana atlayıveriyor. Bir oyun için gerekirse bir araba dayağı gözünü kırpmadan yemeye razı oluyor. Saklandığı merdiven altında ya beni bulamazlarsa endişesini hiç duymuyor, sadece bulunacağı anı düşünüp kalbi hop hop atıyor.
    

     Çocukken güzel her şey ama büyüdüğümüzde değişiyor ne yazık ki.
Bazen içimizdeki çocuğun cesareti ve masumiyeti ile davranıyor, sonra büyüdüğümüzü fark edip duruveriyoruz. Oyunu bırakıp giden, baştaki oyun kurallarını hiçe sayan, mızıkçı diye arkasından yapılacak alaylara omuz silkerek katlanan o çocuk gibi.

 

     İçimizdeki çocuk yüzünden bazen de istemeden can yakıyoruz. Yapabilirim, edebilirim, gidebilirim zannediyoruz. İstemeden yaşattığımız üzüntüler, bize yaşatılan üzüntüleri unutturabilir mi? Bizi üzenleri anlayıp onları affetmemizi sağlar mı? İyi niyetli ve samimimiymiş, yaşadığı bir anlık çocukça heves yüzünden böyle davranmış, aslında suçsuzmuş diyebilir miyiz? Desek bile bizim üzdüklerimiz de bizi affetmek için bunları mı yaşamalı?

Susturmalı mıyız içimizdeki o yaramaz çocuğu.

O susarsa bizler de mi susarız yoksa??

 

Yorumlar

tüm yorumlar