RUH SAĞLIĞIM NASIL MI?

  Toplumsal olarak hepimiz farklı sıkıntılar içinde yaşıyoruz. Etrafıma göz attığım zaman “evet ben çok mutluyum” diyen insan sayısı az. Bazen de mutsuzluğunu gizlemeye çalışanlar, mutlu olduklarını söylüyor. Sokak...

 

Toplumsal olarak hepimiz farklı sıkıntılar içinde yaşıyoruz. Etrafıma göz attığım zaman “evet ben çok mutluyum” diyen insan sayısı az. Bazen de mutsuzluğunu gizlemeye çalışanlar, mutlu olduklarını söylüyor. Sokakta avaz avaz bağıran adamın sözleri içimi dağladı “açım, çocuklarım aç” diye bağırarak gidiyordu. Arkadaşım” adam kafayı sıyırmış” dedi. “Yok, aslında insan çaresiz kalırsa ne utanır ne sıkılır işte böyle bağırır” dedim.

Ekonomi almış başını giderken, sebze ve meyveyi alırken kafanızdan hesap yaparken, hele ete elinizi uzatıp uzatıp çekerken mutlu olunmuyor. Çocuğunuzun yaşam ilacını boynunuzu büküp televizyonda can hıraş isterken de mutlu olunmuyor. Çocuğunun okul defterini kitabını alamaz duruma düşünce, insan neye saldıracağını bilemiyor. Gazeteyi okurken baştanbaşa cinayet yazıları, çocuk tacizleri sanki otomatiğe bağlanmış gibi, zaten moralin bozuluyor. Son zamanlarda hayvanlara yapılan işkenceler başlı başına sinir bozucu. Cani düşüncelerle hareket eden ruh sağlığı bozuk bu insanların aramızda yaşaması da cabası. Gel de sakinleşmeye çalış.

Yapılan inşaatlar yarım kalmış, insanlar kiralarını veremiyorlar, trafik canavarları ortalıkta kol geziyor. Her kes istediği gibi düdüğünü öttürüyor. Bir keşmekeşlik içinde, daha seçim listesini bile doğru dürüst yapamazken, insanların hile hurda işlere daha fazla ilgi göstermesi,  aile kavramımızın, bayramlarımızın, değerlerimizin yavaş yavaş bozulması ve bütün bunların açık açık yaşanması insanın sinirlerini bozuyor. Komşulukların, paylaşımların, iletişimin, minimize olmasından, çocuklar ve gençler adına endişe duyuyor insan... İşsizlik, işten çıkarılma da bu ekonomi kıskacında yaşamı daha da zorlaştırmakta. Kimse tanımadığı insanla konuşmak eleştirmek istemiyor, artık iletişim yok bağırmak var hem de fütursuzca.

Sanki bir otobüse binmişiz, ama frenleri tutmuyor, otobüs deli gibi gidiyor ve başımıza ne geleceğini üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyor ama bir şey yapamıyoruz. Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum durdurun otobüsü inecek var diye. Ama kimse duymuyor. Bu otobüs nereye kadar gider nerde durur ve içindeki bizler ne olabiliriz, işte kendimi öyle hissediyorum. Hep kendimi bir koruma altına almanın telaşı var içimde.

Kalabalık yerlere gitmek istemiyorum. İnsanlarla konuşmaktan düşüncelerimi anlatmaktan, korkuyor muyum?  Şöyle şen şakrak eğlenebilsek dilediğim gibi bağırıp çağırabilsem,  düşüncelerimi, sıkıntılarımı paylaşabilsem, ama olmuyor. İnsanlar mutsuzken sen nasıl mutlu olabilirsin, ayağına pranga vurulmuş gibi yaşarken.

Hiçbir şeye motive olamıyorum. Olaylar ruh sağlığımı fazla etkiliyor. Aslında bilinmezi düşünmek ya da merak etmek insanın ruh sağlığını daha da çok etkiliyor galiba.

Sayın Bahçeli “Ruh Sağlığı Yasası çıkaralım çoğunluk sakinleştirici kullanıyor “dedi. Doğru söyledi,  işin içinden çıkamayan çoğunluk sakinleştirici kullanıyor. Ancak bu “Ruh Sağlığı Yasası” her ne ise, aslında anlamadım yasada ne yazacak, çözüm mü? Çözüm o değil çözüm ülkemizdeki insanların beklenti ve arzularının yerine getirilmesi, ekonominin düzelmesi, mutlu nesiller yetiştirebilmektir.

Uzun süre yurt dışında kalıp da dönünce arkadaşlar sordu,” en çok neyi sevdin” diye. Kısa ve öz “İnsan olarak değerli olduğumu anlamayı sevdim” dedim. Ne acı değil mi? Sana insan olduğunu hissettiren bir duyguyu, bir başka ülkede hissetmek.

Sevgiyle kalın…

Yorumlar

tüm yorumlar