Ebussuud mudur, nedir?!..

Bu soruyu  bize sorduran eylemlerin sahibi olan bir insanın davranışlarında Olumsuzluklar olmalı ki böyle bir başlık atayım. Yoksa , bilgilendirmelerde böyle anlatımla girilmez konuya. Bir Ebussuud var. İskilip doğumlu, Osmanlı sarayında Şeyhülis...

Bu soruyu  bize sorduran eylemlerin sahibi olan bir insanın davranışlarında

Olumsuzluklar olmalı ki böyle bir başlık atayım. Yoksa , bilgilendirmelerde böyle anlatımla girilmez konuya. Bir Ebussuud var. İskilip doğumlu, Osmanlı sarayında Şeyhülislam’lığa kadar yükselmiş sözde bilim adamı; gerçekte Türk düşmanı.

             Suçlayışlı bir dille başladığımı biliyorum. Ancak, doğru olduğu da eylemleriyle sabit.

             1490 İkilip doğumlu olan, 84 yaşında (23.8.1574) ölen Mehmet Ebussuud için, Peçevi

Tarihi , “ O tartışmasız bir Engizisyon yargıcıdır,” ifadesini kullanır. Ona göre, “ Oruç tutmamak, namaz kılmamak Yezit’e lanet etmek, Yunus’an deyişler okumak”  gibi sudan

Sebeplerle derhal cana kıyar. “ Kızılbaşların toplu ölümleri helal olup, bu din uğruna yapılan en büyük savaştır ve bu savaşta ölmek şehitliğin en ulusudur(!) “ fetvası da onundur.

Osmanlı’da kızılbaşların müslüman olmadıkları inancı vardır. “ Kızılbaşların katli diğer kafir katlinden daha sevaptır “ derler.

            Biraz daha açalım dilerseniz. Kanuni döneminde 30 yıl Şeyhülislamlık yapan Ebussuud,Türkmen’lerin katledilmelerinin de zirvede olduğu yıllar olarak bilinir. Evliya mertebesine çıkarılan bu kişi “  Yedi kızılbaş öldürene cennetin anahtarını verir!”

           Bu davranış, ne dinde , ne de sosyal varlıkta taban bulamaz. Zalim bir cellattan başka bir etiketi olmayan biridir. Bu kişinin fetvaları doğrultusunda , Hırvat kökenli , Nakşibendi tarikatından olan Kuyucu Murat Paşa, Sadrazam olunca , Anadolu’da geniş bir Türkmen katliamı başlatır. 155 bin Alevi Türkmeni kazdırdığı kuyulara diri diri gömdürür.  Hatta, aman dileyenler için de :

            “ Vurun şu pis Türk’ün başını (!)” sözü, acımasız bir Türk düşmanı olduğunun kanıtıdır.

Köprülüler devrinde de devam eder katliamlar.Osmanlı Vakanüvistleri Naima ve Hoca Sadettin  gibiler olayları ballandırarak anlatırlar ve Türkler için, İdraksiz Türk, nadan (kaba Türk) gibi sıfatlar kullanırlar.

            Nef’i bile şiirinde , “ Türk’e Hak çeşme-i irfanı yasak etmiştir” .( Tanrı Türk’e irfan çeşmesini yasaklamıştır) diyerek başlatılan Türk düşmanlığını yaymayı sürdürür.

           1499 ‘da Divan-ı Hümayun yazarlarından Hafız Ahmet Çelebi yazdığı şiirinde:

 

         “ Türk’ü zannetme ki ola adem

            Türk ile oturma durma bir dem

            Şeker olsa eline  Türk ola sem

            Ser-i edrak-ı kesip hiç yeme gam

            Uktül-üt Türke velev kane ebbak”

            ( Sakın Türk’ü adam sanma./Türk ile asla yan yana gelme / Elindeki  şeker Türk olsa

O seni zehirler / Türklerin başını hiç üzülmeden kes / Öldür Türk’ü baban bile olsa !)

 

        Bütün bu edepsizliklerin yolunu  Şeyhülislam Ebussuud Efendi açmıştır.   Ve üstelik , padişahları memnun edecek her kararı fetvaları ile desteklemiştir. “ Devlet-i Alinin bekası için” diye başlayan kardeş öldürmeleri , hangi dinin esasıdır ki bu konuda çok çok can yakılmıştır. Ölüm korkusu ile büyüyen, hasbelkader önü açılıp Padişah olan bir kişinin devlet yönetiminde başarısı olabilir mi? Dizilerden tanıdığınız Şehzade Mustafa’nın katline “ OLUR”fetvası veren kimdir ?

           Türkler , Fatih devrinden itibaren Saraydan uzaklaştırılır,  bu, zamanla Türk Düşmanlığı

Olarak gelişir.. Bütün dönemlerde önü kesilir Türk’ün, devlet yönetiminde yer verilmez.

 

         Neden bunları anlatmak zorunda kaldım… Kısa olacak söyleyeceklerim.

       

       Samsun Büyükşehir Belediyesi yıllar önce, Kentimizin Salahiye Mahallesinde  bir Caddeye Türk düşmanı bu kişinin adını vererek;

“ EBUSSUUD CADDESİ “ adıyla onurlandırmıştır.

          Konu , duyarlı yurttaşlar tarafından gündeme getirilerek , bu ismin kaldırılmasını istemişler, isteğe olumsuz yanıt verilinde, konu yargıya intikal ettirilmiş, olumlu- olumsuz kararlar sonucu ANAYASA MAHKEMESİNE kadar

Uzamıştır. Yargı elbet bir karara varacaktır.  

          Sormak istediğim soru şudur:

         Eylemleriyle Kesin Türk Düşmanı olan Ebussuud Efendi’nin adını kentimizde bir caddeye vermenizde ulusal bir bilinç var mıdır? Sizler de mi Ebussuud gibi düşünüyor da bu ismi değiştirmiyorsunuz? İsmi verirken , yüz

binlerin  katline yol açan bu kişinin kanına sizler de ortak olmuyor musunuz?

 

        Yoksa sizler de; “ Öldür Türk’ü  baban bile olsa(!)” diyenlerden misiniz?..

Yorumlar

tüm yorumlar